İbni Sahnun’un Adabu’l Muallimin’i Üzerine Bir Deneme
..        

HAYATI
Asıl adı Abdüsselam b. Said Habib et-Tenuhi olan Sahnun (H. 160/776) Kayravan doğumlu olup, Ebu Abdullah Muhammed ismiyle de anılır. Babası Said orduda asker olarak görevli iken, Şam civarındaki Humus'tan Kavravayan'a naklen gelmiştir. Sahnun'a çok cevval zekasından dolayı keskin nazarlı, canlı ve hafif bir kuşun adından alınarak kendisine "Sahnun" lakabı verilmiştir.
Sahnun, ilk tahsiline Kavrayan'da başlamış ve öğrenimine devam etmek için Tunus'a gitmiştir. Oradan Enes b. Malik'in talebeleri nezareti altında tahsil görmek için Kahire'ye gelmiş, burada Malik'in mümtaz öğrencilerinden olan Abdurrah- man b. Kasım, İbn Vehb ve Eşheb'le birlikte ders görmüş, Abdurrahman b. Kasım'dan fıkıh dersi almıştır. İmam Malik'in Muvatta'ını beraberinde Mısır'a getiren Sahnun, hocası Abdurrahman b. Kasım'la üzerinde çalışmış, Sahnun daha geniş bilgiler isteyince, ona bizzat Malik'i dinlemek için neden seyahate çıkmadığı sorulmuş, o da fakir- fliğin buna engel olduğunu söylemiştir. Sahnun, Abdurrahman b. Kasım'dan (ölm.H. 191/806) ders görmesi ve İmam Malik'in Muvatta'ını okuması neticesinde, Maliki mezhebinin tesiri altında kalmış ve bu mezhep Kuzey Afrika'ya ve Endülüs- e onun vasıtasıyla yayılmıştır. O, Abdurrahman b. Kasım, Eşheb ve İbn Vehb ile birlikte Hac farizasını ifa etmek üzere Hicaz'a gitmiştir.Daha sonra Medine ve Suriye'yi ziyaret ederek Malik'in talebelerinden fıkıh dersi görmüştür.
İbn Sahnun, H.233 yılında hükümdar Muhammed b. Ağlep tarafından yapılan Kadılık teklifini bir yıl boyunca reddetmiş ve nihayet H.234 yılı Ramazan ayında kabul etmiştir.
Sahnun, hükümdarın ne hediyelerini, ne de ücretini almıştır. Fakat o, şahsi marafları ile, memurlarınkini müslüman olmayanlardan alman cizye yardımı ile ödemiştir. Rahatsız edilmeden kadılık vazifesini yerine getirmek için, Kavrayan- da camiin yanına yapılmış bir odası vardı. Buraya yalnız davacılar ile şahitlerini kabul ediyordu. İlk işlerinden biri bütün gayri sünni fırkaları camiden çıkarmak oldu. Zira o tarihte Kavrayan'da pek çok fırka vardı. r.
Sahnun, kadı olarak herkese çok terbiyeli ve nazik muamele etmiştir. Bir meseleye cevap verdiği zaman, son derece dikkatli ve ihtiyatlı davranmıştır. Çünkü bu hususta acele cevapların nifak ve fesada sebep olacağını iddia ederdi.
Sahnun. H.234 yılında aldığı kadılık görevini ölünceye kadar devam ettirmiştir.
Sahnun hakkında yazılmış Ebul Arab'ın (Muhammed b. Ahmed b. Temim'in) "Menakıbı Sahnun ve Siyretuhu ve Ebeduhu" isimli bir eseri vardır .

II.ESERLERİ
l.El-Müdevvene
H. 191(807) de Kayravan'a tekrar dönen Sahnun, Maliki Mezhebini yaymaya başlamıştır. Kayravan'a tekrar dönen Sahnun, Maliki Mezhebi ni yaymaya başlamıştır İmam Malik'den 20 yıl ders okuyan, Maliki iyi bilen Mısır'lı Abdurahman b.Kasım'ın "el Müüdevvene" adlı eserini Sahnun genişleterek Endülüste yaymıştır.Hocası Abdur- rahman b. Kasım Müctehidi mutlak derecesine ermiş bir zattır. Eset b. Fırat (ölm.H.213/828) İmam Malik'in fıkıhtaki içtihatlarını Kuzey Afrika'da, Mağribde yaymış, bu fetvaları tertip olunarak el-Müdevvene adlı fıkıh kitabını meydana getirmiş- tir. Bu eser Malik'in Muvatta'ına dayanmakta olup, Maliki fıkhını yansıtmaktadır.
2.Adabu'l-Muallimin
İslam dünyasının ilk eğitim nazariyecilerin- den biri olan İbn Sahnun, el-Cahız'ın (ölm.H. 258/869) çağdaşıdır. Hicri 3. asır gibi erken dönemlerde eğitim ve öğretime dair görüşler ileri süren Sahnun, bu konuda müstakil yazılı eser veren ilk İslam eğitimcilerinden kabul edilir . İslam dünyasında belirli bir eğitim nazariyesini yansıtmaktan çok, öğüt türünde olan kitaplar Hz. Peygamber döneminden sonra çok yaygınlaş- mıştır. Ancak eğitim ve öğretim faaliyetlerinin sistemli ve organizeli bir şekilde yaygınlaşması İslam Medeniyetinin gelişmesiyle paralellik arz etmektedir. İbn Sahnun'un eğitim -öğretimle ilgili sistemli ve organizeli olmasa bile, eğitim -öğretim faaliyetlerini düşünen ve bu konuda görüş belirten ilk eğitim nazariyecilerinden birisi olması nedeniyle önemli bir şahsiyettir. O'nun Adabu'l -Muallimin adlı eseri, ilk defa Hasan Hüsnü Abdulvehhab tarafından Tunus'ta h. 1348/(1931) 'de neşredilmiştir. Daha sonra Ahmet Fuat el-Ehvani'nin "et-Terbiye fi'1-İslam ev et-Ta'lim fi Re'y el-Kabisi" isimle eserle birlikte 1955'te Kahire'de basılmıştır.. İbni Sahnun'un bu küçük hacimli risalesi 17 sahifeden oluşmaktadır. Bu risalesinde o günkü eğitim dünyasının karşı karşıya olduğu çeşitli sorunları ele alır. Kendisi fakih olduğu için, sorunları daha ziyade İslam Hukuku açısından inceler ve Hz. Peygamber'in uygulamalarından ve hadis-i şeriflerinden örnek- ler sunar ve delillendirerek çözmeye çalışır.
Âdâbu'l-Muallimîn'de geçen konular on başlık altında verilmektedir.
l.KUR'AN-I KERİM ÖĞRETİMİ
Bu kısımda Kur'an öğretim ve öğrenimini teşvik eden Hadisler şöyle bir sıralama ile verilmektedir:
a."Sizin en üstününüz Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir."
b."Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir." c."Allah bazı kavimleri Kur'an'la yüceltir." d."Kur'an'a sımsıkı sarılın, çünkü Kur'an ateşin demirdeki yabancı maddeleri giderdiği gibi nifakı giderir." e."İnsanlar arasında Allah'ın sevgili kullan vardır. Onlar Kur'an hafızları ve Allah'ın gösterişten uzak, ihlaslı ve samimi kullarıdır. f."Kur'an yedi harf üzere nazil olmuştur, Kur'an'dan okuyabildiğiniz kadarını okuyunuz.g."Kur'an'ı gereği gibi okuyan kimse için bir şehit sevabı vardır." h." Kur'an genç yaşta öğrenilmelidir. Çünkü Kur'an o yaştaki kimsenin kanı ve etiyle karışır. Yetişkinliğinde Kur'an'ı ısrarla öğrenmeye çalışan ve onu okumayı bırakmayan kimse için de iki ecir vardır.İbn Sahnun burada bir paragraf açarak Fâtır suresinin 32. ayetini zikretmektedir: "Biz Kur'an'ı kullarımız arasında seçtiğimiz kimselere miras olarak bıraktık."
2. ÇOCUKLAR ARASINDA ADALETLİ ÖĞRETİM
Sahnun, Bu konuda Enes b. Malik'den rivayet edilen şu Hadis-i Şerifi nakletmektedir: "Kendisine üç öğrenci teslim edilen bir öğretmen, zengin öğrencilerle fakirleri, fakirlerle zenginleri birlikte eğitip eşit şekilde öğretmezse, kıyamet gününde görevini kötüye kullanan hainlerle birlikte muamele görür"
Müellif, öğrencilere ücretle tayin edilip de eşit davranmayan öğretmeni, zalim öğretmen tipi olarak nitelendirmektedir.
3.ÖĞRENMEK GAYESİYLE YAZILAN AYETLERİ SİLME İLE İLGİLİ DAVRANIŞLAR
Öğrenci, Kur'an ayetlerini levhalardan, yazılı olduğu yerlerden ayağıyla silerse, öğretmende bu hareketi umursamaz ise, o öğretmen Allah'ın huzuruna vardığında, o zaman da Allah onu umursamaz olur, şeklindeki Enes'in şu görüşle- rine yer vermektedir: Raşit Halifeler döneminde öğretmenlerin yanında, içinde bez kaftan yıkanan bir temizlik kabı (iccâne) bulunurdu, tüm çocuklar hergün nöbetleşe temiz su getirirler ve o kaba dökerlerdi. Levhaları, yazıları o suyla silerler, yerde bir çukur kazar suyu o çukura dökerler ve o çukur suyu emerdi.
Bu konunun son paragrafında İbrahim en-Nehai'nin şu görüşü vardır: Kişinin dudağında ve elbisesinde mürekkeb görülmesi mürüvettendir, onu silmek maksadıyla yalamasında sakınca olmadığına dair delil vardır.
4 .EĞİTİMDE CEZA
Öğretmenin bir öğrenciyi dövme olayı üzerine İbni Abbas'dan şu Hadis-i Şerif nakledilmektedir: "Ümmetimin en kötüleri, fakirlere ve zavallılara karşı sert davranan, kabalık eden, yetimlere de en az merhamet eden çocukların öğretmenleridir."
"Kişinin çocuğunu eğitmesi sadaka vermesin- den daha hayırlıdır." Said b. Müseyyeb gibi ilim ehli de ceza, suçla orantılı, suça uygun ve suç miktarında olmalıdır, şeklinde görüş bildirmek- tedirler.
5. KUR'AN-I KERİMİ HATİM KONU- SUNDA ÖĞRETMENİN GÖREVLERİ
Sahnun burada Kur'an'ın bütününden başka birşeyde hatim gerekmediğini belirterek, hatim yapacak kişinin maddi imkanlarından da söz etmektedir. O, bir gün veya günün bir kısmında öğrencilere izin verme konusunda titiz davrana- rak, daha fazla izin için öğrencilerin babaları veya velilerinin müsadesinin gerektiğine işaret ederek, öğretmenin ücretli olmasına dikkat çekmekte- dir.Çünkü öğretmen velilerin ücretli çalışanıdır.. Öğrencilerin velileri, öğretmenin çocukları ihmal ettiğini bildikleri takdirde, veliler isterlerse ona birşey verirler, dilerlerse vermezler
6. BAYRAMDA ÖĞRETMENE HEDİYE VERİLMESİ
Öğrencilerin, öğretmenin ücretinin üzerinde birşeyle veya hediye ile mükellef tutulması uygun değildir, kötü görülmüştür, haramdır. Ancak istemeden hediye ederlese veya örfte-adette bilinen şeyleri verirlerse haram olmaz.
7. ÇOCUKLARIN İZİNLİ OLMASI GEREKEN ZAMANLAR
Sahnun, öğrencilere Ramazan Bayramında 1 veya üç gün Kurban Bayramında ise 3 veya 5 gün izin verilmesinin uygun olacağı kanaatini taşımaktadır. Öğretmen çocukların okula gelecek- leri ve gidecekleri zamanı bizzat kendisi tayin edip kontrol etmeli, yoklama yapmalı ve gelmeyenleri velilerine haber vermelidir.
Öğretmenin çocuklardan birini diğer çocukla- rı dövmesi konusunda yetkili kılması iyi değildir. Bu yetişmiş öğrencinin bir çocuğa yardım etmesi, yetişmesi konusunda çocuğun menfaati içindir, veya çocuğun babası bu konuda izin verir.
8. ÖĞRETMENİN ÇOCUKLARLA İLGİLEN MESİ
Öğretmenin çocukları bırakıp da bir şeyle meşgul olması, başka birisiyle konuşması uygun değildir. Ancak onlara ders vermediği zamanlar- da onları gözeterek konuşmasında, onlarla sohbet etmesinde bir sakınca yoktur.Hatim esnasında "Eflam" vardır, bu, o zamanın insanlarının yapmış olduğu bir adettir ki, birbirlerine meyve ikram ederler. Sahnun bu hususun uygun bir hareket olmadığını belirterek Peygamberimizin böyle bir davranışı yasakladığını ifade eder. Öğretmenin asli görevi öğrencileri eğitmektir.Bu bakımdan öğretmen tüm vaktini öğrencilere hasredip çok çalışacak, adeta kendini çocuklara adayacaktır.
9. ÜCRETLE ÖĞRETMEN TAYİNİ
Öğretmenin Kur'an'ı çocuklara öğretmesi hususunda, belli bir ücret veya aylıkla anlaşma yapılmışsa, öğretmene ücret verilmesi gerekir. Kur'an'ın hepsini ezberleyen çocuk, Kur'an'ı yüzünden okuyan çocuğa nazaran öğretmene daha çok ücret vermesi lazımdır.
10. KURANIN, FIKIH KİTAPLARININ V.B.'NİN KİRAYA VERİLMESİ
Mushafın satılmasında, onu okumak için kiralanmasında bir salanca yoktur.Mademki mürekkep, kağıt, iş, satılıyor , mushafın da satılmasında bir beis yoktur. Çünkü Hz. Osman zamanında Mushafı yazıp ve satanlar vardı, Medine'de hiç kimse bu işi kötü görmüyor ve karşı çıkmıyorlardı. Fıkıh kitaplarında da durum aynı- dır. Okuma cihetinden istifade edilir, kiralayan kimse okumak suretiyle ondan faydalamr, kıraatin mülkü olmaz. Dolayısıyla fıkıh kitapları da alınıp satılabildiği gibi kiralanmasında da sakınca görülmemiştir….
Muhammed b. Sahnun'un "Adabu'l-Muallimin" kitabı tamamlandı.
Sahnun'un Adabu'l-Mullimin'i burada sona ermektedir. 10 Başlık altında anlatılmaya çalışılan konular, bugünkü modern eğitim anlayışının hemen hemen tüm alt birimlerini, eğitim-öğretim süreçlerini kapsamaktadır. Alanında yazılmış ilk eser olması nedeniyle konular müstakil olarak işlenememiştir. Konudan konuya hemen geçişin görülmesi dikkati çekmektedir. Öğretmen ve öğrenci ile ilgili hükümlerin verilmesinde de İslam hukukuna riayet edildiği Sahnun'un, özellikle Maliki mezhebinin görüşlerini yansıttığı görülmektedir.

İslam dünyasının değişik yerlerinde öğreti- min böylesine ayrıntılı bir şekilde kurallara bağlanması, aynı konuların farklı şartlarda ele alınıp incelenmesi, araştırma ve inceleme konusu olması İslam aleminde eğitim değeri ve pedagojik yönü ağır basan çalışmaların çok erken başladı- ğının bir göstergesidir. Sahnun işlediği konuları kendisinden sonra gündeme getiren ve daha ayrıntılı bir ilde inceleme konusu yapan Cahız (ölm.255/869) da Risalet'ül Muallimin adlı eserinde, "Öğretmenlik mesleği ve öğretmenin vasıfları, “Çocuk eğitimi,kalem-yazı-kitap, edebi- yat, şiir, ezber, ibadet, ticaret ve ücretle eğitim-öğretim" gibi temel konuları işlemiştir.Sahnun'un ele aldığı konuları daha sistemli hale getiren ve ayrıntılar üzerinde zihin yoran bir başka eğitimci ise İbn Sina'dır (ölm.428/1036). Kendisine 'Muallim-i Salis' unvanı verilen İbn Sina'nın Tıp bilimine katkıları yanında, ahlak ve fazilet eğitimine ilişkin görüşler belirtmesi, bilim ve çocuk- eğitimine ilişkin görüşler belirtmesi eğitim ve öğretimin değişik türlerinden bahsetmesi bu alanda disiplinlerin yavaş yavaş sistemli hale geldiğinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

İslam aleminde bu konular üzerinde birçok çalışmalar yapılmıştır.Fakat geleneksel eğitim anlayışımız medreselerin kuruluşuna kadar devam etmiştir.İslam medeniyetinin gelişmesine paralel olarak gelişen medreseler zamanla kendisini yenileyemediği için ihtiyaçlara cevap veremez hale gelmiştir. Modern eğitim anlayışı ile geleneksel eğitim anlayışını bir noktada uzlaştınp yeni gelişmelere ve değişmelere karşı, beliren ihtiyaçları gidermede eğitim tarihimizde alacağı- mız çok ders ve ibretler vardır. Eğitim tarihimiz- deki bu tecrübeler iyi bilinirse, modern eğitim anlayışımızda öz benliğimizin temellerine dayalı ileri metodlar geliştirilebilir.

Günümüz eğitim düşüncesinde, toplumların gelişmesi ile insan ihtiyaçları artmış ve hayat standardı da yükselmiştir. Bu gelişim beraberinde mesleklerin zenginliğini ve uzmanlıkta derinleş- meyi getirmiştir. Uzmanlıkların zaman içinde bu kadar zenginleşmesi ve derinlik kazanmasının temelinde, insanın fitrat ve toplumun gelişimi ile ihtiyaçlarının artması ve seviye kazanması yatmaktadır.

Kaliteli ve seviyeli bir eğitimin sürdürebilmesi için, insana doyurucu ve doğru bilgiler verecek uzman kimselere her zaman ihtiyaç duyulduğu bir gerçektir. Günümüzde eğitim disiplinleri, artık insanları yaş gruplarına göre öğretim metodu geliştirmeye yönelmiştir. Programlar bu sınırlı alana göre düzenlenmekte, öğretmenler de bu programlara uygun bir eğitimden geçirilmek- tedir. Bütün bunlar her disiplinin bir uzmanlık alanı olduğunun bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. Bu düşünceden hareketle Sahnun'un ele aldığıı konuların hepsi zamanla eğitim bilimleri içinde bir disiplin olmuş ve günümüzde de bu disiplinlerin her biri bir uzmanlık alanı haline gelmiştir.


Bu Yazı 4506 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar