Yeni Dünya Düzeni Ve Büyük Ortadoğu Projesi
..        

Yahudilerin ABD ile İlişkileri:
Amerikan ekonomisi, büyük oranda Yahudilerin kontrolü altındadır. Özellikle finans piyasaları ve ticari alanda çok büyük, güçlü Yahudi şirketleri vardır. Yahudi sermayesi öyle büyümüştür ki, büyük holdinglerin ve çok uluslu şirketlerin büyük bölümü doğrudan veya dolaylı şekilde Yahudilerin kontrolü veya etkisi altındadır.
ABD ekonomisini önemli ölçüde Yahudiler şekillendirmekte ve yönlendirmektedir. Onun için ABD yönetimi Yahudi sermayesi ve Yahudi lobisi ile geçinme zorunluluğu duymaktadır. ABD kurulduğu zamandan bugüne kadar göreve gelen devlet başkanlarının pek çoğu Yahudi kökenli veya masondur. Yahudiler ABD devlet teşkilatının hemen hemen her noktasına sızmışlardır. Siyasi partiler üzerinde büyük tesir sahibidirler.
ABD deki Yahudi lobisi, dünyanın en güçlü lobisi durumundadır. NATO, ABD deki en güçlü Yahudi Lobilerinden biri olan CFR tarafından kurulmuştur. Öncülüğünü Yahudi kökenli Başkan Harry Truman yapmıştır. NATO başkanlarının pek çoğu da Yahudi kökenli olmuştur.
İsrail, ABD'nin daha doğrusu ABD'deki Yahudi sermayesinin Ortadoğudaki bekçisi ve ileri karakolu durumundadır. Çünkü Ortadoğu, ABD ekonomisi için hem en önemli doğal kaynak ve hammadde yatağı, hemde önemli bir pazardır. Kontrol altında tutulması ve sömürülmesi gereken bir yerdir. ABD ve ABD'li Yahudilerin Ortadoğu'daki menfaatlerinin bekçisidir İsrail. Onun için ABD, İsrail' in her zaman, her yerde ve her şartta doğal ve zorunlu destekçisidir. Bizde şaşar dururuz; “şu hümanist Amerikalılar, nasıl sessiz kalabiliyorlar bunca İsrail vahşetinin karşısında?” diye.

Yeni Dünya Düzeni

II. Dünya savaşından sonra dünyada Amerika ve Sovyetler Birliğinin liderliklerinde iki kutuplu bir düzen kurulmuştu. Bir tarafta ABD liderliğinde ki hür dünya, diğer tarafta SSCB liderliğindeki Doğu bloklu ülkeleri birbirlerinin düşmanlığı ile besleniyorlardı. Amerika Sovyet tehdidini, Sovyetler ise Amerikan tehdidini ileri sürerek kendi egemenlik alanında ki ülkeleri kontrol ediyorlardı.
Ancak 1990'lı yıllarda dünyada çok önemli gelişmeler oldu. ABD ve SSCB nin yanında üçüncü bir güç olarak Avrupa Birliği ortaya çıkmaya başladı. 1990' dan sonra SSCB dağıldı. Rusya dünya düzeninde ki eski ağırlığını ve etkinliğini önemli ölçüde kaybetti.
İlk önce, tek kutuplu yeni bir dünya düzeninden söz edildi. Ancak kısa sürede Avrupa Birliği önemli bir ekonomik ve siyasal güç olarak ortaya çıktı. Amerika ve Avrupa “bir ve beraber” görüntüsü verseler de, aralarında içten içe büyük bir rekabet başladı. Yeni bir “Dolar-Avro çarpışması “ortaya çıktı.
Bu arada dünya “Küresel Sermaye” isimli yeni bir kavram ile tanıştı. Dünyada her hangi bir coğrafyaya bağlı olmayan, her hangi bir devlet ile temsil edilmeyen, ama devletlerden çok daha güçlü bir ekonomik yapı ortaya çıktı. Küresel sermayenin menşei Amerika olmakla birlikte dünyada ki finansal kaynakları kullanıyordu.
Dünya da pek çok devlet ABD ye büyük miktarlar da ihracat yapıyor ama bunun karşılığını nakit para veya mal olarak almıyorlar, bu ihracatın bedelinin büyük bir kısmını ABD finans piyasalarında tutuyorlar. ABD finans piyasaları, bu uygulama ile Japonya, Avrupa, Ortadoğu vs. ülkelerden gelen tasarrufları kullanabiliyordu. İşte ABD de Amerikan finansal kaynaklarının dışında çok büyük, dev bir finansal kaynak potansiyeli oluştu. Çok yüksek miktarlara ulaşan bu büyük sermaye büyük oranda Yahudilerin kontrolü altında bulunmaktadır.
Küresel sermaye, Yahudileri dünyanın en büyük ekonomik gücü haline getirmiştir. Günümüzde küresel sermaye o kadar güçlenmiştir ki, her hangi bir ülkenin ekonomisini çökertebilecek veya ayağa kaldırabilecek güce sahip olmuştur. Uzmanlara göre “Küresel sermaye dünyanın yeni egemen kuvvetidir.” Ve bu öyle bir kuvvettir ki ABD ekonomisini bile çökertebilir.
Bu dönemde çok önemli bir gelişme daha oldu. İslam dünyası yavaş yavaş uyanmaya, kendi manevi dinamiklerine sahip çıkmaya başladı. Öte yandan Avrupa ve Amerika'da insanlar bir tatminsizlik ve arayış içerisine girdiler. Maddi refah düzeyinin artması, ekonomik gelişmişlik, rahat yaşam vs. Batı insanını mutlu etmeye, kalbini ve ruhunu doyurmaya yetmedi. Manevi açlık, ruhi tatminsizlik çok arttı. Uyuşturucu, içki, kumar, fuhuş, hırsızlık, anarşi, stres, bunalım, intihar vakaları çok yüksek düzeylere ulaştı. Hıristiyanlık ve diğer inanç sistemleri bilgi çağının insanını tatmin edemiyordu. Onun için Avrupa ve Amerika'da İslam dinine karşı ilgi ve alaka artmaya başladı. Ciddi bir yönelme başladı ve insanlar akın akın İslam dinini seçmeye başladı. Müslümanların batı dünyasındaki sayısı hızla artıyordu.
Yahudiler ve Koyu Hıristiyanlar islama olan ilgi ve yönelişten rahatsız oluyorlardı. O nun için islamı öcü gibi göstermek, islama olan ilgiyi kırmak ve islama karşı düşmanlık meydana getirmek gerekiyordu.
Ayrıca ABD, çok değişik kökenlere sahip, çok sayıda ırka mensup topluluklardan meydana gelen bir mozaik gibidir. Bukadar çok unsurlardan meydana gelen bir halkı bir arada tutabilmek için ekonomik gücün ve refahın yanısıra; bir tehditten korunma psikolojisinin de hakim olması gerekiyordu. Ortak bir düşmana karşı korunma duygusu insanların birleştirici faktörü olmalıydı. O nun için ABD' ye yeni bir düşman lazımdı. Açıktan Avrupa düşman ilan edilmeyeceğine göre (çünkü dini ve ekonomik bağlar buna müsaade etmezdi.) Yeni düşman olarak İslam alemi seçildi.
Oluşan bu yenidünya düzeninde Batı medeniyetinin yeni düşmanı olarak, hedef tahtasına İslam dini konuldu. Bunun için İslam dini, sanki terör dini imiş gibi gösterilmeye çalışılarak, terörle mücadele adı altında İslam ile mücadele edilecekti. Bir taraftan Hıristiyan-Yahudi ittifakı Haçlı cephesi, diğer tarafta yeni düşman “İslam Alemi” yeni dünya düzeninin zıt kutupları olarak ilan edildi.

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)

Büyük Ortadoğu projesi, ABD'nin yaklaşık 15-20 senedir üzerinde çalıştığı bir projedir. Büyük Ortadoğu projesi, Orta ve Yakın doğu ülkeleri ile bir kısım Kuzey Afrika topraklarını kapsayan coğrafyanın ve bu coğrafyada yaşayan nüfusun sosyal, kültürel, ekonomik, askeri ve siyasal yönden şekillendirilmesini içeren bir projedir.
ABD, Ortadoğunun “küresel terörün kaynağı” olduğunu; bu bölgede ki monarşi ve anti-demokratik yönetimlerin terörü himaye ettiğini, bölge nüfusunun da temel hak ve hürriyetler ile demokrasi kültürü bakımından çok geri olduklarını ve ayrıca bölge halkının ekonomik yönden de çok yoksul olduğunu iddia etmektedir.
Bu nedenle, gelişmiş hür dünyanın bu bölgeyi kontrol altına alması, bölgeye hürriyet ve demokrasi götürülmesi, bölgenin kalkındırılması, terörün kaynaklarının kurutulması gerekmektedir. Bunun için d,e bölgeye gerekli müdahalelerin ve düzenlemelerin yapılması gerektiği savunulmaktadır.
Bölgeye Hürriyet ve Demokrasi götürme söyleminde ne kadar samimiyetsiz olunduğu, Afganistan, Irak, ve Lübnan işgalleri sırasında yapılan uygulamalar ile yakından görüldü. İnsan onurunu ayaklar altına alan uygulamalar, ABD'nin hürriyet ve demokrasi konusundaki gerçek yaklaşımını ve ikiyüzlü yaklaşımını gözler önüne serdi.
Bazı uzmanlar, Büyük Ortadoğu Projesinin uygulama alanı olarak öngörülen toprakların, dünyadaki İslam ülkeleri coğrafyası ve nüfusunda, %95 müslüman nüfus olduğuna dikkat çekmektedirler. Uzmanlara göre; BOP'nin önemli amaçlarından biriside İslam ülkelerinde ki uyanışın, siyasal ve ekonomik gelişmelerin kontrol altına alınması, ekonomik ve askeri kalkınmanın önlenmesi, ileri teknolojinin bölgeye girişinin engellenmesi düşüncesidir. Terör bahanedir. Yahudi-Hıristiyan haçlı ittifakının bölgenin ekonomik değerleri ve toprakları üzerinde gözü vardır. Yahudi Siyonistler ile Hristiyan avengelistler (Neo Con'lar), Büyük İsrail Krallığı topraklarında hakim olma amacı gütmekteler ve İslam aleminin gelişmesini engellemektedirler.

ABD, İsrail ve İngiltere, Ortadoğuda ki zengin petrol ve diğer enerji kaynaklarını kontrol altında tutabilmek amacıyla bölgeye müdahale etmekteler. Orta ve Yakın Doğu petrol, doğalgaz ve diğer enerji kaynakları ile hammaddeler ve madenler bakımından dünyanın en zengin bölgesidir. Aynızamanda da çok büyük bir pazardır.
Stratejistlere göre; Ortadoğu’da kim etkili olursa, geleceğin en büyük gücü de o olur. Bu nedenle Ortadoğu üzerinde Amerika, Avrupa Birliği, Çin ve Rusya arasında gizli ve büyük bir rekabet vardır.
Amerika Ortadoğu Bölgesi’ne şiddetle muhtaçtır. Hatta varlığını sürdürebilmesi ve ayakta kalabilmesi Ortadoğu bölgesine hakim olmasına bağlıdır. Çünkü Amerikan ekonomisi can çekişmektedir ve çökmek üzeredir. Avrupa ve Ortadoğu ülkeleri ürettikleri malların büyük çoğunluğunu Amerika'ya ihraç ediyorlar. Ancak ihraç mallarının karşılığında herhangi bir bedel, mal veya para alamıyorlar. ABD borçlanıyor. Yani ülkeler ABD'ye bol bol hammadde ve doğal kaynak gönderiyor. Ve karşılığında bol bol kağıt, yani senet veya tahvil alıyorlar. Bu şekilde diğer ülkelerden Amerika'ya çok büyük kaynaklar aktarılmaktadır. Yani eşitli dünya ülkeleri kaynak aktarmak suretiyle Amerika'yı beslemektedirler. Bu çift yönlü bir beslenmedir: Ortadoğu ülkeleri, Japonya ve Avrupa, Amerika'yı hem mal göndererek besliyor; hem de ihracat bedelini almayıp ABD finansal piyasalarında bırakmakla besliyor. Bugün için Amerikan bankalarındaki Arap sermayesinin 2 trilyon Dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Çok önemli bir konu da “ Dolar” meselesidir. Toplam Amerikan Doları rezervi'nin üçte biri ABD de, üçte ikisi uluslar arası piyasada diğer ülkelerde bulunmaktadır. ABD bol bol dolar basıp tüm dünyaya dolar satmaktadır. Ekonomi uzmanlarına göre ABD, mal ve hizmet karşılığı olmaksızın, ölçüsüz bir şekilde, sıkıştıkça dolar basıp dünya ya satmaktadır. Dolar ticareti Amerikan ekonomisi için çok önemli bir gelir kaynağıdır. Diğer ülke ekonomileri de dolara bağımlı hale gelmekte ve uluslar arası ticaret dolar ile yapılmaktadır. Günümüzde her ülke doları olduğu oranda ithalat yapabilir durumadadır. Onun için ekonomiler dolara muhtaç ve bağımlıdır. Dolar ABD'nin uluslararası ticaret üzerindeki hegomanyasının en önemli garantörü durumundadır. Prof. Dr. Osman Altuğ bu sakat ve adaletsiz sistemi “üç kağıt ekonomisi(bono, tahvil, döviz)” olarak nitelendirmektedir.
Yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı ABD, Ortadoğu'ya hakim olmak zorundadır. Bunun içinde her yolu mübah sayılmaktadır. Katliamlar, işkenceler ve kundaktaki bebeklerin vücutlarının param parça edilmesi dahil!

Türkiye'nin Önemi:

Şunu artık herkes iyi biliyor; dünya hakimiyetinin yolu, Ortadoğu ya hakim olmaktan geçiyor. Herkes biliyor da, bunu bir biz anlayamadık. ABD, Ortadoğu'ya hakim olmanın Türkiye'yi kontrol etmekle mümkün olabileceğini çok iyi bilmektedir. Çünkü Türkiye bölgede hem çok stratejik bir jeopolitik konuma, zengin doğal kaynaklara, verimli tarım arazilerine, gelişen bir sanayiye, serbest ekonomiye, genç bir nüfus potansiyeline, büyük bir orduya ve askerliğe meyilli ve istekli bir milli ahlaka sahip; hem de 1000 yıldır İslam aleminin lideri, ağabeyi ve sancaktarı konumunda. 400 yıl hilafet görevini üstlenmiş, İslam alemi üzerinde sevgi ve karizma sahibi etkin bir konumda. Türk halkı bir taraftan Avrupa'nın ilim ve teknolojisine yönelirken, diğer taraftan da İslami değerlere bağlılığı artmaya başlamıştır. Bu nedenle ABD, Türkiye'yi kontrol altında tutmadan Ortadoğu'ya hakim olunamayacağını çok iyi görmekte ve mutlaka “ Türkiye'yi kontrolü altında tutma” ya çalışmaktadır.
Ekonomimiz ABD desteksiz gelişemez ve ayakta duramaz hale getirilmekte, savunma sistemlerimiz ABD ve İsrail silah teknolojisine mahkum edilmekte, iç kargaşalarla, terör belası ile uğraşırken başka şeye çevremize ve bölgeye bakamaz hale getirilmekte, maruz bırakıldığımız iç ve dış sorunlardan kurtulabilmek içinde ABD ve İsrail'in himmetine sığınmak zorunda bırakılmaktayız.

Ayrıca dünya ekonomilerinin her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyduğu bor ve uranyum madenlerinin % 70'inin ülkemizde bulunması, Güney Doğu Anadolu bölgemizin verimli toprakları, Fırat ve Dicle nehirleri ile Manavgat çayının su potansiyeli, GAP'ın getireceği tarımsal zenginlik, ülkemizin Güney ve Doğu Bölgelerinin “ Büyük İsrail Devleti” ütopyasının toprakları içerisinde sayılması; Türkiye'yi sadece İsrail'in değil, tüm dünya Yahudilerinin ve küresel sermaye patronlarının öncelikli ilgi alanı haline getirmektedir.


Bu Yazı 4872 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar