İlim ve Hikmet Sahibi İmam Şafii'den Hayat Dersleri
17.03.2015        

İLİM VE HİKMET DERYASI İMAM ŞAFİİ’ DEN HAYAT DERSLERİ

Y. Selim Kocafakı

 

 

İmam Şafii, Hicri 150 (MS.767) senesinde Gazze'de doğup, hicri 204 (MS.820)'de Kahire'de 54 yaşında vefat etti. Doğumundan kısa bir süre sonra babası vefat etmişti. Annesi onu iki yaşında, asıl memleketleri olan Mekke'ye götürdü ve orada büyüttü. Küçük yaşlardan itibaren Mekke'de bulunan tanınmış âlimlerin derslerine ve sohbetlerine devam etti. Daha yedi yaşında Kuran-ı Kerimi hıfzetti, on yaşında iken, o zamanın meşhur âlimi İmam Malik’ in Muvatta isimli hadis kitabını dokuz gecede ezberledi. Daha on üç yaşında iken, Harem-i Şerif’te “Bana istediğinizi sorun?” dediği nakledilir. On beş yaşında iken fetva vermeye başlamıştı. Zamanının büyük alimi ve üç yüz bin hadis ezberi olan İmam Ahmed b. Hanbel ondan ders almaya gelirmiş. Derin ilim ve irfanından dolayı kendisine “ Dünya İmamı” denirmiş.

İmam Şafii, fıkıh usulü alanında yazılan ilk eser olan “Usul-i Fıkıh” isimli 15 ciltlik büyük bir eser yazdı. Bunun dışında, başta “Kitabü’l Kadim” ve “Kitabü’l Hucce” olmak üzere 130 kadar seçkin eser yazdı. Son derece cesur ve cömert bir zat olan Şafii Hazretleri, geceyi üç kısma ayırarak, bir kısmında uyur, bir kısmında kitap okur, bir kısmında da ibadet ederdi. “Asla yalan söylemedim. Gerek doğru, gerek yalan yere yemin etmedim. Hayatım boyunca, bir defa bile karnım doyuncaya kadar yemek yemedim.” Dediği nakledilir.

İlim ve hikmet deryası İmam Şafii’den günümüz insanlarına rehber olacak bazı altın prensipler:

* Güzel ahlâk sâhiplerinin, kötü ahlâk sâhipleriyle bir araya gelmeleri, ülfet ve ünsiyet etmeleri mümkün değildir.

* Mütalâa (okuma) hüznü ve kederi mutlaka giderir. Kalbin en rikkatli ve en zengin noktalarını uyandırır, duyguları harekete geçirir.

* Sadık dost, arkadaşının acısını dindiren, hüznüne ve kederine ortak olan kimsedir.

* İki kişinin darıldıktan sonra birbirlerinin ayıplarını açıklamaları, münafıklık alâmetidir.

* Kalplerinin nurlanmasını arzu edenler, sefih ve alçak kimselerin yanlarına gitmemelidirler.

* Gerçek dost, arkadaşının ayıbını gördüğü zaman ihtar eder, fakat ifşa etmez.

* Nefislerine zulmedenler, faydasız işlerle vakit geçirenlere iltifat edenler ve kendilerinden ilgi görmedikleri adamlara tevazu gösterenlerdir.

* Tanımadığın adamı övme. Seni sende olmayan meziyetlerle öven kimsenin, öfkelendiği zaman da sende bulunmayan kötülüklerle yereceğini aklından çıkarma.

* Arkadaşının ayıbını kendine gizlice ihtar edersen nasihat etmiş, açıkça söylersen ifşâ etmiş olursun.

* Yüksek ruhlu kimseler, kendilerinde meziyet ve üstünlük görmeyenlerdir.

* Bir adam zahiren ne kadar iyi görünürse görünsün; alçakları ve vicdansızları tanıdığı halde onları arkadaş edinirse, ahlâksızlıkta ortak kabul edilir.

* İbret almak isteyenlerin, kötü adamların akıbetlerine bakmaları yeterlidir.

* Makama, mevkiye ne kadar muhabbet beslersen o kadar senden kaçar.

* Her işin güzel bir sonuca ulaşmasını isteyen kimse, insanlar hakkında hüsn-i zanda bulunsun.

* Seni daima minneti altında yaşatmak isteyen dost değildir.

* Arkadaşının özürlerini kabul etmek, ayıplarını örtmek, kusurlarını affetmek sadâkatin alâmetlerindendir.

* Senin için diğerlerinin aleyhinde konuşan, senin aleyhinde konuşmuş gibidir.

* Manevi anlamda olgunlaşmak isteyenlerin az yemeleri gerekir.

KAYNAK:

- http://semerkanddergisi.com/mezhep-imamlarimizdan-imam-safii-rh-a/

- Dursun Gürlek, Tebessüm ve Tefekkür, Kubbealtı Neşriyatı, 4. Baskı, İstanbul, 2011

- http://tr.wikipedia.org/wiki/şafii

                                                                                                     


Bu Yazı 2902 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar