Yaratılışta Kadın Erkek Farkı
..        

Bir gece bir bedevinin karısı, dedikoduyu çoğaltarak kocasına dedi ki: “Bütün bu yoksulluğu, bu cefayı biz çekmekteyiz. Âlemin ömrü hoşlukla geçiyor. Sadece biz kötü bir haldeyiz. Elbisemiz yok, katığımız dert ve kıskançlık. Testimiz yok, suyumuz gözyaşı. Gündüz elbisemiz güneşin ışığı... Geceleyin döşek ve yorganımız ise ay ışığı. Açlığımızdan yuvarlak ayı, ekmek sanıp elimizle gökyüzüne saldırıyoruz. Yoksullar, bizim yoksulluğumuz- dan ve gece gündüz yiyecek düşünmemizden utanıyorlar.

Samirî'nin halktan kaçtığı gibi akraba, yabancı... herkes bizden kaçıyor. Birisinden bir avuç mercimek isteyecek olsak bize: 'Sus, geber, babalar çıkarasıca' diyor. Arap'ın övünme vesilesi savaş ve cömertliktir. Sense Arap içinde bir kâğıt parçasındaki yazıdan kazınıp yok edilecek bir yanlışa benziyorsun. Ne savaşı? Zaten biz savaşsız öldürülmüş, bitmişiz; yoksulluk kılıcıyla başımız uçurul- muş, gitmiş. Cömertlik nerede? Yoksulluk etrafımızda dönüp dolaşarak ağ örmekte. Havada uçan sineğin damarını sokup kanını emmekteyiz.

Hele bize misafir gelsin... Geceleyin uyu- yunca elbisesini sormazsan ben de adam değilim.” Kadının söyledikleri karşısında üzülen adam şöyle cevap verdi: “Gençken daha kanaatliydin; şimdi altın istiyorsun, hâlbuki önceden sen altındın. Üzümlerle dolu bir asmaydın. Nasıl oldu da bu hale geldin? Üzümün tam olacakken bozulup gittin? Meyvenin günden güne daha tatlı olması lazım, ip eğirenler gibi geriye gitmenin lüzumu yok. Sen bizim eşimizsin; işlerin başarılması için eşlerin aynı huyda olmaları lazım, ayakkabı çiftlerine bir bak.”

Kanaatkâr adam hüzünle yüreği yanarak sabaha kadar karısına bu yolda sözler söyledi. Fakat kadın ona haykırdı: “Ey namustan gayri bir şeyi olmayan! Artık bundan fazla senin boş sözlerini istemem. Yürü git. Gayri bu davadan bahsetme; kibir ve gurura dair saçma sapan şeyler söyleyip durma. Ne vakte kadar bu tumturaklı sözler, bu işler güçler? Kendi haline, kendi işine bak da utan.”

Bedevi dedi ki: “Ey kadın, sen kadın mısın, yoksa hüzün ve keder atası mı? Yoksulluk, benim için iftihar edilecek bir şeydir; başıma kakma! Mal ve para, başta külah gibidir. Külaha sığınan keldir. Kıvırcık ve güzel saçları olan kişiye gelince; külahı giderse ona daha hoş gelir. Allah eri göz gibidir. Gözün kapalı olmaktansa, açık olması daha iyidir.” Kadın onu titiz ve öfkeli görünce ağlamaya başladı. Zaten ağlamak kadının tuzağıdır. Allah; kadınla erkeği birbirine yardımcı olmak üzere yarattı. Hz. Âdem nasıl olur da Hz. Havva'dan ayrılabilir?

Kişi, yiğitlikte Zaloğlu Rüstem bile olsa, Hz. Hamza'dan bile ileri gitse yine hükmetme konusunda karısının esiridir. Söylediği sözlerden bütün evrenin sarhoş olduğu Hz. Muhammed (a.s.m.) bile “Sen buyur ey Humeyra (Hz. Aişe)” derdi. Gerçi görünüşte su, ateşten üstündür; fakat bir kaba konunca ateş, onu fıkır fıkır kaynatır. İkisinin arasında bir tencere, bir çömlek oldu mu ateş, o suyu yok eder, hava haline getirir.

Görünüşte su nasıl ateşten üstünse, sen de kadından üstünsün; fakat hakikatte ona yenilmişsin, sen onu muhtaçsın. Böyle bir özellik ancak Âdemoğlundadır. Çünkü insanda muhabbet vardır. Hayvanın muhabbe ti azdır ve bu da onun eksik olmasından ileri gelmiştir.

(Kaynak: Doç.Dr. Yusuf Çetindağ, Osmanlıyı Müjdeleyen Mevlana)


Bu Yazı 1840 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar