Van Depremini Vahyin Işığında Okumak
..        
Önümüz ve sonumuz, dünümüz ve yarınımız, her işimizin başı, ortası ve sonu O'nun adıyla ve O'nun adınadır. Varlık, Allah yaratınca var oldu. Beşere ruh, O'nun dilini anlasın diye üflendi. O ruhla birlikte irade, akıl ve konuşma O'nun kelamı muhatabını bulsun diye verildi. Ve 'beşer, O'nu anlamak için “insan”oldu.
“Yeryüzü (aniden) korkunç bir depremle sarsıldığı zaman , tüm maddi-manevi ağırlıklarını çıkarttığı zaman….” (Zilzal 99/1-2)
Deprem, kıyametin provasıdır. Baki olanın, fani olanı dostça uyarmasıdır. Deprem, her şeyin sağlamının ayakta kalmasıdır. Evlilerin evsiz, yerlilerin yersiz kalması hiçbir şeyin eskisi gibi olmamasıdır. Deprem, Allah'ın ayetlerin- den bir ayettir. Allah'ın yarattığı, kudret elinin değdiği kainattaki bütün olaylar Allah'ın bir ayeti işaretidir.
Deprem meselesinde insanlar, baktıkları yere ve bakış açılarına, birikimlerine, seviyelerine ve inançlarına göre değişik sonuçlara varırlar. Deprem ve diğer tüm afetler karşısında insanoğlunun konumu ne olmalıdır?
Öncelikle insan afetler karşısında zayıf olduğunu hissediyor. İnsanoğlunun üstünde gezindiği yeryüzünün, eğer başını biraz kaldırınca nasıl üstünde duramayacağını görüyor ve değerini anlıyor. Kendi zayıflığını ve acizliğini de görüyor insan bu felaketler neticesinde.
Kuran'a göre deprem ve diğer afetler insanlar için bir uyarıdır, imtihandır, sınamadır. Bizler bütünü göremediği- miz, parçayı gördüğümüz için bu felaketler imtihanının, kimin için musibet, kimin için hayır olacağını bilemeyiz.
Bunun için deprem ve afetler sadece ve sadece beladır, musibettir gibi görüşler yanlış olur. Bu şekilde zihin okumalarından kaçınmalıyız.
Van'da olan deprem karşısında cezalarını buldular demek yanlış bir okuma olur. Bu bir uyarı da olabilir, bizim bilemediğimiz Allah'ın bildiği bir ikram da olabilir. Bize şer gibi görünen hayır olabilir. Van depremi oradaki insanların önünü açmak için ilahi bir fırsat olabilir. Sizi Allah'a yaklaştıran hastalık mı beladır, sizi Allah'tan uzaklaştıran sıhhat mi beladır. Mutlak hayrı biz bilemeyiz.
Deprem konusunu yazıyorsak önce “fıtrat”ı yazmak lazım. Eşyanın, yeryüzünün, toprağın, evin,taşın,betonun fıtratını yazmak lazım.
Fıtrat, Allah'ın bir türe verdiği davranış kodudur. Her türün bir yaratılış fıtratı (biçimi, formatı) vardır. Fıtratı Allah koyar. İnsan ise kendisine verilen akıl ile aklederek o fıtratı okur. Doğru okuduğu zaman eşyayı doğru kullanır. Yanlış okuduğu oranda eşyayı yanlış kullanır. Mesela coğrafyanın bir fıtratı var. Nedir o fıtrat? Ovalar ekilir, evler sırtlara yapı- lır. Çünkü sırtlar yamaçlar taştır. Allah yamaçlara o fıtratı koymuştur. Dolayısı ile oralar iskan içindir, altı taştır sağlamdır. Rabbimiz adeta temelleri attım ben, sen de gel üstünü yap diyor. Bir cm toprağın oluşması için yüzyılların geçmesi gerekir. Siz gelip alüvyonların oluşturduğu, oluşması için yüzyıllarca emeğin üzerine, gelip şehri kondurursanız, siz başta eşyanın fıtratına aykırı iş yapmış olursunuz.
Öncelikle Allah'ın eşyaya yüklediği yaratılış fıtratına aykırı davranarak şehirleri doğru yere kurmuyoruz, binaları sağlam yapmıyoruz. Deprem öldürmez, çalınan malzeme , fıtrata aykırılık öldürür.
Yeryüzünün oluşumu depremlerle olmuştur. Deprem- ler yeryüzünün muhteşem bir imkanı. Biz yeryüzü depremi- nin ekmeğini yiyoruz. Depremler gerçekten yeryüzünün bir nimeti. Depremler yeryüzünün düdüklü tenceresidir. Allah yeryüzünün biriktirdiği enerjiyi boşaltsın diye yeryüzünün değişik yerlerine düdükler(fay hatları) koymuştur. Bu yeryüzünün, stresini, enerjisini, bu fay hatlarından boşaltsın diye. Yoksa bu yeryüzü düzenini bozardı. Yeryüzü yaratılış itibari ile içinde enerji üretiyor. İçinde bir magma var enerji üretiyor. Üretilen bu enerji mutlaka atılması lazım. Yeryüzü de kendisine verilen bir program dahilinde çalışıyor.
Yeryüzündeki tüm kaplıcalar, ılıcalar hep depremin eseridir. Deprem yorgun toprakla diri toprağın nöbet değişimidir. Allah depremleri insanlar ölsün diye var etmedi. Depremler yeryüzünün doğal hareketleri. İnsanoğ- lu kendisine emanet edilen yeryüzünü taşı, toprağı, malze- meyi, coğrafyayı doğru kullanmadığı için zarar görmektedir. Deprem, bir nevi bize, ben olmasam, yeryüzü biriken enerjisini boşaltamaz , yeryüzü dağılır, siz bu yeryüzünün üzerinde yaşayamazsınız demektedir.
Deprem, Allah'ın yeryüzüne koyduğu kanunun yerine getirilmesidir. Deprem bir nevi yeryüzünün ibadetidir. Depremde ölenlere hak ettiler, bu yaptıklarına karşı bir cezadır diyemeyiz. Depremde ölenlerin ahiretteki mükafatlarını bilemeyiz. Belki de Rabbimiz deprem yolu ile ölenleri ahirette çok büyük bir mükafatla mükafatlandıra- caktır.
Deprem sebebi ile Allah'a sitem eden bir bakış açısı çok yanlış ve insan hakları ihlalidir. Bazılarının imana ihtiyacı olmayabilir ama depremde enkazın altında kalanlar, yakınlarını, çocuklarını depremde kaybedenler için iman çok önemlidir. Deprem de tüm ailesini kaybetmiş adama inançsız biri olarak neyi verebilirsiniz, hangi ideolojinizle onu teskin edebilirsiniz? Ancak ve ancak Allah'a iman ile ayakta kalabilir o kişi. Onun için ateizm en büyük insan hakları ihlalidir. Çaresiz dertlerde, musibetlerde insanların çaresi imanıdır.
Depremler konusunda suçlayıcı, itham edici, karalayı- cı, acıyı çoğaltıcı, hele hele oh olsun anlamında kendini bilmezlik yapmamalıyız. Bu gibi olaylarda bizler ne yapabili- riz,acıları nasıl azaltabiliriz paylaşabiliriz diye düşünmeliyiz.
Deprem konusunda bir yanlış da depremi sadece bir jeolojik olay olarak görüp, deprem olayında Allah'ı bu işe karıştırmayın düşüncesidir. Allah'ın karışmadığı bir deprem olabilir mi? Allah'ın karışmadığı bir yer yoktur. Allah karışınca Allah olur.”O gökte de ilah olandır,yerde de ilah olandır.” O her an eşyaya ve olaylara müdahildir. Her an aktif faal bir Allah'tır. Her an yeniden yaratır. İslam düşüncesinde Allah'ın müdahil olmadığı alan tasavvuru şirktir. Allah her alana müdahildir. Fakat Allah'ın müdahale- sini doğru anlamak gerekir. Allah'ın müdahalesi koyduğu yasalarla gerçekleşir. Allah eşyaya, yer yüzüne, toprağa, malzemeye kanun koymuştur. Biz buna Sünnetullah diyoruz. Biz Allah'ın eşyayı yarattığı fıtratını bilir ve eşyaya koyduğu kanunu, Sünnetullah'ı ilahi yasaları bilirsek deprem konusunda sağlıklı bir düşünceye sahip olabiliriz.
Deprem Allah'ın Fâ'al isminin bir tecellisidir. ”O hayata ve varlığa dair her işe müdahildir.” (Rahman 55:29). Allah'ın müdahil olmadığı bir alan ve an yoktur. Allah her an varlığa müdahildir. Allah'ın müdahil olmadığı alan fikri Avrupa da Sekülarizmi ve onun siyasal uzantısı olan Laisizmi doğurmuştur. Sekülerlik temelde Allah'ın hayata aktif ve aktüel müdahalesini reddeder. Laiklik aynı şeyi toplumsal ve siyasal alanda yapar. Allah'tan arındırılmış alan, anlamdan amaçtan ve ahlaktan da arındırılmış bir alan anlamına gelir. Zira her şeyi gören ve bilen, insana her yaptığının ve yapmadığının hesabını soran bir Allah inancından boşaltılmış alan, sorumsuzluluk ve sınırsızlık alanıdır. Sorumlu ve sınırlı bir varlık olan insanın sorumsuz ve sınırsız bırakıldığı bir alan insanı ve insanlığı çürüten bir alandır. Şu an ki dünyada insani değerlerin yitirilmesinin bir sebebi de bu yanlış düşüncedir. Kuran, “O gökte de ilahtır yerde de ilahtır” diyerek eski ve yeni tüm sekülerlikleri, laisizmi reddeder. Kurana göre Allah'ın müdahil olmadığı alan tasavvuru şirktir. Allah'ın müdahalesi, koyduğu kanun- larla gerçekleşir. Depremler de yeryüzünün enerjisini bo- şaltmasıdır. Sünnetullah'ın bir sonucudur. Onun için dep- rem işine Allah'ı karıştırmayın diyemeyiz.
Deprem kıyametin bir çeşit provasıdır. Bize kıyameti hatırlatıyor. Deprem aynı zamanda bize üzerinde misafir olarak kaldığımız yeryüzü evimizi yeryüzü misafir hanemizi doğru kullanmamızı Allah'ın yaratılış fıtratına uygun olarak binalar yapmamızı, kullandığımız malzemelerde yaratılış tabiatına uygun kullanmamızı bize hatırlatıyor. Yeryüzünün bize emanet edildiğini emanete ihanet etmememiz gerektiğini hatırlatıyor.
Deprem aynı zamanda unutma çığlığıdır. Ey insanoğlu “Öleceksin, acizsin, zayıfsın, unutma, insansın kendi kendine yetmezsin birkaç saniye içerisinde zenginliğin elinden alınabilir. Bir tas çorbaya muhtaç kalabilirsin otuz senede kazandığını on saniye içerisinde kaybedebilirsin.” çağrısıdır. Depremler maddi olarak yeryüzündeki şifalı suları çıkarmakla kalmıyor. İnsanın içindeki şefkat, merha- met duygularını da ortaya çıkarıyor, bize kardeşliğimizi hatırlatıyor.
Bizler deprem vesilesiyle kardeşliğin bir edebiyat olmadığını göstermemiz gerekiyor. Bugün kardeşlik kardeşlik diyenlere hadi bakalım kardeşliğinizi gösterin demek lazım. Şimdi tam zamanı. Oraya her türlü yardımda bulunmanın tam zamanı. Van depremi sebebiyle binlerce ev yıkılmış insanlar evsiz kalmışlardır. Bu kardeşlerimizin en az bir yıllık ihtiyaçları karşılanmalıdır. Yıllardır süren terör belasını biz merhametle ve kardeşlik projesiyle yenebiliriz. Onlara göstereceğimiz şefkat kardeşlik duygularımızla onların yüreklerini fethedebiliriz. Terörü şefkatle sevgiyle hayır ile yenmenin mümkün olduğunu gösterebiliriz. Gün kardeşlik günüdür. Kardeşlik kazansın deprem felakete değil şefkate kardeşliğe dönüşsün. O zaman zorluğun yanındaki kolaylığı bulmuş oluruz. Ya Rabbi demiştin ya “Her zorluğun yanında bir kolaylık vardır.” Sen doğru söyledin Ya Rabbi diyebilelim inşallah.

Bu Yazı 1915 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar