ZARARLI ALIŞKANLIKLAR
..        

İnsanın sağlıklı, başarılı ve mutlu olabilmesi için beden ve ruh sağlığının her türlü zararlı şeylerden korunması lâzımdır. İnsanın ruh ve beden sağlığını bozan şeylerin başında zararlı alışkanlıklar gelir. Başlıca zararlı alışkanlıklar; sigara, alkol, uyuşturucu ve kumar bağımlılığıdır.
SİGARANIN ZARARLARI
Sigarada 4000 çeşit zehirli madde vardır. 1991 yılında ülkemizde sigara yüzünden ölenlerin sayısı 200 bindir. Bunun 160 bini sigara tiryâkisi; 40 bini ise bebekler ve küçük çocuklar (duman altı olanlar) dır. Gırtlak ve beyin kanserinin %99'u, beyin kanamalarının %85'i, damar tıkanıklıklarının %90'ı, akciğer kanserlerinin %90'ı sigara kaynaklıdır. Sigara içenlerin vücuduna %15 ila %33 oranındı daha az oksijen girmektedir. (Kapalı bir odada içilen bir tek sigaranın dumanı iki aylık bir bebeğin ölümüne neden olmuştur.) 100 tiryakiden 50'si sigara yüzünden ölmektedir. Sigara sağlığın olduğu kadar cilt güzelliğinin de düşmanıdır. Anne adayı sigara içerse, çocuğu; %80 erken veya ölü, %65 özürlü (alkolde %100), %20 normal sürede, fakat normalden küçük doğar.
ALKOLÜN ZARARLARI
İnsanın bir santimetreküp kanında bir miligram alkol bulunması, alkol zehirlenmesinin bütün belirtileri için yeterlidir. Şayet bu miktar 4-5 miligrama kadar yükselirse, içen komaya girer. Komaya her giren kurtulamaz. Alkol asla bir gıda değildir. Alkol için söylenmiş güzel sözlere, aldatıcı reklâmlara aldanmamalıdır. Alkol ilâç olmadığı gibi, alkollü içkiler iştah açıcı da değildir. Bilakis zamanla mide rahatsızlıklarına, iştahsızlıklara ve sindirim bozukluklarına, iştahsızlıklara ve sindirim bozukluklarına sebep olur. Alkolün nihâî zararı akıl hastalıkları, felçler, kalp, karaciğer, böbrek ve damar hastalıkları, özürlü çocukları ve ölüm şeklindedir. Alkolizmin tuzağı biradır. İstatistiklere göre, alkoliklerin %80'i alkollü içki alışkanlığına bira ile başlamışlardır. Birada bulunan nitrozamin adlı madde kansere sebep olmaktadır. Bira yapımında kullanılan bira mayası, alkol üreten bir maya türü olduğundan alkolüz bira olmaz. 2 temmuz 1997 tarihinde basında çıkan bir haberde bir gerçek daha ortaya konmuştur: Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Özkürkçügil, böbrek hastalarının, biranın böbreklerdeki kumun veya taşın dışarı atılmasında rol oynadığı yolundaki yanlış inancını belirterek; “Bira içildikten sonra sıkça idrara çıkıldığı bir gerçek, ama bundan beklenen fayda elde edilmiyor. Hastalara tavsiye edilen bira, böbreklerdeki suyu emerek, kumların kalmasına neden olup, taş oluşmasını kolaylaştırıyor” demiştir.
Cinayetlerin % 5'i,
Boşanmaların % 80'i,
Irza tecâvüzlerin % 50'si,
Trafik kazalarının % 70'i,
Aile içi şiddetin % 70'i,
Görevini terk edenlerin % 60'ı, alkol yüzündendir.
İntihar olaylarında alkolün etkisi, içmeyenlere oranla 58 kat fazladır.
Alkol beyni % 17 oranında küçültmekte, bunun sonucu çocuklara da aynen intikal etmektedir. Bu etki kadında (annede) 2 katı fazladır. Alkol bağımlısı tedaviye muhtaçtır. Alkolizmin tedavisi çok zor, tedavi şartlarına uyulmadığı takdirde imkânsızdır. İstatistikler, tedaviden sonra 2 yıl alkol kullanmama ihtimalinin % 5 ilâ % 10 olduğunu göstermektedir. Yegâne kurtuluş, hiç başlamamaktır. Bir kadeh alkollü içki içenin beyninde binlerce beyin hücresi ölmektedir.
UYUŞTURUCU FELÂKETİ
Uyuşturucu maddeler, beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanıdır. Başlıca etkileri; delilik, erken bunama, şuur ve hafıza kaybı, sayıklama, hayâl görme, korku, evham, zaman ve mekân algılamasında bozukluk, iktidarsızlık, kangren, kan pıhtılaşması, kalp hastalığı, karaciğer ve böbreklerde iltihap ve tıkanma, depresyon, ölüm isteği, nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, solunum felçleri, intihar ve ölümdür. Orta derecede kuvvetli bir gram uyuşturucu bir milyon beyin hücresini öldürmektedir. Uyuşturucuyu bir veya iki defa kullanmak bağımlılık yapar. Uyuşturucunun, girdiği aileyi yıkmaması düşünülemez.
UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞININ BELİRTİLERİ ŞUNLARDIR:
Cilt üzerinde mor ve siyah iğne izleri, damarlar üzerinde iltihaplanma, sinirlilik hali, ahlâksızlık ve suç fiillerine yönelme, bakışlarında donukluk, uyuşukluk ve uykululuk hali, yalnızlıktan hoşlanma, uyuşturucu için kullanılan âletlerin yanında olması, uyuşturucu kullanma zamanının yaklaştığında gözlerin sulanması, burnunun akması, kaşıntı, esneme ve gözbebeklerinin büyümesi.
Uyuşturucu bağımlıları, tıbbî tedaviye ve rehabilitasyona muhtaç olan hastalardır. Uyuşturucu kullanımı ne kadar erken fark edilirse, bağımlının kurtulma ümidi o kadar artar, aksi halde sonu ölümdür.
DOPİNG VE UYKU İLÂCI
“Ne olursa olsun, yeter ki, başarılı olayım” diye yola çıkarak, doping alan sporcular, öğrenciler, uzun yol sürücüleri ve gece çalışan şoförler, amfetamin ve kafein bağımlısı olma riski ile karşı karşıyadırlar. Bağımlılık artınca dozu arttırmak zorunda kalırlar. Bir süre sonra bırakmak isterlerse de tıbbî yardım olmadan ekseriyâ başaramazlar. Tekrar başlar ve amfetamin kullanımı kişinin ruh ve beden sağlığını bozar. Her türlü uyuşturucuda olduğu gibi, doping uygulamasında da ölüm riski vardır. Doping ve uyku hapları, uyuşturucu madde karışımı ilâçlardır.
Uyku ilâcı uykusuzluğu tedâvi etmez. Bunun için uykusuzluğun asıl sebebini bulup, onu ortadan kaldırmak lâzımdır. Eğer uyku hapları her gece kullanılırsa, birkaç hafta sonra artık uykuya yardımcı olma etkisi kalmaz. Uyku ilâcının kullanımına aniden son vermek ise uykunun daha da kötüleşmesine yol açar. Bu bakımdan uyku haplarının kullanılması da , yavaş yavaş bırakılması da uzman doktorun kontrolünde olmalıdır.
KUMAR ÂFETİ
Bilim adamlarının kumarbazlar üzerinde yaptıkları araştırmalar, “noradrenalin” hormonunun kumarbazlarda noksan seviyede bulunduğunu göstermiştir. Bu hormon, heyecan hallerinde artarak kalp atışlarını hızlandırır. Heyecan hâli geçtikten sonra hormon normal seviyeye iner ve kalp atışları da normalleşir. Kumar heyecanıyla artan bu hormon, kumar heyecanından sonra düşmeye başlar, fakat normal seviyede kalmaz, bu seviyenin altına düşer. İşte “noradrenalin” hormonunun kumarbazlarda noksan seviyede bulunması, kumar bağımlılığının biyolojik sebebidir. Bu sebepten kumarbaz, kumar oynamadan duramaz. Bütün varlığını kumarda kaybeden kumar oynamak için istediği parayı bulmak uğruna ahlâkî veya âdî suçlar işlemekten kendini alamaz. Sonunda bunalıma girer, intihar eder. Bu sebepten kumarın girdiği ailelerin yıkılması düşünülemez.
KOLALI İÇECEKLER VE
YABANCI SİGARALAR
Dünya gençliğini kitle halinde bağımlı yapan, Coca ve Cola bitkilerinden elde edilen kolalı içeceklerde kullanılan, kokaindir. İnsanlar her gün bunları içmek suretiyle zehirlenmektedirler. Kokainin kolalı içeceklerde olduğunu gizlemek için bunun yerine meyan kökü kullanıldığı ileri sürülmüştür. Bu beyanlar tamamen asılsız olup, kamuoyunu yanıltmak için yapılmaktadır. Meyan kökü hiçbir surette kolalı içecekler gibi zehirli içkilerin içerisine girmez. Çünkü, meyan kökü, bağımlılık yapmaz. Bağımlılık yapmayan bir içecek, bağımlılık yapan kadar satılmaz. Bu nedenle kolalı içecekleri üreten yabancı şirketler, bu içeceklere bağımlılık yapan üç maddeden en az birini (kokain, kafein, alkol) karıştırmaktadırlar. İçinde türlü uyuşturucular taşıyan ve bağımlılık yapan kolalı içecekler, ilkokul çağından itibaren çocuklara narkotik iptilânın kapısını açmaktadır.
Ayrıca, Tekel fiyatının altında kaçak satılan yabancı sigaralar bilhassa ortaokullarda sigara içen çocuklarımız için en tehlikeli uyuşturucu tuzaklarıdır. Arşivimizde bulunan, dergimizde ve raporlarımızda yer alan belge ve bilgilere göre kolalı içeceklerde; Kola nebatından çıkarılan kokain esansı, Kola yapraklarından elde edilen kafein esansı, ve bunların ekstre halinde gelmesinde kullanılan alkol gibi bağımlılık yapan uyuşturucu türü maddeler yanında, ürüne bilinen rengini veren ve zararlı bir madde olduğu bildirilen karamelize (yanmış) şeker mevcuttur.
Evet, karışımında bulunan uyuşturucu türü maddelerle bağımlılık yaptığı kesin olan. Kezâ ilkokul ve daha küçük yaşlardaki çocuklarımızı beyazlara kanalize etmede önemli bir basamak, hattâ tuzak diyebileceğimiz kolalı içecekler, cikletler v.b maddeler üzerinde, gerek Devlet olarak, gerek toplum olarak ciddiyetle durmak mecburiyetindeyiz. Ve bu konularda insanlık, büyük bir tehdit altındadır.

Not: Türkiye Yeşilay Cemiyeti İnternet Sitesinden Alınmıştır.


Bu Yazı 5847 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar