İnanç Kültürümüzde Çalışıp Kazanma Adabı
01.07.2014        

İNANÇ VE KÜLTÜRÜMÜZDE ÇALIŞIP KAZANMA ADABI

Prof. Dr. Abdülaziz Hatip

 

 

Çalışıp kazanırken dinimizin öngördüğü birtakım ölçü ve esas­lar vardır. Bunlar göz önünde bulundurulup uygulanırsa, insan çalışma hayatında daha çok başarılı olur. Bunları şöyle özetleyebiliriz:

1.İnsan çalışıp kazanırken dinî yükümlülüklerini ihmal et­memeli. Dünya için çalışması, ahiretini unutturmamalıdır. Ak­si hâlde ömrü zayi olmuş, dünyada kazandıkları ahiretteki kaybını karşılamamış olur. Aklı başında bir kimse, ahiretini dünyasına satmaz. Sermayesi olan dinî hayatını korur. Dünya ahiret için vardır. Dünya, ahiretin tarlasıdır. Bu tarla ekilip bi­çilirken ahiret boyutu asla unutulmamalıdır.

2. Bir işe ve çalışmaya başlarken, insanlara muhtaç olma­mak, yüzsuyunu korumak, dinî ve dünyevî şerefini muhafaza etmek için çalışıp kazanacağına niyet etmelidir. Şahsî ve ailevî ihtiyaçlarını temin etmenin de Allah'ın emri ve dolayısıyla bir ibadet olduğunu bilmelidir. Ayrıca haram kazanç yollarına ilti­fat etmemeye, kendisi için arzu ettiğini diğer insan için de ar­zu etmeye, muamelelerinde adalet ve iyilik yolundan ayrılmamaya, iyiliği tavsiye edip kötülüklerden alıkoymaya niyetli ve kararlı olmalıdır. İşin başında böyle bir niyet ve düşünceyi taşıyan kimse, bu şekildeki çalışması boyunca Allah yolundadır. Her kazancı mübarek, kaybı ise ahireti hesabına bir kazançtır.

3. Seçtiği mesleğin, yaptığı için bir farz-ı kifaye, dolayısıy­la önemli bir dinî vazife olduğunu bilmelidir. Şüphesiz ki sa­nat ve mesleklerden herhangi biri bütünüyle terk ve ihmal edilirse, insan hayatını olumsuz etkileyecek ve belki de hayat duracaktır. Bu göre, insan meşru ve helal hangi mesleği seçer­se seçsin, o sanat ve meslekte çalışırken aynı zamanda dinî bir vecibeyi yerine getirdiğini bilmeli, bütün gayretiyle usulüne uygun olarak gayret göstermelidir.

4. Dünya çarşı ve pazarları, ahiret pazarı olan cami ve mes­citlere devam etmekten insanı alıkoymamalıdır. Cami ve ce­maate devam ihmal edilmemelidir. Bunun için özellikle çarşı­ya pazara gitmeden veya diğer işlerine başlamadan önceki vaktin bir kısmını, bilhassa sabah ve akşam vakitlerini Kur'an okumak, ilim öğrenmek ve zikirle geçirmelidir. Geçmiş salih zatlar, gündüzün başı ile sonunu ahirete, ortasını ise dünyaya tahsis ederlerdi. Allah, ticaret ve satışın kendilerini Allah'ı anmaktan, na­maz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymadığı kullarını öv­mektedir.

5. İşi ve ticareti esnasında da Allah'ı unutmamalı, zikri ih­mal etmemeli ve belirli duaları okumalıdır. Çünkü özellikle çarşı ve pazarlarda genellikle insanlar kendilerini gaflete ve dünya meşgalesine kaptırır ve bazen bu çok ileri giderek Allah'ı ve ahireti unutturmaya kadar varır. Bu gibi gaflet anla­rında Allah'ı ananlar, ölüler arasındaki diriye, yapraklarını dökmüş ağaçlar arasındaki yeşil ağaca benzetilirler.

6. İş, sanat ve ticaretinde açgözlülük ve hırstan kaçınmalı­dır. Her konuda olduğu gibi çalışıp kazanmakta da ölçülü olunmalıdır. Bu konuya o kadar kendilerini kaptırırlar ki, "pa­ra kazanacağım, başarılı olacağım" diye çoluk çocuklarını ih­mal eder, sosyal ilişkilerine, akrabalık bağlarına zarar verirler. Bu, doğru bir davranış değildir. İnsan, malı ve başarıyı istiyor­sa, hırstan/açgözlülükten kaçınmalı, kanaat ve soğukkanlılık­la hareket etmelidir. Bunun için, herkesten önce çarşı ve pa­zara gitmek, herkesten sonra çıkmak, istirahat ve tatil bilmemek, "çok kazanacağım" diye büyük risk taşıyan yolculuklara çıkmak, bu tür yatırımlara teşebbüs etmek hoş karşılanma­mıştır.

7. Çalışıp kazanırken sadece haramlardan sakınmakla kal­mamalı, şüpheli şeylerden de uzak durmalıdır. Bir işi yapar­ken veya bir alış verişte bulunurken, dinî ölçülerin yanı sıra kalp ve vicdanına da danışmandır. Mesela zulüm, hıyanet, hır­sızlık, faiz gibi işlerle meşgul olanlarla kesinlikle muameleden uzak durmalıdır. İnsan prensip sahibi olmalı, prensipleri de din ve vicdanı belirlemelidir. Bu prensiplere göre, alış veriş ya­pacağı, iş bağlayacağı kimseleri belirlemeli, bir işe karar ver­meden gerekli araştırmayı yapmalıdır ki, şüpheli kazançlar­dan uzak kalsın...

8. Muhatap olduğu, alış verişte bulunduğu, kendisine iş yaptığı veya işini yaptırdığı herkesin ahirette ayrı ayrı bir he­sabının olacağını bilmeli. O büyük mahkemedeki duruşmada yüz yüze getirilmeden önce bu dünyada muamelelerine dik­kat etmelidir. Ahirette vereceği cevabı şimdiden hazırlamalı. Bunun için söyleyeceği her sözü niye söyleyeceğini, yapacağı her hareketi niye yapacağını tek tek düşünmeli, faydalı ve ge­rekliyse konuşmalı ve o harekette bulunmalı, aksi hâlde yap­mamalıdır.

İnsan hangi iş, sanat ve meslekte bulunursa bulunsun bu ve benzeri esaslara uyarsa itibarlı, prensipli ve başarılı olur. Dünyada da ahirette de kazançlı çıkar.


Bu Yazı 5716 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar