Yeni Türkiye Yeni Eğitim
17.01.2014        

YENİ TÜRKİYE, YENİ EĞİTİM

                              Mücahit Birinci                       

 

 

Nurtopu gibi bir gündemimiz var. Entelektüelin en büyük korkusu gündeme saplanmakmış ya… Çoğu zaman kayıtsız da kalınmaz. Peki ne imiş bu dershane meselesi?

80’lerde türemiş ve sonraki yıllar boyunca serpilmiş bir devden bahsedeceğim şimdi sizlere. Bu dev öğrencinin zamanı velinin ise parası ile beslenmekte…

Aslında aksak sistemin kökünde, yeteneği değil bilgiyi ölçmeye çalışan sınav sistemleri var. 80’lerde ve hatta sonraki vesayet yıllarında, bu durum pek dert edilmemiş. Zira o dönemde, devletlu büyüklerimizin darbe yapmak, vesayet sistemini sürdürmek ve “irtica”ya karşı savaş vermek gibi “pek önemli” işleri vardı. Bu anlaşılabilir tamam da, 21.YY’ın 2013 yılında, “bu sınav sistemi değişmeli, salt bilgi ölçümü ezbere yol açıyor, önemli olan yetenektir, bilgi gençlere üniversitede de verilir” diyenlere gösterilen, bu “Eski Türkiye” refleksine ne demeli?

Evet bu sınav sistemi değişmelidir. Artık zaman ve nesil kaybına tahammül yok. Hatta hayalimde, bilhassa üniversiteye giriş için yapılan genel sınavın kaldırılması var. Tahmin ediyorum ki, hükumetin de nihai hedefi budur. Eğer bu mümkün olmayacaksa, her fakültenin kendi sıralarında okuyacak yetenekte öğrencileri kendi seçme hakkı olmalıdır. Belki her fakülte kendi giriş sınavını kendi yapmalıdır. Bu şekilde, gençler henüz ilk eğitimini almaya başladıkları sırada yeteneklerine göre branşlaşacaklardır. Bunların hepsi tartışılabilir. Yoksa mesele, sen ne yaparsan biz istemezük tavrıyla yürüyorsa, o noktada insanlar asıl meselenin eğitim kalitesi kaygısı dışında, başka saikler olduğunu düşünürler.

Çok net ifade ediyorum; dershaneler, salt bilgiyi ölçmeye çalışan sınav sisteminin birer sonuçlarıdır ve palyatif bir tedbir olarak ortaya çıkmışlardır. Amaç, okulda bilgi ölçümü sınavına hazırlanamayan öğrenciye, hap gibi test taktikleri öğretmektir. Aynı zamanda, sınavdan sonra öğrencinin bir an önce unutması gereken, kendi kendini imha eden bilgileri kafasına çakmak da, dershanelerin diğer bir yoludur. Yegane taktik ezber yaptırmaktır. Dershane ise, bu “kafaya çakma” yöntemiyle para kazanıp, bir dahaki sene daha büyüyerek “hizmet” etmeyi hedefler.

Dershane yöneticileri, okullarında son derece başarılı, dereceye giren “bilgi küpü” çocukları alır, sınava, hipodromlardan bildiğimiz, “haydi oğlum” “aferin oğlum”  gibi motivasyonlarla hazırlar, tabi haliyle çocuk “başarılı” olur, dershane reklam yapar. Bu reklam da bir dahaki sene daha büyük “hizmet” ortaya koyabilmek içindir tabii ki… Sonra o “bilgi küpü” öğrenciye üniversitede verecek başkaca bilgi kalmaz, üniversiteyi uzatmadan bitirir ve hayata muhtemelen lise mezunu ve fakat yetenekli bir girişimcinin yanında profesyonel eleman olarak devam eder.

Dershaneler yüzünden gençlerimiz, çocuklarımız tatil de yapamazlar. Zira öğrenciler, kendilerini, test taktiklerini yutmak için hafta sonları dahi dershaneye gitmek zorunda hissederler. Bunun bir tür “bağımlılık” olduğunu, bizzat ben kendi öğrencilik yıllarımdan biliyorum. Zira dershane olmadan üniversite sınavında başarılı olunamayacağı “salt gerçeklik” olarak beynimize sokulmuştur. Kaldı ki mevcut sınav sistemiyle bu doğru bir tespittir.

Bu kuruluşlar, kanaatimce belli bir dönem fayda sağlamış olsalar da, tahayyül edilen eğitimde dönüşüm modeli içerisinde kendilerine yer bulabilecek kurumlar olmayacaklardır. Dolayısıyla dershane sahiplerinin de olumlu katkılarıyla dershanelerin dönüştürülmesi, öğrenciyi de, ezberci ve unutan bireyden, analitik düşünen ve yetenekli bireye dönüştürecektir. Yeni Türkiye’nin, elbette yeni bir eğitim sistemine ve bu eğitim sisteminden yetişecek ideolojik saplantısı olmayan, sebep sonuç ilişkisine göre analitik düşünebilen yeni nesillere ihtiyacı olacaktır.

Mesele eğitim meselesiyken ve hükumet bir reform yapmaya çalışırken kopan bu fırtınanın sebebini uzun uzadıya anlatmayacağım. Aslında bu meselenin siyasal zemine çekilmesindeki etki odakları hepimizin malumudur. Bu hususta tek bir söz söyleyip bitirmek isterim: Amaç kavga etmek ise, fitne de fitneci de çok kolay bulunur…                                                                                                                                        

 


Bu Yazı 2370 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar