Yahudilik ve Siyonizm
..        
Siyonizm “siyon” kelimesinden türetilmiştir.Tevratta zikri geçen bu kelime,aslında Kudüs şehrinin doğusundaki bir dağın adıdır;bundan daha da öte Yahudilerin başkenti, Yahudiliğin alameti ve şerefidir.
Tüm Yahudileri Filistin topraklarında bir araya getirmeyi hedef koyan Siyonizm inanışı,sadece siyasi bir hareket değil;özünde İsrailoğullarına şereflerini iade etmek,Mescid-i Aksa'yı yıkarak yerine Süleyman Heykelini inşa etmek idealidir.Beklenen Mesih (Üzeyr Peygamber) ile birlikte tüm dünyayı hakimiyetleri altına alarak Yahudi olmayan insanları köleleştirme ütopyasıdır.
Siyonizmin en büyük düşmanı inanan insanlardır.Çünkü onlar kötülüğü yasaklayan, iyiliği emreden bir topluluktur (1).Bırakın diğer milletlere;kendi peygamberlerine, kitaplarına, ve dinlerine karşı saygısı olmayan fitneci Siyonistler,tarihin ilk dönemlerinden günümüze değin heva ve hevesleri doğrultusunda hedeflerine ulaşabilmek için her türlü çirkefçe planı uygulamada asla tereddüt etmemişlerdir. Siyonistlerin tek amacı eğer güçleri yetse- Müslümanları dinlerinden döndürünceye kadar onlarla savaşmaktır (2).
Bu emellerine ulaşabilmek için sinsi Siyonistlerin tasarladığı başlıca planlar şunlardır:
1.Dünyada yaşayan tüm Yahudileri “vaad edilmiş topraklara” yerleştirmek (3). Öncelikle çiftçiler ve sanayiciler yerleştirilmeye ikna edilecek,bu insanlar ikna olup yerleştiği taktirde onların her türlü emniyetleri sağlanacak.
2.Tüm Yahudileri dinlerini öğrenmeye teşvik ederek ,Yahudi şeriatını,işaretlerini, hükümlerini ve ibadetlerini kalplerine nakşetmek.
3.Sömürgeci devletlerle işbirliği yaparak ince bir siyasetle İslam ülkelerini parçalamak,birlikteliğini bozmak ve aralarına fitne tohumu saçarak bir araya gelmelerini engellemek.
4.İslam kültürünü yok ederek Müslümanların geçmişle bağlarını koparmak ve ahlaki yapılarını zayıflatarak yeni bir toplum oluşturmak.Bu amaçlara ulaşabilmek için Mason locaları kurulacak,ve her ülkede siyasiler Siyonizmin hedeflerine hizmet etmede kullanılacak.
5.Fırat Nehri ile Nil Nehri arasında kendilerine vaad edildiğini zannettikleri topraklarda Büyük İsrail Devletini kurarak sadece kendilerine köle olarak yaratıldığını düşündükleri 'insancıkları' bu yolda hizmetçi kılmak (4).
1948 yılında İngiliz oyunu ve Amerika desteğiyle Filistin topraklarında kurulan İsrail devleti,büyük hedeflerine ulaşmak için küçük kabına asla sığmamış,hunharca saldırılarını geçmişten günümüze adeta adet haline getirmiştir.Sadece günümüzde değil;İsrail 1967 de Mısır topraklarından büyük bir kısmı işgal etmiş,ayrıca daha sonra Suriya, Ürdün, Kudüs şehri ve Lübnan'ın güneyinde de bu işgallerine devam etmiştir.Bu sıralarda da hep kadın ve çocuk katliamlarıyla uğraşarak onları şehit etmişlerdir.
Bundan asırlar önce Yemen'de Yahudi Zünuvas ve adamları Yahudiliği kabul etmeyen Necran Hristiyanlarını (müminler) yine kadın ve çocuk ayırımı yapmadan içi ateş dolu hendeğe atarak diri diri yakmışlar ve başlarında oturarak bunu temaşa etmişlerdir (5).
Bu ayetler,ellerine fırsat geçtiğinde Yahudilerin nasıl bir mahluk olduğunun en açık delilleridir.Kur'an-ı Kerim Yahudilerin yeryüzünde iki defa fesat çıkarıp,azgınlık derecesinde kibire kapılacaklarını ve bunun üzerine kuvvetli ordular gönderilerek cezalandırılacakları bildirilmektedir (6).Bu iki fitne tarihte Kur'an'ın nuzülünden önce vaki olmuştur.Birincisi: İsrailoğullarının doğru yoldan ayrılarak Hz.Zekeriya'yı öldürmeleri ve Hz.Ermiya'yı hapsetmeleridir.Bunun üzerine Allah'tan bir ceza olarak Babilliler veya Calut'un orduları Kudüs'e girmiş ve Mescid-i Aksa'yı yakarak Yahudi bilginlerini öldürmüş,70.000 kadar esir aldıkları bildirilmiştir.Yahudilerin ilk sürgünü bununla olmuştur.Daha sonra İsrailoğulları Kudüs'e yeniden dönmüş ve Mescid-i Aksa'yı yeniden inşa etmişlerdir.İkincisi:Hz.Yahya'yı öldürmeleri ve Hz.İsa'yı öldürmeye teşebbüs etmeleridir.M.S.70 yılında bu kez Romalılar Kudüs'ü işgal etmiş,Mescid-i Aksa'yı tekrar yıkmış ve İsrailoğullarını sürgün etmişlerdir.Bu ikinci sürgün 20.yüzyıla kadar devam etmiştir.Yani,1948 yılında İsrail devletinin kurdurulması ve 1967'de 7 Gün Savaşları sonunda Kudüs'e tamamen hakim olmalarına kadar…Böylece yerküre üzerinde kan,zulüm ve fitne yeniden doruk noktaya ulaşmıştır.
Kıyamet kopmadan önce üçüncü ve son kez Yahudilerden -insanlığın çektiği acılardan üzüntü duyarak tepki koyanlar müstesna- dehşet bir hesap sorulacak ve Kudüs topraklarında yeniden kardeşlik fideleri yeşerecektir.İşte bu gerçekleri Yüce Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle müjdelemektedir:
“Müslümanlarla Yahudiler savaşmadan ve Müslümanlar Yahudileri öldürmeden asla ve kat'a kıyamet kopmayacaktır.Öyle ki Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile gelerek 'Ya Müslim! Ey Allah (c.c.) kulu! Gel,bak benim arkamda Yahudi var,buraya gizlendi,benim arkamda,gel onu öldür' diyecek.Sadece 'gargat' ağacı bunu söylemeyecek çünkü o Yahudi ağacıdır”(7).
Şimdi,yapılan bu vahşetlerin hesabı üçüncü defa sorulduğunda,tüm Siyonistler cehenneme zümera olarak gidecek ve bir daha bu topraklara geri dönemeyecekler…n
(1) AL-İ İMRAN 104,110-BAKARA 143-HAC 41
(2) BAKARA 217
(3) SEFER YUŞAG-EL İSHAH EL HAMİS 15 FIKRA
(4) SEFER-ETTEKVİN EL İSHAH 23 FIKRA
(5) BURUÇ 1,2,3,4,5,6,7
(6) İSRA 4,5
(7) SAHİH-İ MÜSLİM-KİTAB-UL FİTEN H.2239

Bu Yazı 7924 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar