Vefa
..        

Vefayı, yanında nazlı bir gül gibi büyütenler bilirler bu bahsi, yoksa bir ömür boyu dostsuz kalan insanlar değil.
Hiçbirimizin haberi yokken en güçlü yerinden vurulur vefa.
Şehir bizi içine almaya çalıştıkça; şehrin en kaypak sokaklarında ansızın büyüyen ihanet çetelerinin haberlerini dinleriz bültenlerde. Aslında her haber bülteni, yeni bir ihanet telalığının habercisidir. Sevgi adına verecek bir şeyleri olmayanlar en mustazaf yüzlerini takacaklar günlük hayatlarında. Şiddeti; istemeyerek de olsa onaylayan insanların ağıtı sokakları işgal eder ansızın.
Vefa'nın vefasızlığa dönüştüğü bu ikiyüzlü ve sahte dünyada vefanın semtine uğramayanlarla paylaştığımız zamanlarımız bizden şikayetçi olmayacak mı sanki? İki eli yakamızda mahşerde yüzleştiğimiz duygularımızdan biri, vefa değil mi ki? Mahşerin o yalnızlığında, kimsesizliği iliklerimize kadar hissedeceğimiz başka bir mekan ve zamanın olmadığı o müstesna anda yanımızda vefa'dan başka ne kalacak ki? Beni 'insan' yapana vefa…
Çıkar ilişkilerinin ayyukaya çıktığı zamanlarda, ikiyüzlülerin ve yalakaların kentinde, kimliksiz ve kişiliksiz insanlarla geçirdiğimiz günlerimiz yakamızı bırakmayacak. Beddua almış bir mirasyedi gibi başka rolleri yaşamaya çalışmıyor muyuz? Neden ki, başkalarının hayatını yaşamaya çalışıyoruz ya da başkalarının beğenisi/nefreti üzerine kurulu küçük bir dünyaya hapsetmişiz kendimizi. “Desinler”, diye yaptığımız onca densizlikler bize neden sevimli geliyor.
Bir bardak çay içme zamanına sığdıramadığımız dostluklarımız ve kahve tadında bir vefayı yaşayamadan ölmek bu hayatı ne kadar ciddiye aldığımızın da bir göstergesi olacak.
Hayatı ciddiye alamayanlar, ciddiyetsizliğin bahanesini gündelik yaşantılarına serpiştirip durmaktalar… nedenini bilmeden sarıldığımız sahte dostluklar… tanımadan sırlarımızı paylaştığımız insanlar… sıradan muhabbetlere sığındığımız bu zamanlarda, melekle şeytanı birbirinden ayıramayan bir basiretsizliği bu bahsin dışında tutmaya çalışıyoruz inatla.
Ellerimizi bırakmasın diye dua ettiğimiz Allah'ımıza, ne diye ellerimizi bıraksın diye davranıyoruz. Bir samimiyetsizliktir süre gidiyor. Bizi kendimize getiren bir şok yok. Ne ayna var bakıp kendimizi göreceğimiz. Ne de samimi bir dostumuz var hatamızı yüzümüze vuracak. Hatalarımı bana söyleyen dostlarımın ellerini öpmeye ne zaman başlayacağım. Ki o dostlarım nefsimin putlaşmasını engelleyen kutlu insanlardır aslında. Dostlar, bu günler için yok mudur? Bu gün dostum yoksa yanımda o zaman yanımdaki insanların statüsü ne, benim literatürümde? Bana 'dostum' diyene vefa…
Dostluklar azaldıkça, kaypak boyaların satıcıları neden ki çoğalıyor? En kaypak boyaları üretenler; en fahiş fiyatla, en onursuz insanlara satmaktalar. Küçücük bir menfaat; minicik bir dünyalık, vefa'yı dipsiz kuyulara atmakta…
Her vefa bir Yusuf ve her kuyudan bir Yusuf çıkmıyor ki? Vefayı toprağında çürüten mekanlar ölümsüzleşiyor. Bundandır her kuyu kutsal. Yusuf'un yüzü suyu hürmetine ki Kenan'ın bütün kurtları masum ve Kenan'ın her kuyusu kutlu. Vefasızlığın en beterini yaşamış bir seçkin insan, nasıl da vefa'ya yeni bir tanım getirmiş insanlık adına, ayn-el yakin.
Vefa; camdan kalbi, cilalayan bir iksir. Öyle bir iksir ki camdan kalp ne yaralanır, ne örselenir. Vefa kalbi besleyen hayat pınarı. Ruhun ruhu. Dünyanın süsü. Dostluğun özü. Her türlü faydayı bitiren bereketli toprak. Dünyanın tüm okyanuslarını içinde barındıran küçücük bir terkip. Bir zerrenin içinde dünyalar barındırması; bir çekirdeğin içinde koca bir ağacı saklamasıdır vefa…
Vefayı parmaklarının ucuyla tutmaya çalışan dostlar da var, vefayı kucaklamaya çalışanlar da. Vefanın bitmek tükenmek bilmeyen o çeşmesini kurutan insanlar neden vefasızlığı kana kana içmek için birbirlerini yiyorlar? Maalesef vefa parayla da satın alınamıyor. Vefalı düşmanı, vefasız dosta tercihim bundandır ki; mert insanların kârıdır vefa.
Vefa, Zümrüdü Anka'nın kanatları, Kaf Dağının ötesi, Yusuf'un atıldığı kuyu, Sevr Mağarası, Taif. Vefa; Mecnun'un çölü, Ferhad'ın yardığı dağın vadisi. Vefa; Kızkulesi veya içimize damıttığımız biricik bir ebru silueti. Vefa yıllar sonra birlikte bir bardak çay içmeye servetimizi verebilecek kadar bizim için değerli olan dostluklarımız.
Şükürler olsun ki vefanın içini dolduran dostlarımız var hâlâ. Aslında lar eki abartılı oldu belki. Biraz da yalın olmalı vefa... dosta has olmalı her zaman.
Vefasızlığı ortama buyur eden insanları bir kalemde silmek gerekir. Çünkü vefa'nın toleransı yok. Ya vardır; ya yoktur, vefa... Ortası olmayan bir kavram. Aşkı, burada zikretmek vefa'ya yeni bir tanım yüklemeyeceğini bilsem, uzun uzadıya anlatırdım aşk-vefa ilişkilerini. Vefanın arka planına çizdiğimiz her bir komposizyon, her bir hikâye, aslında iç-dış çatışmasının gün yüzüne çıkması. Kur'an'i bir tabirle mümin-münafık ayrımındadır vefa…
Beni 'insan' yapana vefa.
Bana 'dostum' diyene vefa.


Bu Yazı 3154 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar