İç ve Dış
..        

İnsanlar içlerini açmaya kolay kolay yanaşmazlar. Bu duygu belki de onların içe kapanıklılığının bir tezahürü, belki de içe yabancılığının.

Ruhların beslendiği kaynakların gücü insanların içlerini olgunlaştırma süreci başlatır. İç ne zaman dışa galebe çalarsa o zaman, işte o zaman kişilik belli bir şablona oturur. Kişiliğin kariyeri belirginleşir.

İçi dışına mağlup insanlar hep diğer insanlar tarafından farklı olarak anılagelmişlerdir. İçi dışı bir olmayan insan her ne kadar Hakk olan değer yargısına göre makbul değilse de, bu hâl toplumun çarşısında hâlâ revaçta olmaya devam etmiştir.

Bizler, içi dışa uydurma savaşı verirken ya da dışa göre bir iç çerçevelemeye çalışırken farkında olmaksızın bir ürperişi de peşimize takmış oluruz.

Aslında içle dışın ikiyüzlülüğüdür insanı ele veren. Dıştaki hayaller içteki dünyanın birer pembe tablosu değil mi ki..

İç ve dış dengelemesi iki zıt kutbun dengelenmesi değil. İki farklı değer yargısının tek çatı altında birleşmesi de değil. Artı ile eksi elektron yüklerinin eşitlenmesi gibi de algılanmamalı.

Zaten ikiyüzlülük denen illet te bu temelden kaynaklanmakta. İç ve dış; tek renk, tek değer, tek rakam olmadıkça hâlâ birileri, birilerini, yine birileri adına aldatmaya devam edecektir. Kişi istese bile iç-dış savaşını ruhunun tatlı derinliklerine gömemeyecektir. Ruhu salt gerçekleri ona fısıldadıkça o belki de kendine cinnet getiren bir ruh haletine giriftar olacaktır. Bu durum da o halet-i ruhiye için belki de bir kaosun habercisi olacaktır.

İnsanlar ya içlerini dışlarına göre, ya da dışlarını içlerine göre törpülerler. Önemli olan belki de törpülenme miktar değildir ama asıl önemli olan benzetilenle benzeşecek olandan hangisinin referans noktası olarak seçileceği, hangisinin salt doğru olarak kabul göreceğidir..

Bu kabul görme aşaması belirlenirken toplumun değer yargıları ile ferdin değer yargıları tartışmalı bir mukayese ile karşılaştırılacaktır.
İç veya dış alemlerini aynı düzleme oturtanlar olanlar vicdanları rahat olanlardır.
Bu bir olma hali yani iç eşittir dış. Yahut dış eşittir iç. Veya özü sözü bir olma. Bu kavramlar hep salt vahyi doğrultularla anlaşılmaya çalışılmalı. Yoksa insan maddede kaybolur ve bir daha da çıkması müşkülleşir. Madde gözü insanlarda manaya körlüğü gerektirirken mana gözü maddeye körlüğü reddeder.

İç çatışmalar insanları rahat bırakmayan en canlı dürtülerdir. Öğrenme, algılama, somut veya soyut deneyleri baz alma, insanın içine inme, hep insanların yıllar yılı uğraştıkları bir numara konular olagelmişlerdir. İç ve dış, madde ve mânâ, fizik ve metafizik biri birisiz olamayacak olan kavramlardır. Ama münafıklık asıl tehlikeli olanı. Eğer iç ve dış birbirine muhalifse, ortak paydaya bölünemiyorsa, ortak sayıyla sadeleşemiyorsa o zaman tehlike maksimum seviyededir. İçi ve dışı bir olan insanlar sıradanlığı bir köşeye atmış olanlardır. Münafıklık ve ikiyüzlülük, fiziği kabul edip metafiziği ret; maddeye kabul, manaya ret diyen her akımın, her fikrin, her ferdin adıdır.


Bu Yazı 2393 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar