Yazarlık Yolunun Yolcusu Olur musunuz?
..        
Üniversite yıllarımda özenle okuduğum Sözler'de şu cümlelerle karşılaştım: ``Elbette nev-i beşer âhir vakitte ulûm ve fünuna dökülecektir, bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise ilmin eline geçecektir." "Ulûm ve fünunun en parlağı olan belâgat ve cezâlet, bütün envâıyla âhir zamanda en mergub bir suret alacaktır. Hattâ, insanlar kendi fikirlerini birbirle- rine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icra ettirmek için en keskin silâhını cezâlet-i beyandan ve en mukavemetsûz kuvvetini belâgat-i edâdan alacaktır." (20. Söz, S. 107)
Bu cümleler kalbime öylesine işlemişti ki, kalbim hızla atıyor, soluk soluğa sakinleşmeye çalışıyordum. O an ortaokul yıllarından beri hayalimde sakladığım yazarlık arzularımı hatırladım ve ahir zamanda değerle- rimize etkili hizmet etmenin önemli bir yolunun başarılı yazarlıktan geçtiğini keşfettim. Yazarlık yeteneğimi geliştirmeyi ve etkili bir üsluba sahip olabilmeyi içtenlikle diledim.
Ortaokulda zayıf not aldığım tek dersin “Güzel Konuşma Yazma” olduğunu hatırladım. Bir köy çocuğu olarak, yazma yeteneğine hâkim değildim. Lakin dua eder ve çalışırsam, Allah'ın bana yeterli bir beceri bağışlayacağını düşündüm. O günden sonra sıklıkla kalemimim kuvvetlenmesi için dua ettiğimi hatırlıyo- rum. Şükürler olsun, kader ağlarını ördü. Şartlar birbirini izledi ve gün geldi yazmaya zorlandım. Yazdıkça çalıştım ve çalıştıkça yazma becerimin gelişebildiğini gördüm.
Bir süre sonra internet çıktı ve internetin ilk yıllarındaki ilkel biçimine ben de dâhil oldum. Ortamda o sıralar İngilizce tartışma formları yaygındı ve o ortamlara ateistler hâkimdi. Türkiye'den hem pek kimse yoktu ve hem de bizim gibi iman davasına sahip Anadolu gençleri oralarda bir hizmette bulunma arayışına henüz yabancıydı. Bu tablonun ateşlemesiyle daha da bilendim. Sonunda anladım ki, eğer samimi iseniz ve Allah'ın size sunduğu hizmet fırsatlarını üşenmeden değerlendirirseniz yetenekleriniz gerçek- ten de gelişiyor ve size gerçekten de güzel hizmetler nasip oluyor.
Yazarlık sürecinde çeşitli engellerle karşılaştım. İlk engelim rahmetli babamın olumsuz yorumlarıydı. Yazdığım denemelerden para almayışımı eleştiriyor, emeğimin sömürüldüğünü düşünüyordu. Oysa yıllar ortaya çıktı ki, aslında hizmet olarak başlayan yazarlı- ğımla gelişen yeteneğim üzerinden kaderin sahibi bana ücretimi kat kat fazlasıyla ödüyordu.
İkinci engelim çevreden gelen “Her şey yazıldı, çizildi, Amerika'yı yeniden mi keşfedeceğiz? Yazmak için mi yazıyorsun? Ya da kendini böyle ispatlamayı mı deniyorsun?” gibi küçümseyici yaklaşımlardı. Oysa gördüm ki her şey söylense bile her çağda yeni insanlar söze ruh vermeli, gerekirse her söz yaşanan çağın yaşayanlarının ruhuyla canlanıp çevreye neşrolmaydı. Söylenen sözler eski de olsa her çağın gönüllerinden yeniden geçmeli, öğrenenlerin kanlarında dolaşmalı ve yeni nesillere süt gibi taşınmalıydı. Yani insanlık her zaman yaşayan yazarlara ve hatiplere muhtaçtı.
Üçüncü engelim benliğimdi. Hata yapıyordum ve yanlışımın yüzüme vurulmasından utanç duyuyor, kusursuz iş yaparak benliğimi temiz tutamayışım yüzünden yazamıyordum. Bu zaafımın altında çok inledim. Lakin zamanla gördüm ki, hatasız kimse yok. Herkes bir yerde yanlış yapabiliyor. Doğruya genellikle yanlıştan gidiliyor. Önemli olan azimle, samimiyetle çalışmak, egoyu ayaklar altına almak, hatayı görür görmez kibir yapmadan ve içtenlikle tövbe ederek düzeltmeye çalışmaktır.
Dördüncü engelim rahata düşkünlüğümdü. Refahla tanıştıkça, saatlerce okumak, düşünmek, dualar etmek, gözyaşları dökmek nefse ağır geliyor, eğlence arayışına yöneliyordum. Bu yolda birçok kez imtihanımı kaybet- tim. Lakin insan düştüğü yerden kalkıyor. Hatasını anlayıp düzeltemeye azmederse, düşe kalka yürümeyi öğrenen çocuk gibi, sonunda doğru yolda durabilmeyi başarıyor. Çare olarak ölümün hayalini koydum gözlerimin önüne. Hayatımın her an sonlanabileceği gerçeğine tekrar tekrar baktım. Bu hayali canlı tutabildiğimde yeniden çalışabildiğimi, koşuşturabil- diğimi gördüm.
Şu halde, bizler, ezeli gerçekleri kavramış, yaradılı- şın sırrını keşfetmiş insanlar olarak büyük bir sorumlu- luk omuzladık. Aziz Allah ve arşın altını dolduran melekleri, gerçekleri keşfeden müminler arasından yetişmiş irfan sahiplerinin insanlığın kurtuluşu için çırpınmasını bekliyor. Çırpınanlara göklerden dualar ve destekler, televizyon karşısında ömrünü öldürenlere de üzüntüler ve esefler yağıyor. Kötülükleri yayanlar geceleri bile uyumuyorsa, iyiliklere inananların akşama kadar uyumaya hakları yok.
Yazarlık, tutunduğunuz ilahi ahlakı insanlığa anlat- manın etili ve önemli bir yoludur. Herkesin yazar olması gerekmez. Kimi hatip olur, kimi sadece ihlasla ahlakı yaşayarak hizmet eder, kimi sosyal hizmetlere yönelir, yetimlerin başını okşar. Kaderin Sahibi, dileyen herkese ayrı bir iyilik kapısı açar.
Pekâlâ, bu yazıya ilgi duyduğunuza göre, sizin de yüreğinizde yazarlıkla ilgili bir kıvılcım mı var? İçinizde şimdi bir enerji titriyor mu? Yazarak insanlığa hizmet etme hayalleri kuruyor musunuz? Çok güzel! Bunu tabii ki başarabilirsiniz.
Lakin en baştan iki hususu dikkate almalısınız: Yazarlık iki tarafı keskin kılıç gibidir. İyiliği anlatırsanız, yazdıklarınız yaşadıkça ve kıymete kadar iyiliği nice kimselere yayarsınız. Allah korusun, şerre hizmet eder- seniz, üreteceğiniz önü alınamaz felaketi tövbelerle temizleyemezsiniz. Şerri yaymanın bedeli de çok ağırdır.
İkinci sorununuz yeteneğinizle ve eserinizin kalitesiyle ilişkilidir. İnkârcıların birinci sınıf iş ürettikleri dünyada Müminlerin çalakalem ve özensiz iş üretmeye hakları yoktur.
Mümin, “iki günü birbirine denk olmama” prensi- biyle her geçen gün daha iyi, daha kaliteli iş yapma çabasında yaşar hayatını. Bu açıdan yazarlık için yola çıkan, işini çok ciddiye alır ve gerçekten başarının bedelini öder. Böylece işinin kalitesini düzenli geliştirir.
Yazarlığı ciddiyetle düşünenler aşağıdaki açıklama- ların rehberliğinden yararlanabilir:
-Toplumların, hikâye, roman, şiir, fikir, felsefe, kişisel gelişim ve bilimsel veya eğitici alanlarındaki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla belli bir eser türüne odaklanmak mantıklıdır. Her türden yazan kendi kalaba- lığında kaybolur.
-Her türün veya konunun ilgi duyanı ve hedef kitlesi vardır. Yazar, yazmadan önce hedef kitlesini zihninde tasarlamalı ve kitleyi, “ilgileri, deneyimleri, sorunları, düşünce yapıları, önyargıları, kültürleri” gibi açılardan analiz ederek, ortak kesişme noktalarını bulmalıdır. Eserinde bu kesişme noktalarında durmalıdır.
-Sorumlu yazar, kişisel olarak deneyimlemediği veya içine girip iyice tahkik edip emin hissetmediği konularda yazmamalıdır. Başka kitapların içeriklerinden yararlanıp kaynak göstermemek hırsızlıktır ve günü- müzde ağır yaptırımları vardır. “Kopyala yapıştır” yoluyla kitap çıkaran, deneyimlemeye çalışmadığı bilgi yığınlarıyla kitabını dolduran yazar tarihe de mal olamaz.
-Etkili yazar, başkasının yazdığı konuda da olsa, aynı konuya kendince farklı açıdan bakan yazardır. Kendi özgün üslubunu veya adeta musikisini geliştirir.
-Kitabın okunurluğunu ve yayılmasını belirleyen, okuyucunun duygusal olarak pozitif etkilenmesidir. Uzun soluklu yazarlık, okuyucunun kalbine hitap etmeye dayanır.
-Etkili eser, “yazarın üslubunun ne kadar özgün olduğuna, gereksiz anlatımdan (kelime, cümle, paragraf) uzaklığına, okuyucunun ihtiyacını karşılama yoğunluğuna, okuyucuyu ne kadar mutlu ettiğine, hedef kitlesinin düşünce kodlarına girebilme düzeyine (basitliğine, anlaşılırlığına), yazarın topluma ve iletişime ne kadar açık olduğuna bağlıdır.
-Etkili eserde şu sorulara cevap aranır: -kitabın teke indirgenebilecek belli bir konusu var mıdır? -belli bir alanda yakaladığı ihtiyacı gidermekte midir? -dil sade, anlaşılır ve akıcı mıdır? -anlatım baştan sona birbirine düzen içerisinde bağlı ve çelişkisiz midir? -okuyanın referanslarına hitap edebilecek somutluğa ve gözlem esaslarına dayanmakta mıdır? -önermelerini yeterince ikna edici ispatlamakta mıdır?
-Yazının her paragrafı ayrı bir fikir içermelidir. Yazar, “fikir, varsayım, önerme ve ispatlayıcı veri, sebep-sonuç ilişkileri konusunda çok dikkatli, yetenekli ve uzmanlaş- mış olmalıdır. Paragraflar yormayacak kısalıkta (ortala- ma kitapta 5-10 satır) olmalıdır.
-Yazıda ileri sürülen her fikir ispatlanmalıdır: İspat amacıyla, “otorite (bilim, eser, yazar, alim) referansı, kişisel gözlem, deneyim aktarımı, bilinen herhangi bir olayın sebep-sonuç yapısının fikre uyarlanması” yolları kullanılabilir. En etkili yol, kendi deneyiminizi veya okuyanın yaşaması muhtemel deneyimi kullanmaktır.
-Yazıda seçilen kelimeler hedef kitlenin bildiği varsayılan (empati) türden olmalıdır. Geniş kitleleri hedefleyen, kelime zenginliğine değil, fikir enginliğine odaklanmalıdır. Kelime zenginliği, dar kitleye hitap eden edebi eserlerde anlamlıdır. Daha çok, kısa yapılı ve konuşulan dildeki kelimeler seçilmelidir.
-Yazıda cümleler kısa (5-15 kelime) yapılandırıl- malıdır. Uzun cümleler yorar, anlaşılmaz. Gereksiz keli- meler ayıklanmalıdır. Özne, yüklem, nesne bağlantısı doğru yapılandırılmalı, noktalama işaretlerine özen gösterilmelidir.
-Dilin özelliklerini çok iyi öğrenerek, bol bol kitapla yeni bilgiler öğrenip güçlü gözlemler yaparak, hayal kurarak ve olguları ilişkilendirerek, bol bol birkaç bin sayfa yeter- yazıp yazdıklarınız üzerinde hata analizleri yaparak muhteşem eserler üretebilir hale gelebilirsiniz.

Bu Yazı 2261 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar