İnanki Çok Özledim
..        

Güneş nazlanıyor penceremin kenarından, perdelerimi iteleyip odamın içine sızmaya...Bu sabahla,yeni bir rakam kazıma telaşında zaman, ömrümün tahtasına...

özkapaklarım, ben açmaya çaba gösterdikçe,büyük bir inatla, yerçekimi sevdasına tutulmuş kaldırmıyorlar kendilerini..gözbebeklerimde geceden kalma bir yorgunluk.. Bahara, böylesi bir yorgunlukla başlıyorum işte..Sabahlar is kokuyor burada..Oysa benim yüreğim ,dallarına serçe serpiştiren, iğde kokulu sabahlara aşinadır bilirsin. Burnum, genzim ve kalbim yanıyor bu is kokusundan..

Kuşlar orada yeni açan çiçeklere methiyeler dizerlerdi ya..Ne methiye dizilecek çiçek var buranın toprağında, ne de methiye dizecek bir çift sabah kuşu..Bu şehrin sokakları sanki bir küçük kanadın hıçkırığında inliyor anne.. Bütün kuş sesleri çimentoyla örülmüş ,iğde dalları üzerine ziftten yollar kurulmuş..Ve bu yolların sonu, hiçbir zaman kokulu bir fidanın yaprağına çıkmıyor..Bu yollarda attığım adımlar beni ilerletmiyor..Yürüdükçe geriye gidiyorum..

Oralarda nisan geldi mi, bahar yorgunu olurdum ya ben...Yeni açan çiçekler vururdu ya beni..Buradaysa siyaha yakın bir sis yorgunluğudur içimde taşıdığım anne..Bir soğuk zamandır tik-taklarında asık suratlar biriktiren...Pencere önlerinde salınan, sardunya dolu saksılar,yola düşüp, bir vefasız tekerleğin altında can vereli çok olmuş..Sardunya dedim de aklıma geldi anne..Son gelişimde ektiğim pembe sardunyam çiçeğe durdu mu ? Rüyalarımın en ince kıvrımına sinen ıhlamur kokusu. Buralarda ne de çabuk bıraktı uykularımı anne..Ne olur bu bahar benim için de çek içine onun çiçeklerini..Çok aradım buralarda bir benzerini..Yol kenarlarına baktım. daracık bahçelere. hatta saksılara bile baktım olamayacağını bile bile..

Cadde cadde. yol yol aradım durdum.İnsanlar burada araba ekip, gürültü biçiyorlar anne ...Sonra da kendi seslerini kaybediyorlar bu kaba saba seslerin içinde.
Çiçeksizlikten eriyor burada insanlar anne...Dudaklar susuyor burada,kuşlar susuyor, dallar da susuyor. Duygudan bihaber ahmak makineler konuşuyor, hatta bağrışıyor. Denizin mavisini her gün görmek, ruhumu dalgalarına karıştırmak, mutlu eder sanıyordum beni. Dalgalar kirpiklerimde ıslanıyorken, mutlu değilim anne...

Martıları sayıyorum. Suya dokunup sonra bulutlara kaçan bu beyaz kanatlıları izliyorum. Çığlıkları eziyor denizin mavisini..Her çığlıkla içime ateşten bir zincir bağlanıyor sanki..Dikenli bir tele takıldı yüreğim anne!...Buranın insanlarının ruhuna ,bir damla deniz yeşili düşmez mi anne.!.

Akşam vuruyor şimdi bu şehrin soğuk yüzüne, koca bir tokat gibi..Yıldızları saklıyor kalbimden sanki gökyüzü ..Ay bile zor görünüyor. Odamın içine düşecek gibi olan ,gözlerimi kamaştıran yıldızlar oralarda mı kaldı?Ne kadar da azlar,ıhlamur kokusu olmadığından mıdır, iğde çiçekleri yok diye mi kapatmış gözlerini de, küsmüş burada yıldızlar?Onlar da benim gibi yorgunlar.. Yıldızsız uyku olur mu anne.. Hani sen küçükken onların öyküsünü anlatırdın ya bana... Yoksa burada çocuklar yıldız hikayelerini dinlemeden, kirpikleri arasına yıldız parçaları sıkıştırmadan mı dalıyorlar uykularına? Dünyadaki bütün siyahlıkları, üzerine topluyor gece.. Şu sokak... lambanın fersiz ışığı da olmasa, bir kuyuya dönecek..

Güneş kamaştırıyor gözlerimi.. Sessiz adım yürüyorum denizin kenarından.. Gözlerimi kamaştıran bu güneş, kalbimi bir yudum ısıtmaya yetmiyor anne.. İçimde bir kara kış... Dışımda kokusuz, çiçeksiz bir bahar.... Oysa sımsıcak açelyalar büyüten gülüşün olsaydı, ısıtırdı beni.. Ne kadar özledim kalbinin gül kokan sıcaklığına yaslamayı başımı..sensiz bahar mı olur, sensiz kış mı biter buralarda anne?

Yalnızlık, yudum yudum büyüyen bir canavar gibi içimde..bu kadar sesin arasında, bu kadar çok yalnızlığı saklayan bir tek bu şehir olmalı anne..

Merhamet duvarları çökmüş bu şehrin.. Tıpkı kırlangıçlar gibi, şefkati de göçmüş, sıcak memleketlere..buraya bahar ondan doğru düzgün gelemiyor şefkat, sevgiyi ve muhabbeti de yanında götürmüş anne..

Nisan’ın geldiğini hangi tomurcuğa duran laleden anlayacağım ben! ..lale görmeden, lale öpmeden,lale sevmeden ve lalenin sahibine yaslamadan kalbini bahar mı gelir bahar, mı geçer anne..Laleleri sen sevdirmiştin bana.. Onlar dosttur sana demiştin ya... Vazgeçtim martılardan ben... Vazgeçtim denizinden... Dalgaların üzerinden gelip geçerken, martıların beyazında, annelerini hatırlayıp, özlemeyenlerin olsun.. Lalesiz bahara çıkanların, kuş sesi olmadan sabaha erenlerin, çocuklarına yıldız hikayeleri anlatmadan uyutanların olsun.. Anne, yüzünü görmeden bahar dolmuyor yüreğime buralarda..

Yaralı bir ceylan gibi zorla sürüyorum şu canımı kaldırımların üzerinde.... Mahzun, vedaya çıkmış bir eylül gülü gibi titriyor içim.. Işıklar başımı döndürüyor burada benim.. Aklıma loş bir ışıkta Kur'an okuyuşun geliyor...

Çocukken okuyuşların ninni gibi gelirdi bana...
Özlüyorum.. İnan ki özlüyorum.. Loş ışığa karışan, Kur'an okuyan sesini, alnımdan öpüşünü, beni göğsüne yaslayışını özlüyorum annem.. Bir lokma iğde çiçeğini, bir damla lale kokusunu annem..
Geceler ıslak burada gözyaşlarımdan.
Ve sensizlikten sabahlarım renksiz annem..
Gurbetinin baharsızlıklarında, yalnızlıklar biriktiren kızın...
Bu Yazı 2561 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar