İlim Adamına Saygısızlık ve Akademik İstibdat
..        
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Çeker, TBMM'ye sunulan ve kamuoyunda "hadım yasası" olarak nitelen- dirilen "cinsel saldırı suçu ile çocuklara ve reşit olmayana tecavüzden yargılananların hadım edilmesini" öngören tasarı hakkında yaptığı bir açıklamada özet olarak şunları söylemiş:

"Sorunun odağında kim var? Kadın var. Kardeşim sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürp- riz olmayacaktır. Tahrik ettikten sonra sonucundan şika- yet etmen makul değildir. Bu konuda suçu işleyenleri savunduğum anlaşılmasın. Elbette işlenen suç son dere- ce iğrençtir. Lakin bu suçun işlenmesinde dekolte ve tah- rik edici kıyafetler giyinen kadının da etkisi küçümsen- meyecek kadar büyüktür. Bu konuda tabii ki erkek suçlu- dur, ama kadının da suçu göz ardı edilirse meseleyi çözümde yanlış adım atmış oluruz. Bu olayda her iki taraf da suçludur… Başta toplumun acilen yaygın bir din eğitimine tabii tutulması gerekir. Ardından bu tür suçları özendirici yayınlara yasak getirilmelidir. Yayınlanan dizilerde tecavüz sahnesinin dakikalarca gösterildiği, toplumsal ahlakın yok edildiği durumlar var. Bu tür dizilerin asla toplumla buluşturulmaması gerekir."

Vay! Sen misin bunları söyleyen! Kendi milletinin inanç ve kültürüne yabancı olan kahraman medyamız kıyametleri koparır ve tam bir linç kampanyası başlatılır Prof. Orhan Çeker hoca hakkında. Yapılan haberler, yorumlara, söylenen sözlere ve yazılan yazılara bakınca, aslında darbelerin Prof. Çeker'in şahsında islama vurulduğu hemen göze çarpıyor. Açıklamalar çarpıtılarak, sanki “açık giyinen bütün kadınlar tacizi ve tecavüzü hak ediyor” denmiş gibi lanse ediliyor.
Daha kısa bir süre önce üniversite de porno film çekilmesi olayına karşı oluşan kamuoyu tepkisini kınayan malum medyamız, “Üniversiteler, her şeyin konuşulduğu yerlerdir. Üniversiteler özgürlüğün merke- zidir. Kimse üniversitedeki bilimsel çalışmalara karışa- maz. Üniversite özgür olmalıdır. Özgür olduğu oranda üniversite olur” diyorlar ve üniversitedeki porno film çekimini savunuyorlardı.

İki yüzlülüğün, çifte standardın ve maneviyat düşmanlığının bu kadarına da pes doğrusu! Pişkin medyamızın bu ikiyüzlü tutumu yetmez gibi, bir de ilmin izzetini korumakla görevli olan, ilmi istibdadın önlenmesi ve üniversitelerin özgürlüğünün sağlanma- sı konularında gayret göstermesi gereken YÖK'ün ve Selçuk Ü. Rektörlüğünün hezeyanları çıktı karşımıza.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Selçuk Üniversitesi Rektörü Süleyman Okudan'ı arayarak, “'Ne biçim dekanın var Süleyman şununla bir konuş'' demiş ve Prof. Dr. Orhan Çeker'in açıklamalarıyla ilgili olarak inceleme başlatılmasını, gerekirse soruşturma açılması nı istemiş.

Şu hitaba bakar mısınız? YÖK Başkanı ile Üniversite Rektörü, sanki bir öğrenci veya üniversite kaleminde çalışan bir kâtip hakkında konuşuyorlar. Bu nasıl bir üslup? Bölüm başkanı bir profesöre duyduğunuz saygı ve verdiğiniz değer bumu sizin! Siz ilmin izzetini bu üslupla mı koruyacaksınız! Ülkemizde ilim sizin alimlere karşı takınmış olduğunuz bu tavırla mı gelişecek!

Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan, televizyonlarda; “Ben tüm hanımefendilerden özür diliyorum. Bu kurumsal bir şey değildir… Son derece üzgünüm. İnanıyorum ki bu arkadaşım da bu sözleriyle, Konya şehrine ve üniversitemize ne kadar zarar verdiğini anlamıştır. Umarım daha düzenli konuşur bundan sonra. Neler yaptıklarının farkına varırlar." Şeklinde açıklamalar yapıyor.

Peki sayın Rektör, bu tür açıklamalarınızla ilme ve özgür üniversiteye ne kadar zarar verdiğinizin siz farkında mısınız. Unutmayın ki, Orhan Çeker hoca Konya halkının iyi tanıdığı, itibar ettiği, saygı duyduğu ve sevdiği bir ilim adamıdır. Orhan Hoca, bir İslam hukuku(fıkıh) hocasıdır ve açıklamaları islama aykırı şeyler değildir. Sizin hoşunuza gitmese de İslamın bu konudaki yaklaşımı budur. İslam dinine karşı rahatsızlığınız varsa, bu sizin sorununuz.
Yaşanan tüm bu olaylar, maalesef ülkemizde, ilim adamlarına yapılan saygısızlıkları ve üniversitelerimizdeki akademik istibdadı göstermektedir. Yazımızı hissiyatımıza tercüman olan bir alıntı ile noktalayalım:

“Bu olay medya açısından, gençlerin önüne idol olarak koyduğu yarışma kahramanlarından birinin, ahlaki değerleri ne kadar yitirdiğimizi gösteren vefatının bir rövanşı mıydı? Yoksa, Balyoz Tutuklamalarının karşı- sında oluşturulan yapay bir gündem miydi? …Prof. Dr. Süleyman Okudan,oligarşik bürokrasinin sesi olmuştur ve akademik özgürlüğe müdahale etmiştir. Böyle bir memur anlayışıyla üniversite yönetilmez, o üniversite de hiçbir bilim üretilmez. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakül- tesi Dekanı da bu oligarjik bürokrasi kervanına katılan isimlerden biridir. Eğer Prof. Dr. Süleyman Okudan'ın beyanı doğru ise, YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan da aynı oligarjik bürokrasiyi yansıtan bir tepki ortaya koymuş- tur.”(1)
Dipnotlar
1-(Habername.com)
Bu Yazı 2151 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar