İbrahim Hakkı Hazretlerinin Eğitimci Yönü
03.03.2016        

İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİNİN EĞİTİMCİ YÖNÜ

 

Muhammed ACIYAN

 

İbrahim Hakkı hazretleri, 1703 yılında Erzurum'un Hasankale (Pasinler) kasabasında dünyaya gelmiştir. Babası Derviş Osman Efendi Tillo'da Şeyh İsmail Fakirullah Hazretlerinin dergâhında olduğu için dokuz yaşına kadar amcalarının yanında kalan İbrahim Hakkı Hazretleri, geceli gündüzlü okur, ilim ve irfanını artırırdı. Daha sonra Siirt'in Tillo (Aydınlar) Bucağına giderek Şeyh İsmail Fakirullah'a bağlanmış olan babasının yanında kalır, “babamdan daha biliş ve tanış idi” dediği bu zata kendisi de bağlanır. Şeyh İsmail Fakirullah Hazretlerinin dergâhı Onun için âdeta bir eğitim ve kültür merkezi olmuştur. Kuvvetli bir tahsil ve terbiye ile yetişen bu ünlü alim ve düşünür, Arapça, Farsça ve Türkçe'ye lâyıkıyla hâkim olmuş ve bu üç dilde şiir yazacak bir mertebeye ulaşmıştır. 

On yedi yaşında babasını kaybeden İbrahim Hakkı hazretleri, tekrar doğum yeri olan Erzurum'a gitse de, 1728 tekrar Tillo’ya geri dönmüş, Şeyh İsmail Fakirullah'tan tasavvuf ve tarikat dersleri almıştır, o günün şartlarına göre çok ileri seviyede dini ve fenni ilimler tahsil etmiştir. Bunun üzerine hem dini ilimlerde, hem de fenni ilimlerde üstünlüğü ifade eden “Zülcenaheyn/ İki kanatlı” ünvanını elde etmiştir.

Büyük mütefekkir İbrahim Hakkı Hz. hadis ve fıkıhta, tasavvuf ve edebiyatta, psikoloji ve sosyolojide, tıp, astronomi ve daha pek çok ilim dalında yüksek bir çıkmış, çağının ilmi seviyesini aşan bir konuma ulaşmıştır.

İbrahim Hakkı Hz. nin Eğitim Konusundaki Yaklaşımı

Başta tıp ve astronomi olmak üzere din ve fen ilimlerinde çok değişik konularda önemli araştırmalar yapan ve çağını aşan eserler yazan İbrahim Hakkı Hazretleri, bir yönüyle de önemli bir eğitimcidir. Onun eğitim konusundaki yaklaşımını ve öğretim metotlarını kısaca aktarmaya çalışalım:

Konuları işlemeye başlarken İbrahim Hakkı, okuyucusuna “Ey aziz!” diye hitap eder. Bunun peşinden de konunun özelliğine göre yani ahlâk, tasavvuf, hikmet veya astronomiyle ilgili oluşuna göre, o ilmin ileri gelenlerinden nakiller yaparak konuya girer. Bu giriş ifadeleri:

“Ehl-i edep demişlerdir ki…”

“Ehlullah demişlerdir ki…”

“Ehl-i hikmet demişlerdir ki…”

“Ehl-i hey’et demişlerdir ki” şeklindedir.

Konunun bitişinden sonra de çoğu kez “nazım”, “mesnevi”, “şiir”, “ruba’i”, “beyt” gibi başlıklar altında manzumeler getirir.

İbrahim Hakkı, konu arasında ayet ve hadislere büyük ölçüde yer vermekte, hatta bazı konuları sırf hadis mealleriyle işlemektedir.

Konuları anlatırken şiirlerle akıcılık sağlamaktadır;

Cahilin ilm-i cem’i mal iledir,

 Arifin izzeti Kemal iledir.

Aşk u şevk ehli vecd i hal ister;

Ne Kemal ister, ne mal ister.

 

İbrahim Hakkı hazretlerinden bazı tavsiyler

Öğrencinin hocasından ilim öğrenme edebi:

“ Ey aziz! Şunu bil ki, ahlâkçılara göre öğrencinin hocasından yararlanmasının edep ve usulü şunlardır:

1. Yanına gittiğinde, Hocaya selâm verip, ayakta beklemek.

2. Hocasının izniyle oturmak.

3. Namaz kılıyormuş gibi saygılı bir şekilde durmak.

4. Hocasının huzurunda az konuşmak.

5. Hocası sormadıkça bir şey söylememek.

6. İzin istemeden soru sormamak.

7. “Falan senin söylediğinin aksini söylemiştir” deyince hocaya karşı gelmemek.

8. Meselenin doğrusunu hocasından daha iyi bildiğini söylememek.

9. Hocanın huzurunda iken arkadaşının kulağına bir şey fısıldamamak.

10. Başını önüne eğmek, etrafına bakmamak.

11. Hoca usanıp sıkılınca susup konuşmamak.

12. Hoca gidip geldikçe ayağa kalkmak.

13. Hoca gitmek üzere ayağa kalkınca artık soru sormamak.

14. Hoca yolda giderken ona bir şey sormadan yanı sıra gitmek.

15. Hocanın çocuklarına ve yakınlarına bile saygı ve hürmet göstermek.

16. Hoca, beğenilmeyen, uygun olmayan bir şey yapacak olursa su-i zanna kapılarak o hareketi başkalarına duyurmamak ve, “Bunu o daha iyi bilir, bir bildiği var ki, böyle yaptı” demek gerekir. Akla kötü fikir gelince de Hz. Musa ile Hızır (a.s)’ın kıssasını hatırlamalıdır.

 İşte her ilim yolcusunun, hocasına karşı böyle edepli davranması gerekir. Büyükler: “Gayeye ulaşanlar, hürmet ve saygılarıyla ulaştılar; kaybedenler de hürmet ve saygıyı terk etmeleri sebebiyle kaybettiler.” demişlerdir.

“ Üstadına tazim et, zira ki denilmiştir;

“ Bana bir harf öğreten, beni kendine köle etmiştir.” 

 


Bu Yazı 1022 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar