İletişim ve İletişimde Başarının Üç Sırrı
..        

Kâinat sarayında insan çok önemli bir varlıktır. Varlıkların en üstünü olan insanı kâinatla alâkadar eden hayattır. Kâinatın yaratılış gayelerinden olan hayatı insan için anlamlı kılan ve insana sürekli cevabını aradığı, kendi kendine mütemadiyen “Ben kimim? Bu dünyada işim ne?” gibi sorduğu sorular, insanın kendi kendisiyle iletişim içinde olduğunu göstermektedir.
Her insan ilâhî bir tercih gereği bir aile ortamı içine yani bir dil, bir kültür içine doğar. Ailesini, akrabalarını, kültürünü, dünyayı, kâinatı iletişim süreci içinde tanır.
Kâinat ve içindeki her şey insan için iletilerle doludur. İnsanın ömrü bu iletileri okumakla ve yorumlamakla geçer.
İletişimde, bildirişimde dört unsur bulunur. İleten, iletiyi alan, ileti, ileti kanalı. Kâinatta hayat sahibi her varlık hem iletendir hem de iletiyi alandır. Ses, söz, hareket, jest, mimik ileti kanalıdır. Bu kanallarla iletilen, anladığımız veya henüz anlayamadığımız mânâların her biri bir iletidir.
İnsanlar arasındaki iletişimin ruhu kelâmdır. Yani konuşmaktır. En güzel konuşma vasıtası ise dildir. Dilin görevi ise sadece bir vasıta olmak değildir. Çünkü İnsan maddî ve manevî boyutlu bir varlık olduğu için insanın önemli bir özelliği olan dil (konuşmak) de, maddî-manevî boyutlu bir kavramdır. Dilin heyecan bildirme, alıcıyı harekete geçirme, anlatım, iletiyi olduğu gibi ifade etme, gibi birçok iş görme melekesi (gücü) vardır.
İletişim, insanı hem kendisiyle hem uzak - yakın çevresiyle ilişkili kılar. İnsanı kendisi ve çevresiyle olan ilişkilerinde başarılı yapan, mutlu eden nitelikler ise sevgi, saygı, hoşgörü, güler yüz ve paylaşımcılık gibi niteliklerdir.
İletişim bu niteliklerle yani psikolojik boyutuy- la etkili olur. Anne çocuğunun ruhuna “canım evlâdım” sözünü sadece söz olarak kodlamaz. “canım evlâdım” sözünü o şefkatli ses tonuyla ve çocuğunu sevgi dolu kucaklamalarıyla, yani gösterdiği sevgi ve şefkatiyle kodlar. Böylece çocuk sadece sözcükleri değil sevgiyi, şefkati, merhameti, samimiyeti de öğrenir.
İletişimin en güzeli “Kelâm-ı beliğ” denilen, muhataba, gayeye, içinde bulunulan duruma en uygun konuşma tarzı ise “İlim denilen çömleklerde pişirilir. Fehm (anlama) denilen süzgeçlerden geçirilir. Elde edilen âb-ı hayat gibi mânâlar zarif sâkilerin ( hatiplerin ) elinden içilir. Bu mânâlar dinleyenlerin hislerini ihtizaza getirir (harekete geçirir). (Nursi, Said, Bediüzzaman, Muhâkemat )
İletişim bir yönüyle her insanın iyi eğitildiği takdirde- yapabileceği bir sanattır. Bir yönüyle kolayca öğrenip uygulayabileceği bir ilimdir. Hem kalbi hem aklı etkiler. Yani iletişim bir bakıma insanın aklıyla duygularını denetleyerek konuşabil me ilmi ve sanatıdır.
Sözlü iletişimde kullanılan kelimelerin etkisi yüzde yüz değildir. Doğru konuşmak, candan, samimane konuşmak, tane tane konuşmak, ses tonunu muhatabının ses tonuna yaklaştırarak konuşmak, muhatabın seviyesine göre konuşmak gibi hususlara dikkat edilirse insanlarla iletişim konusunda daha başarılı olabilmek mümkündür.
Etkili ve başarılı bir iletişimde üç önemli sır vardır. Birinci sır güven sağlamanın temeli olan doğru konuşmaktır. Yani “ Her söylediğimiz doğru olmalıdır.” Bu sır doğru görünmekle değil doğru olmakla elde edilir.Ancak bu konuda dürüstlük akıllıca davranışlarla da güçlendirilmelidir.Yani doğruyu yerinde ve zamanında söylemeliyiz.
İletişimde etkili olmanın ikinci sırrı sevgidir. Yaratıcısıyla, kâinatla ve kendisiyle barışık olan insanın kalbi, ruhu tarif edemediği bir sevgiyle doludur. Böyle bir insan da çevresine pozitif enerji denilen huzur verecektir. Bu sır ise yanız ve yalnız Cenâb-ı Allah'a tahkiki anlamda (araştırıp soruştu- rarak) iman etmekle elde edilir. Çünkü iman nur- dur, kuvvettir, huzurdur. Hakiki sevginin kaynağı hakiki bir imandır.
İletişimde insanı başarılı kılan üçüncü sır ise güzel konuşmaktır. Konuşmayı güzelleştiren bazı unsurlar vardır. Bunlar “sünnet-i seniyye”den olan ve Kur'an-ı Kerim'de “ kavlen leyyinen” ilahi sözü- nün açılımında yer alan unsurlardandır:
a)Kelimeleri dikkatle seçmek. Yani gelişigüzel konuşmak değil, ne söylediğine dikkat etmek.
b)Tane tane konuşmak. Yani diksiyon kuralları- na dikkat ederek konuşmak.
c)Muhatabın bilgi, kültür, cinsiyet, yaş durum- larına dikkat ederek, içinde bulunduğu psikolojik durumu göz önünde bulundurarak konuşmak.
d)Yeteri kadar konuşmak. Yani az ve öz konuşmak, muhatabı sıkıp usandırmayacak sürede konuşmak.
Bu sır ise eğitimle, çalışarak, konuşmamıza özen göstererek elde edilir.
Bu durumda anneler, babalar, eğitimciler ve idareciler olarak hepimize büyük görevler düşmek- tedir. Zira “ Ne ekersek onu biçeceğiz.”
Son olarak hâlâ ihtiyaç duyduğumuz ve bun- dan sonra da ihtiyaç duyacağımız iletişimin temel ilkeleri konusunu bir şiirinde ele alan söz sultanlarından Yunus Emre'ye kulak verelim. Bakın yedi yüz sene öncesinden bizlere güzel Türkçe- mizle seslenen Yunus ne diyor:

“ Sözünü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz;
Sözünü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı;
Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz.
Kişi bile söz demini, demeye sözün kemini;
Bu cihan cehennemini, düzelte güzel bir söz. ”


Bu Yazı 2663 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar