YA KAZANAMAZSAM !
..        
Bugünlerde herkesin dilinde bir sınav kelimesi. Kimle konuşsanız aynı şeyleri duyarsınız. Kiminin çocuğu, kiminin kendisi, kiminin bir yakını sınava girecek ama bu ateş hemen hemen her evde var. Sınavı bir ateş topu haline getirenlere bu yazım.
Sınavlar yaklaştıkça hemen hemen bütün öğrencilerimizin zihnini kurcalayan, çalışmalarını aksatan, uykularını kaçıran, moralini bozan, kâbuslara neden olan bir kaygı ortaya çıkar: “Ya kazanamazsam?” ve bu korku bir ağaç kurdunun ağacı kemirmesi gibi her gün öğrencinin içini kemirir. Sınavlara hazırlanan öğrencinin, sınavlar yaklaştıkça heyecanı artıyorsa; kendini kötü hissediyor, tedirgin ve güvensiz oluyorsa; ağlama duygusu gibi durumları sıkça yaşıyorsa “sınav kaygısı” duyuyor demektir. Sınav yaklaştıkça öğrencilerdeki kaygı düzeyi de artmaktadır.
Nedir bu kaygı? Öğrenci hiç kaygılanmasa daha mı iyidir diye soranlar olabilir? Öğrenme faaliyetinin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için belirli düzeyde kaygılanmaya ihtiyaç vardır. Ancak yapılan incelemeler sonucunda ÖSS'ye giren öğrencilerin birçoğunda aşırı kaygıya rastlanmıştır. Prof Dr. Acar Baltaş'ın İstanbul'da 5.212 öğrenci üzerinde yaptığı araştırma bunu açıkça ortaya koymuştur. Üniversiteye giriş sınavına hazırlanan öğrencilerin kaygı düzeyi, ameliyat olacak genel cerrahi hastalarının kaygı düzeyinden çok daha yüksek bulunmuştur. Aşırı kaygı öğrenmeyi de olumsuz yönde etkilemektedir.
Sınav kaygının belirtileri nelerdir?
Kaygı yaşayan öğrencilerde ortak bedensel tepkiler görülür. Hızlı kalp atışları, titreme, ağız kuruluğu, sesin kısılması, aşırı terleme, yüzün kızarması, baş ağrıları ve dönmeleri, mide kasılması gibi. Bununla beraber kişilere göre farklılık gösteren psikolojik tepkilere rastlanır. Dikkati toplayamama, öğrenilen bilgileri hafızaya alamama, güvensizlik, uyuyamama, aşırı sinirlilik halleri görülür. Kaygı esnasında birey, her tarafa yetişmek isteyen ama bir türlü ne yapacağına karar veremeyen bireyin panik halini yansıtır. Kaygılanma anında kararsızlık çok fazladır. Bunun nedeni kaygının bireyin sağlıklı düşünmesini engellemesidir.
Sınav kaygısının nedenleri, kaygılı öğrencilerin duygu durumları nasıldır?
Öğrencinin sınavdan korkması değil “Sınavda başarısız olma korkusu” kaygıyı doğurur. Çünkü burada öğrenci sınavı değil sınavın sonucunu düşünür. Sınavı öğrenilen bilgilerin test edilmesi olarak algılamaz. Bu sınavla birlikte, kendi kişiliğinin, zekâsının ve varlığının değerlendirileceğini sanır.
Kaygının pek çok sebebi olabilir. Bunlar arasında ailenin yanlış tutumları, kendine güvensizlik, karamsarlık, daha önce yaşanmış başarısızlıkların tekrarlanabileceği endişesi, beklentiler, bilgisizlik , gerçekçi hedefler belirleyememe, plânsız ve düzensiz çalışma , verimli ders çalışma yöntemlerini uygulamamak, güvensizlik, çevresinin olumsuz telkinleri, öğrencinin kendisine iyi bir model seçememesi, aile ve çevrenin bilinçsizliği bunların arasında sayılabilir. Önemli olan kaygı yaşayan öğrencinin bu kaygısının nedeninin ne olduğunun tespit edilmesi ve aşılması konusunda çalışmalıdır.
Annem babam benim için çok masraf yaptılar, benimle ilgili beklentileri var, sınavı kazanamazsam onların yüzüne nasıl bakarım? Acaba sınavı kazanabilecek miyim? Kazanamazsam öğretmenlerim benim hakkımda ne düşünür? Arkadaşlarım kazanır da ben kazanamazsam, onlar benim hakkımda ne düşünür? Kafamı toplayamıyorum; okuduklarımı bir türlü anlayamıyorum, galiba sınavı kazanamayacağım, çalışmak istediğimde bu düşünceler aklıma geliyor ve çalışamıyorum. Daha hazır değilim, vakit de çok kısaldı, sınavı düşündükçe bir haller oluyor bana.
Bu ve benzer olumsuz düşüncelere kapılan kaygılı öğrenci, aslında bu düşüncelerle çalışmalarını olumsuz etkiler. Çünkü öğrenci hep olumsuzluk üzerine düşünce geliştirmektedir, öğrencinin kendine olan güveni sarsılmıştır.
Bu denli kaygılar yaşayan öğrencinin beyninde salgılanan hormonlardaki artış, öğrenme süreci için gerekli olan protoin sentezini engelleyici boyutlara ulaşır
Sınav Kaygısının giderilmesi için neler yapmalı?
1. Kaygı bulaşıcı bir duygudur. Bu nedenle öncelikle aileler kaygılarını azaltmaya çalışmalıdır. Aileler evde olağanüstü bir durum varmış gibi davranmamalıdır.
2. Yoğun kaygı yaşayan kişiler geleceği düşünmekten bugünü yaşayamazlar. Bu yüzden sınavın sonucu ile ilgili konuşmalar yapmaktan kaçınılmalıdır.
3. Kişi kendisi ile ilgili gerçekçi ve makul hedefler koymalıdır.
4. Sınava kendimiz için gireceğimizi düşünmeli ve başkalarının bizim sınavımızın sonucu ile ilgili düşüncelerinin çok önemli olmadığını düşünmeliyiz.
5. Çevremizdekiler ve bizzat sınava girecek kişi kendisini başkaları ile kıyaslamamalıdır.
6. Sınav bizim zekâmızı ve kişiliğimizi ölçen bir araç değildir. Sınav bizim o andaki bilgi birikimimizi ölçen bir araçtır bunu unutmamalıyız.(sınav gününde hasta olabiliriz…)
7. İyinin düşmanı mükemmeldir. Bu yüzden çok mükemmeliyetçi olmamalıyız.
8. Aileler sınavın sonucu ne olursa olsun çocuklarına bu sınavın sonucu ne olursa olsun seni her zaman seveceğiz ve sen her şartta bizim çocuğumuzsun diyerek desteklemelidirler.
9. Sınav bir son değildir. Sınav hayatında sonu değildir. Hayat her şeye rağmen güzel olamaya devam edecektir.
10. Planlı çalışma programı uygulamalıyız.
11. Kendimize güvenmeliyiz. Kendimizle ilgili olumlu düşüncelere sahip olmalı ve pozitif düşünce yapısını benimsemeliyiz.
12. Sınavı kazananlarla konuşmak bizi rahatlatacaktır ve sınavlara farklı anlamlar yüklememize engel olacaktır.
13. Gayret olmadan hiçbir şey elde edemeyeceğimizi unutmamalıyız.
14.Sınavlara olduğundan fazla önem vermemeliyiz. Hayatın da bir sınav olduğu ve unutulmaması gereken, ihmale gelmeyecek kadar önemli bir sınav içinde yaşadığımızı unutmamalıyız. En önemlisi halimize şükretmeyi bilmeliyiz.
Başarının üç önemli anahtarı vardır. İşte sınavdaki başarının kilidini açacak üç anahtar kelime. İnanmak, çalışmak ve kendine güvenmek. Tevekkül bizden takdir Yüce Mevlamızdan. Hepinize sınavlarda ve hayat sınavında başarılar.

Bu Yazı 3281 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar