İçimizdeki Molla Kasım
..        
Rivayet olunur ki Hak aşığı Yunus Emre'nin şiirleri, Hakka ilticaından yüz yıl gibi bir zaman sonra, şiirleri Molla Kasım 'a ulaşır. Molla Kasım ki Fıkıh ve Hadis ilmi üzerine uzun bir medrese eğitimi almış, okuduğu kitapları Hak kelamı Kur'an-ı Kerim ve hadislerle kıyaslayan ve buna göre hüküm veren bir eleştirmedir.

“Bunu sana gönderdi gönderen, oku bakalım.” diyerek kendisine bir dolu tomara yazılı şiirleri alınca şiir okuyarak hoşça vakit geçireceğini düşünen Molla Kasım keyiflenir ve bir derenin kenarına ateş yakıp oturur ve başlar şiirleri okumaya. Okudukça sanki bir ıstırap halini alır okumalar. Şiirlerin bir kısmını çokça edebi bir kısmını fıkha aykırı bir kısmını da şirke düşmüş bularak kâh suya kâh ateşe atarak yok eder. “Âşık bunu iyi demişsin işte, bak bu güzel olmuş.” Diyerek atmadığı şiirlerden başka az bir şiir kalmıştır elinde.
Molla Kasım bir şiir daha alır eline, şiir şöyledir:
Ben dervişim diyene bir ün edesim gelir
Seğirdüben sesine varıp yetesim gelir

Sırat kıldan incedir kılıçtan keskincedir
Varıp anın üstüne evler yapasım gelir

Ben günahımca yanam rahmet suyunda yunam
İki kanat takınam biraz uçasım gelir

Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeken bir Molla kasım gelir.
Yunus Emre'nin ilahi aşka ermiş bir Veliyullah olduğundan habersiz iki bin civarında şiirini suya ve ateşe atarak yok eden Molla Kasım son beyiti okuyunca ne kadar büyük bir hata yaptığının farkına varır. Elde bin kadar bir şiir vardır ve günümüze ulaşan Yunus şiirleri bunlardır.
Allah'ın şiirlerden binini yakarak cin ve melek tayfasına, binini de suda yaşayan canlılara hediye ettiği de dâhil olmak üzere bu konuda birçok rivayet mevcuttur. Gaybı Allah'tan başka kimse bilemez, bu durumun ise Yunus'a bir İkram-ı İlahi, bizlere de ders olabilir. Bizim buradan almamız gereken ders ise sözlerimizde ve hareketlerimizde ölçülü olmaktır. Birilerinin bizi sorgu ve suale çekmesine gerek kalmaksızın kendi iç muhakememizi tam yapmamız- dır.
İnsanın iç muhasebesini yapacağı yer vicdan terazisi, terazinin ölçü birimi ise Sünnet-i Seniye olmalıdır. Bu iç muhakemeyi Sünnet-i Seniye ölçüsüyle yapmak bizi hem bu dünyada hem de ahrette birçok belalardan muhafaza edeceği gibi iki dünya saadeti diye tabir ettiğimiz sonsuz mutluluğu yakalamamızı ve Allah'ın rızasını kazanmamıza vesile olacaktır. Tıpkı Bediüzzaman'ın söylediği gibi: “Sünnet-i Seniyeye tatbik-i amel etmekle, bu fani ömür baki meyveler verecek bir hayat-ı ebediyeye medar olacak olan faydalar elde edilir.”

Bu Yazı 3528 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar
  • coşman 26.09.2017 09:28:05
    yunus aşk ehli yükseklere çıkmış hakikati görmüş şeriati Muhammediyesiz bir yere varılmaz lakin ileriye doğru çıkınca YÜKSEKLERİN SÖZLERİ alttakilere şirk olur günah olur büyükler zikri devamlıdır küçükler hatırlayınca zikir olur bunu anlamaya kemalat gereklidir biz işin başındayız daha besmeleden başlayalım da hatalarımızın bulması için bir hocaya varalım Yunusun Hocası onun elinden tutanı olmadan varamazdı sebepler dünyası yukardakilere alttakilerin itirazı çok olur yukardakiler aşağıya bakınca onlara dua ederler hakikati anlamayı hepimize nasip eyleye Hüda hiç kimse kalmasın ATEŞTE HERKES GİRSİN CENNETE İSTERİZ CEHENNEMDE LÜZUMSUZ DEĞİL ELBET YOKSA NE AYET İNERDİ NE DE PEYGAMBER GELİRDİ NİHAYET BİLDİKLERİMİZLE İTAAT BELMEDİKLERİMİZE İSE ANLAMAK DİLERİZ YUNUSU ANLAMAK KOCA MOLLA KASIMA BİLE SONRA NASİP OLMUŞ Kİ BİZ NE MOLLAYIZ NE HOCA VERIP GİT HACCA HEPSİNDEN İYİCE BİR GÖNÜLE GİR DEMİŞ BİZ BÜYÜKLERİN GÖNLÜNDEKİNE TALİBİZ HAKKI BULMAK ARAMAKLA OLMAZ BULANLAR ARAYANLARDIR DEMİŞ