İmanın Psikolojik Boyutu
..        

İnsan mutlaka bir yaratıcıya inanmak ihtiyacını duyar. Bu insanın fıtratında, yani yaratılışında vardır. Nasıl ki, insan yemeden yaşayamaz. Maddî midenin ihtiyacını temin etmesi lâzım. Çünkü, yaratılışı bu şekilde dizayn edilmiş, programlanmıştır. Manevî mide hükmünde olan ruhun gıdası da, bir Yaratıcıya inanmaktır. Bir ayette de Cenab-ı Hak mealen şöyle buyuruyor:
“Kalbler, yalnız ve ancak Allah'ı anmakla tatmin olur.”
İşte burada, inanma ihtiyacının doğru şekilde yönlendirilmiş olması çok mühimdir. Neye ve nasıl inanılması gerektiği iyi bilinemezse, yol bataklığa saplanabilir. En son ve en mükemmel din olan İslamiyet bize Yaratıcının, kâinattaki bütün varlıkların sahibi ve yaratıcısı, ezelî ve ebedî olan, eşi ve ortağı bulunmayan, doğmamış ve doğrulmamış olduğunu, bütün sıfatlarının sonsuz bulunduğunu, hiçbir şeye muhtaç olamadığını, her şeyin O'na muhtaç olduğunu bildiriyor.
İnsan, Cenab-ı Hakk'ın çok antika ve çok değerli bir sanatıdır. Her bir duygu ve azası dünyadan ve dünyanın içindeki bütün varlıklardan daha kıymetlidir. Meselâ, akıl, insanlara Allah tarafından verilmiş kıymetli bir duygudur. Bu akıl nimeti bütün dünyadan ve hatta ahiretten daha kıymetlidir. Çünkü Cennetin kıymeti bile akıl sayesindedir. İşitme, görme gibi her bir organ, hayal, hafıza, korku, endişe ve muhabbet gibi her bir duygu, insanın çok kıymetli değerleridir. Korku duygusu olmasa, apartmanın onuncu katından aşağı yürüyüveririz. Hafızamız olmazsa, evin yolunu nasıl bulacağız? İşte insanın sahip olduğu bütün bu his, duygu ve organlar, Allah'ı bilmekle değer kazanıyor. Allah'a iman, adeta elektrik lambasının düğmesini çevirme gibi, birden insanın bütün âlemini ışıklandırır. Her bir duygu böylece gerçek değerine ulaşıyor. Etrafını ve geleceğini iman nuruyla aydınlanmış görür. Dünyanın bir imtihan yeri olduğunu telâkki eder. Çekilen bir takım sıkıntıların ahiretteki mükafatını düşünür. Üzüntüsü binden bire iner. Hiç bir iyiliğin ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağını göz önünde bulundurur. İnsanlara ve çevresine iyilik yapmayı hayatının gayesi bilir. Cenab-ı Hakk'ın ahirette kendine ve bütün sevdiklerine ebedî kalınacak Cennet nimetlerini vereceğini düşünür. Böylece dünyası güllük ve gülistanlık olur. Daha Cennete gitmeden, dünyada iken Cennet hayatı yaşar.
Eğer insan Allah'ı bilmezse, O'nu tanımazsa, âlemi birden karanlıklar içerisinde kalır. Her şeyi karmakarışıklık içerisinde görür. Bütün olaylar tesadüflerin elindedir. Her şey sahipsiz ve başıboştur. Bütün sevdikleri bir müddet sonra toprak altına girip yok olup gidecektir. Kendisi de oraya girip farelere yem olacak ve çürüyüp gidecektir. İşte böyle bir ruh halindeki insan daha dünyada iken Cehennem hayatı yaşar. Hiçbir şeyden zevk alamaz. Bütün sistem ve idarelere karşıdır. Ruhu ve kalbi daima ızdıraplar içerisinde olduğu için, her şeyden intikam almak ve bu sıkıntısını hafifletmek ister. Başkalarına zarar vermeyi , onlara da acı çektirmeyi hayatının gayesi bilir. Böylece sıkıntısının hafifleyeceğini zanneder.
İşte bir Yaratıcıya inanmak ve geleceği hakkında O'na güvenmek, insanın pek çok sıkıntı ve üzüntüsünü hafifletir. Dünyadaki hadiselerin başıboş olmadığını, her şeyin Allah'ın tasarrufunda olduğunu bildirir. Böylece insanın âlemi aydınlanır ve imanla nurlanır. Bu iman nuru hem o insanı, hem onun ailesini ve hem de toplumu aydınlatır.
Allah'a iman, insanı doğrudan Cenab-ı Hakk'a muhatap eder. Allah'la kulu birbirine bağlayan iman bağıdır. Dolayısıyla insan, günde en az beş defa O'nun huzuruna çıkar ve ihtiyaçlarını, her problem ve sıkıntısını O'na arz edebilir. O'na sığınır ve O'ndan yardım diler. Bir takım haksızlıklara maruz kalmış olmasının hakkını almak için Cena-ı Hakk'tan yardım talep eder. Böylece insanın âlemi dünya kadar genişler ve kalbine huzur dolar.
İnsanı Allah'a bağlayan aradaki iman bağının kopması, elektrik lambasının düğmesinin kapatılması gibi, insanı manevî karanlık içerisinde bırakır. O karanlık içerisinde kalan insan, her şeyi kendisine yabancı ve düşman görür. Hem dünyada ve hem de ahirette kendisini başıboş hisseder. Nefsini tatmin için hiç bir kaide ve kural tanımaz. Her şeye düşmandır. Böyle ruh halindeki kimseler ya anarşist olur, ya da uyuşturucu müptelası.
Cenab-ı Hak hepinize ve hepimize, iman nuruyla gönlü ve dünyası aydınlanmış olmayı nasip etsin, âmin.


Bu Yazı 3385 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar