İMAM ŞAMİL
..        
Kuzey Kafkasya'nın, Moskof'a karşı direnişinin ve hürriyet mücadelesinin bayrak ismi olan İmam Şamil 1797 yılında Dağıstan'ın Gimri köyünde dünyaya gelmiştir. Babası Ağar Türklerinden Dengau Muhammet, anası Pir Budah'ın kızı Aşiltalı Bahu Mesodo'dur.
Şamil ilk eğitimini Said Harekani'den aldı. Onun manevi aleminin ve karakter yapısının şekillenmesinde önemli rol oynayan asıl hocası Cemalettin Gazi Kumuki Efendi'dir. Nakşibendi Şeyhi olan Gazi Kumiki Efendi ileriki zamanlarda Şamil'in kayınpederi de olmuştur.
Şamil onbeş yaşlarında iken uzun boylu, geniş omuzlu yapısı ile iyi ata binen, kılıç kullanan güreşen ve ciddiyetinden taviz vermeyen duruşuyla çevresinde hayranlık uyandıran bir görünüme sahipti.
Yirmi yaşlarında iken imamet makamında imamla istişare eden naiplerin arasına girdi. Vakur hali sade ve gösterişsiz hayatı üst kademe tarafından takdirle karşılanıyordu.
Cemalettin Gazi Kumiki Efendi'nin yanında ilmini ve maneviyatını yükseltirken, müşavirliğini yaptığı İmam Gazi Muhammet ve İmam Hamzat Beyin yanında da idare sanatını, harp stratejilerin öğreniyor, tecrübe kazanıyordu. Sanki kaderi İlahi onu yirmibeş sene sürecek zorlu bir sınava, uygulamalı eğitimle hazırlıyordu.
Şamil, İmam Hamzat' ın 19 Eylül 1834 Cuma günü Hunzah Camii'nde şehit edilmesinden sonra 2 Ekim 1834 te oy birliği ile imam seçildi. Yani 37 yaşında iken hem direniş önderi, hem de devlet başkanlığı görevini üstlendi.
Ruslar emperyalist emellerinin gerçekleşebilmesi için İmam Şamil ve halkını tarih sahnesinden silmek istiyordu. İmam Şamil ise, maddi ve fiziki imkânsızlıklara bakmadan direniyordu. Hem de yapılan her savaşta Rus ordularına ağır kayıplar verdirerek...
Şamil imamet makamına geldikten sonra iç işlerine büyük önem vererek mücadelenin mutfak tarafını rayına oturttu. Bir taraftan mektep ve medreseleri faaliyete geçirerek gençlerin cahil kalmamasına uğraşırken, diğer taraftan silah ve mühimmat yapılması için tedbirler almıştır. Ayrıca idari ve adli yenilikler yaparak “devletleşme” yolunda mesafe kat etmiştir.
Zeki ve isabetli kararlarıyla otoritesini bütün Dağistan'a yaymış, halk nezdinde sevilen ve hürmet edilen bir lider olmayı başarmıştır.
Rus'un her seferinde son darbeyi indirmek için artırarak devam ettirdiği taarruzlarına 25 yıl direnmiş ve Ruslara çok büyük kayıplar verdirmiştir.
İmam Şamil devlet idaresinde ve harp sanatında bir dahi olduğu gibi, manevi alanda da kulluk görevlerinden asla taviz vermeyen müttaki ve samimi bir Müslüman'dı.
1859 da kendisinin Gimri'de olduğunu haber alan Ruslar köyün etrafını sararak Şamil'e son darbeyi vurmayı planlamıştı. Ancak İmam Şamil göğsüne saplanıp sırtından çıkan bir mızrağa rağmen çemberi yarıp kurtulmayı başarmıştı. Şamil o kuşatmada aldığı yaranın etkisiyle tam 27 gün baygın vaziyette yatmış 27.ci gün ayıldığında dudaklarından dökülen ilk sözler şunlar olmuştu:
_ “Anam namaz geçti mi? “
Kıt imkânlara ve bütün olumsuzluklara rağmen dünyanın en güçlü ordusu karşısında eğilmeyen bu çelik irade yaratıcının huzurunda secdeye kapanmayı ihmal etmekten korkuyor ve titriyordu.
2 Ekim 1834 ile 25 Ağustos 1859 arasında Rus ordularına çok büyük kayıplar verdirdi. Destanlara sığmayacak kahramanlıklar gösterdi, savunmalar yaptı.
1859 ta Ruslar Kafkas Kartal'ını 70.000 asker ile kıstırmıştı. Başına ödül konulan Şamil çevresinde birkaç yüz kişi kalıncaya kadar direndi. Fakat sonunda teslim olmak mecburiyetinde kaldı. İmam Şamil aile fertleri ve 40 civarındaki özel adamıyla Çarın sarayına götürüldü. Çar yaklaşık 35-40 sene bitiremediği bu inanç abidesini büyük bir nezaketle karşıladı. Kendisine olağanüstü izzet ve ikramda bulundu.
Çar iri yapılı bu insan azmanının yemek yemesini hayranlıkla seyrederdi. Bir defasında Şamil sofraya ne getiriliyorsa yiyordu. Doymak nedir bilmiyordu. Çarla beraber Şamil'i seyreden yaver Çarın kulağına eğilerek:
_“Çar Hazretleri korkarım bu adam bizi de yiyecek “ deyince, fısıltıyı duyan Şamil taşı gediğine oturtur:
_“Endişeye mahal yok Çar Hazretleri… Zira dinimizde domuz eti yemek haramdır.”der.
Esaret hayatı çok zor gelen Şamil 1870 yılında Çar'ın izniyle İstanbul'a gelir Sultan Abdulaziz misafiriyle şanına yakışır bir şekilde ilgilenir. İstanbul halkı Şamil'i görebilmek için birbiriyle yarışır.
İmam Şamil İstanbul'dan Hicaz'a geçerek hac farizasını yerine getirmek ister. Ancak dünya Müslümanları da Şamil'i görmek için izdiham çıkarırlar. Mekke bu sevgi yumağına dayanamaz ve Şamil ' Kabe'nin üstüne çıkarıp bütün Müslümanların görmesini sağlar.
Şamil haç farizasını yerine getirdikten sonra Medine'ye yerleşmeye karar verir. Ancak eceli müsaade etmez.4 Şubat1882 de Baki Âleme göç eder. Cennetül Baki mezarlığına defnedilir.
Vefatının 125.ci yıl dönümünde İmam Şamil'i saygı ve hürmetle anıyoruz Allah gani gani rahmet eylesin. Âmin. Ruhuna binler fatiha.

Bu Yazı 3162 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar