Yolcu
..        

Kalk, haydi kalk! Şu tembellik ve uzlet köşesinden çık! Demir asâ, demir çarık yola koyul! Yalnız gidişi olan bu yolun şu azîmli ve sebâtkâr yolcularına katıl!..
Kaybettiğin zamânı telâfî için adımlarını aç! Birlikte yola çıktığın kàfileye yetişinceye kadar, mola verdiğin yerlerde çok eğleşme! Zarûrî ihtiyaçlarından fazlası için vakit ve güç harcama! Hızlı adımlarla yürü, hattâ koş!..
Günün sıcağı, gecenin soğuğu bahâne olma- sın. Azmin gölgesi, şevkın harâreti sana yeter... Kanâat azığın, metânet yatağındır; başka bir şey düşünme, yola devâm et!
Kestirme sanarak, ana yoldan ayrılan, âkıbeti belirsiz patikalara sapma! Emniyetli ve denenmiş olanları seç! “Selâmetle vardık.” Haberini verenle- rin gittikleri en geniş yolu tercîh et...
Her tepeye vardıkça uzaklaşan ufuklara bakıp, hedefe ulaşılamayacağı kanâatiyle ümitsizliğe düşme. Önünden gidenleri, ardından gelenleri; maksûda erenleri, yola yeni koyulacakları düşün... Hayâtını yollarda geçirenlerin : “Ömür biter, yol bitmez!” dediklerine bakma. Sen: “Yol biter, ömür biter!” diyeceksin...
Yol üstünde kurulan pazarlar, panayırlar, sergiler sana emelini unutturmasın. Malların câzibesine kapılıp da uzun seferinde sana ağırlık yapacak lüzûmsuz yüklerle kollarını doldurma...
“Şarkı, yolcunun arkadaşıdır.” Sen, hasret türküleri söyle; gaflet nağmelerini terket! Kavuş- ma sevincini terennüm eyle, yol yorgunlarına ümit aşıla...
Şu tepenin ardında, şu vâdîyi aştıktan sonra, şu dönemeci dönünce gàyene vâsıl olacağını düşün! Uzak sandığın, belki çok yakındır... Kavuşmanın tasavvuru zihninde, halecânı yüre- ğinde, neş'esi rûhunda tomurcuklansın.
Şüpheler, vehîmler, ümitsizlikler yaz yağmuru nu serpip geçen bulutlar gibi çabucak dağılsın; güven ve itmi'nân güneşi âlemini aydınlatsın. “Tasayı at, safâyı al!”
Baykuşlar, puhular, kargalar, saksağanlar öte-dursun. Sen bülbülleri, kanaryaları, sakaları dinle!
Dikenler, pıtraklar, çalılar bite-dursun. Sen gülü, lâleyi, karanfili, çiğdemi, nergisi, fesleğeni seyret...
Eğriler, çarpıklar, yanlışlar, kırıklar; doğrunun düzgünün ölçüsü olsun. Çirkinden güzele, karadan aka, zulümden adâlete, kabalıktan zarâfete dön! “Güzel gör, güzel düşün!”

Geçtiğin yolları, çektiğin zahmetleri, katlandı- ğın meşakkatleri, kaçırdığın fırsatları, zâyî ettiğin vakitleri bu dakîkaya toplayıp hayıf dağı altında ezilme! Sona çok yaklaştığını bil, sevin...

Yolcu, mutluluğa az kaldı...


Bu Yazı 2518 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar