Zaman ilaçtır
..        

Nisyanda bir nimettir,yalnız her günün alâmını çekirir,müterakim olmuş alamı unuturur.(B.S.N Lemaat sayfa 64)
''İnsan çektiği acıları unutmayı bilmese ne olurdu acaba?''Demek beden gibi duygularda sürekli onarıyor kendini(Can Yücel)
Sohbette yansıma ve boyanma vardır diyen Bediüzzaman, kollektif iletişimin önemini nazara vererek yapılacak etkin dinlemenin, karşılıklı olarak ruhlara aksetmesi ile kurulan muhabbet bağlarının ipuçlarını verir.Anlamak,okumak,yazmak gibi kaliteli bir dinleme davranışı da ruhumuzu rahatlatacaktır.
RUH HALİMİZİN DİNLEMEDEKİ ETKİSİ
Acı çekme sıkıntılı olma sonuçlarını doğuran herhangi bir olumsuzluk veya istemediğimiz durumların başımıza gelmesi dinleyen zihnimizi başka bir aleme sürükler..Anlama ve algılamalarımızın düzeyi verimsiz hale gelir.Bir nefret,kıskançlık hali,zor bir durumda kalmak,umulmayan aksilikler,bir kayıp gibi bizden derin etkiler bırakan duygusal karmaşıklık kulağımıza duvar örer.Bazen basit bir''dışlanıyorum''algılaması bile bizde yıkıcı etki yapar.Bütün bu duyguların tesirinden bir müddet kurtulamayız.
Başımıza kaza,yangın gibi bir felaket geldiğinde bir sevdiğimiz öldüğünde çok sarsılırız.İşte bütün bu duygualrın tesirinden kurtulabilmek için belli bir zamanın geçmesi gerekir.Bu zaman süresi kişilere göre gelişir.Ancak öyle hadiseler ve beraberinde getirdiği takıntılar var ki,bunların üzerimizdeki etkisi yıllar boyu devam eder.
Bazen öyle oluyor ki;bizde yıkıcı tesir yapan bir tartışmanın ardından ''herkes benim düşmanım''düşüncesi ile iletişimi koparıyoruz.Korkmak ve vesvese ile başlayan iletişimsizlik, beraberinde kendimize güvensizlik sorunu ortaya çıkartıyor.Ve kulak verme eğilimlerimiz sanki orada bir tıkaç var gibi birden sönüyor.Örneğin yaşadığımız herhangib bir olumsuzluk bizi şöyle bir yanılgı içine sokabilir;''Neden hep kötü şeyler iyi insanların başına gelir''deriz.Ayrıca sürekli saldırı ve zarar beklentisi içinde yaşamak,gerginlik hali,başarma hırsı,mükemmeliyetçilik hastalığı gibi bir yığın takıntı örnekleri bizi kötü dinleyici yapar.
YIKICI ETKİLERİN ÇÖZÜMÜ
Yukardaki benzer örnek olaylar yaşandıkdan sonra artık bunların sebeplerini aramanın bir getirisi yoktur.Aslında zamana yayamadığımız bu olayların bizde yaptığı tesir kendimizden kaynaklanmıyor.Bizim bunlara yüklediğimiz anlamın regine ve gösterdiğimiz tepkinin dozajına göre bir şekil kazanıyor ve etkin dinleme çabalarımıza ket vuruyor.Saydığımız bütün riskleri göz önünde bulundurarak''kendimizi bilmemiz'' sayesinde bu hayatın farkındalığına varsak ve zamanın hemde çok çabuk olarak psikolojik yaralarımızı tedavi edeceğini biliriz.Sonra bunun getireceği sonuçlara yönebilsek ve yalnız olmadfığımızı konuşarak destek isteyerek giderip empatik yönelim sayesinde alınganlığımızı en aza indirebilsek dinlerken yaşamanın tadına varabileceğiz.
Bu tür telkin sayılabilecek değerlendirmelerle oluşturduğumuz ''yeniden çerçeveleme'' dinlemedeki olumsuz algılamaları da pozitife dönüştürebilecektir.
Ancak buradaki pozitiflik başımıza gelen her olumsuzluklara''boşver''diyerek yoksaymak anlamına gelmez. Acı çeken bir insana ''bunları kafana takma gelir geçer''demek de acılarını hafifletmez. Tam tersine yaşanaları hafife alarak dinlediğimiz anlamına gelir.En iyisi böyle anlarda yorum yapmadan karşı tarafı olduğu gibi önce bir dinlemeye çalışmak sonra da önerilerimizi yapmak gerekecektir.
Sonuç olarak başımıza yeni gelmiş oluptatsız olaylardan sayılan bir tartışma
Bir ayrılık,bir dedikodu gibi duygusal yoğunluğu fazla olan yarlayıcı durumlar bizde zihinsel baskı oluşturduğu gibi,bir düğün haberi,bize güzellik sunan sevinçli bir olay da bizi bir müddet etkiler.Her iki zıd durumda da yapılan dinlemeler verimsiz olacaktır.
Zamana dayalı zorlukların en kestirme tedavisi;bizi tam teselli edecek,bize yaşadığımız olayların iç derinliğini anlamamıza yardım edecek olan imani ve içtimai eserlerin tefekkür edilerek okunmasından geçer. Olaylar karşısında bizi korumaya alan tepkilerin birisi de''yadsıma'' dır. Bizde ki imani alt yapının temellerini atan bu tür eserlerle yadsıma çok kolay gerçekleşir. Başımıza gelen yıkıntıyı sadece düşünce düzeyinde ve anlık yaşamış oluruz. Daha da önemlisi gereken sakinliği ve dayanma gücünü elde ederiz. Ancak,travmatik olayların yol açtığı strese gösterilen standart bir tepki olmadığından bunun etkilerinden kurtulmak yıllarımızı da alabilir.O yüzden eski halimize dönebilmek için kendimize zaman tanıyarak ''bunlar neden başıma geldi''
Şeklinde şikayetvari davranışa girmeden gösterilecek sabrın büyüklüğüne göre hak etmeyi umduğumuz ilahi sevabın büyüklüğünü düşünebiliriz….
Gece gündüzün birbiri ardınca gidip geldiğini gören insan halden hale dönmesine üzülmesin.Yani sevinç gidip üzüntü gelirse veya üzüntü gidip sevinç gelirse bu durumları o kadar da önemsememeli. Dinlemede olumsuz duyguları o anda zihnimizden uzaklaştırmalıyız. Hatta önceden kızgınlığımızı bir hayal kırıklığımızı,bir tartışma üzüntümüzü,güvendiğimiz ve samimi bulduğumuz bir arkadaşımıza anlatmalıyız, paylaşmalıyız. Bu şekilde bizi dinlemeleri duygusal olarak bize güç katar.Böylece geçmişte olan bize tatsız gelen hislerimiz hafifleyerek içimiz dışımıza çevrildiğinden rahatlayacağız….
DİNLEME SORUMLULUĞUNU ÜSTLENİN
Tedavi ile alakalı olarak bir başka yol ise üzerimize karabulut gibi çöken baskıların üzerinde ve önünde bulunmaktır. Şöyle ki;''başımıza gelenler kendi yüzümüzdendir,dolayısıyla kendi parmağımız vardır'' diyerek sorumluğu baştan kabullenmektir. Olayların üzerine çıkma, probleme yüksekten bakarak hikmet pırıltılarını görmeye çalışmak bu durumları kendi lehimize çevirir. Olayların önünde yer almak ise, kendi üretebileceğimiz düşünce sistemine güvenerek bir hedef bir yol haritası yaparak kafamızın içinde bizi sıkan miğferin yok edilmesini sağlamaktır.
Sonunda geçmişe yönelik defteri kapattığımıza ve üzerine kalın bir çizgi çektiğimize inanarak kaynaktan gelen sözcüklere kulak verebiliriz.
En sonra dinleme verimimize katkıda bulunacak şu düşünce sistemini tekrar edelim;''her şey bende düğümleniyor,her şeyin merkezi benim,sorunları düğümleyen de çözende benim'' şeklinde ki bir düşünme biçimi,beraberinde kaygılarım ve sorunlarım ile kardeş oldum diyerek bu silaha başka tarafa çevirelim.
Yine devam ederek zihinsel kalıplarımı duygusal alışkanlıklarımı, algısal şartlanmalarımı tanıyor ve biliyorum, buradaki karanlık noktalarla savaşarak etkin dinlemedeki başarıyı yakalamak benim elimdedir diyelim. Ancak bu şansımı kullanırken bazen duyduklarımı anlayamamamız bizim aptal olduğumuz anlamına gelmez. Sebeblerimi biliyorum ve hemen önümde duran zamanı iyi kullanarak'' hakikatleri bulmaya çalışacağım'' şeklindeki direktiflerimize uyalım.
Kainattaki yenilenme, değişme,gelişme ve yükselme eğilimi bizim dünyamızıda etkiler. Zihnimizde çalkalanmalara yol açar.Etkin dinleme için ise yukarda anlatılanların ışığında zihinsel fırtınalarımızın geçmesini beklemek gerekecektir. Hem dışımızdaki alemde hem kişiliğimizde her gün her saat her an yeni bir fert olma şeklinde,yeni bir zihin yapısı bize giydirilir. Bu değişkenliği yaşayan ruhsal alemimize anlık dinlemelerimizdeki dinginlik ve sakinlik zamana yayılan ilacın etkisini işlevsel hale getirecektir. n


Bu Yazı 2029 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar