Kapak
İnsan, Beslenme ve GDO
09.06.2016        

İnsan, Beslenme ve GDO*

(*Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar)

Dr. Said BİLGİNTURAN

 

“Allâh ’ın sizlere rızık olarak verdiği şeylerden helâl ve temiz olarak yiyiniz! Eğer gerçekten Allâh ’a ibadet ediyorsanız, Onun vermiş olduğu nimetlere teşekkür ediniz” (Nahl 114)

 

İnsan, günde en az üç öğün…. Hayatımızın temelinin oluşturan beslenme alışkanlıklarımızdır. 20-30 yıl öncesine baktığımızda beslenmek için yapmamız gereken mevsimi geldiğinde eğer imkânımız varsa üretmişsek yemekti. Hiç bir şey okyanusun bir ucundan ya da dağların arkasındaki çok uzak ülkelerden gelmiyordu. Yeterince ve doğal besleniyorduk. Eskilerin değişiyle domates domates gibi kokuyor, çilek çilek gibi…

Yaşlı ve yorgun dünyamızda nüfus yaklaşık 8 milyarı buldu. Eski beslenme düzenleri ve alışkanlıklarımız mazi oldu. Artık yediğimiz ürünler dünyanın bir ucundan, dalından kopar kopmaz bizim tabağımızda. Mevsimler yok artık, yaz ayı gelsin de karpuz yiyelim, çilekleri toplayalım, kirazların tadına bakalım. Mahalle marketinde yada manavında bunların hepsini her mevsim bulmaktayız, hiç düşünmeden.

Yenidünya ve mevsimsiz meyveler ile birlikte artık yeni bir tanım hayatımıza girdi. Bunlar doğal mı ya da….

İşte o “ya da” nın karşılığı genetiği değiştirilmiş organizmalar, kısaca GDO. Birkaç yıldır gündemimizde herkesin dilinde acaba? Yesek mi? Sonuçları? gibi birçok sorular bilim ve kahve çevrelerinde tartışıldı, gerçeği öğrenmek isteyenler bilim adamlarına, diğerleri ise magazin programlarına baktı.     

GDO’nun ortaya çıkmasında temel sebep; “Hızla artmakta olan dünya nüfusunun 2025 yılı itibariyle 8 milyarı geçmesi ve bu artışın %95’inin gelişmekte olan ülkelerde oluşması beklenmektedir. Gelişmiş ülkelerde önemli bir tarımsal üretim fazlası bulunmakla beraber, halen 830 milyon insanın yeterli ve dengeli beslenemediği gelişmekte olan bazı ülkeler yeni tarım teknolojilerini kullanarak tarımsal üretimlerini artırmada yeterli olamamaktadırlar. Bu nedenle, 2025 yılında 8 milyarı aşması beklenen dünya nüfusunun beslenmesi gerçekten önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekilebilir alanları artırmak pek mümkün olmadığı gibi, tarımsal üretimde kullanılabilecek su kaynakları da hızla azalmaktadır. Dolayısı ile artan nüfusu besleyecek miktarda üretim için ekilebilir alanların genişlemesi değil, birim alandan alınan ürün miktarının artırılması gerekmektedir.” Tezidir.

İşin aslı; önümüzdeki 20 yılda tahılların verimlerini %80 artıramazsak aç kalınacağıydı. Bununda normal tarımsal üretim şartlarında elde etmek imkansızdı. Bu nedenle GDO ortaya çıktı.

Nedir GDO? “Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), veya transgenetik organizmalar biyotekno­lojik yöntemlerle canlıların sahip olduğu gen dizilim­leriyle oynanarak, mevcut özelliklerinin değiştirilmesi veya canlılara yeni özellikler kazandırılması ile elde edilen organizmalara verilen isimdir.”

GDO’ lu tarımsal ürünler ne amaçla kullanıldıklarına bakarsak, öncelikle Besin Kalitesinin ve Sağlığa Yönelik Faydalarının Artırılmasında, Örneğin bazı amino asitlerin tahıllara ilavesi ile daha besleyici ve faydalı ürünlerin elde edilmesi,

Meyve ve Sebzelerin Raf Ömrü ve Kalitelerinin Artırılmasında, örneğin çilek, ananas vb. gibi çok çabuk bozulan meyvelerin daha uzun süre raflarda bozulmadan kalmasının sağlanması,

Bitkisel ve Hayvansal Ürün Veriminin Artırılmasında, örneğin tahıllarda 1 dekar alandan alınan ürün miktarının 500kg’den 1000kg’a çıkartılması, ayrıca süt veriminin günlük 20 kg dan 35 kg çıkartılması gibi,

Yenilebilir Aşı ve İlaç Üretiminde; örneğin olgunlaştığı zaman çiğ olarak tüketilen muz gibi bazı tropikal ürünler; hepatit, kuduz, dizanteri, kolera ve ishal ile gelişmekte olan ülkelerde yaygın olan diğer bağırsak enfeksiyonlarına karşı kullanılabilen proteinleri üretmek için genetik olarak değiştirilmiş organizmaların kullanıldığı görülmektedir.

Ayrıca çevresel duyarlılık konusunda baktığımızda özellikle çevreyi ve insan sağlığını tehdit eden zehirli tarım ilaçlarının kullanımını azaltmak için, genetiklerinin değiştirilmesi ile bitkilerin zararlılara dirençli hale getirilmesinin GDO’nun faydalı yanlarından olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak, tarımsal ürünlere gen aktarımı yapıldığında, bu ürünler üzerinde, Besin Kalitesindeki Değişiklik ve Gıda Güvenliği hakkında bazı soru işaretleri ortaya çıkmaktadır. Buna bağlı olarak alerjik reaksyonlar ve toksik etkilerinde ortaya çıkabileceği bazı akademik çalışmalarda görülmüştür. Uzun dönemli çalışmaların henüz tamamlanamaması nedeniyle de biyolojik ve genetik çeşitliliğin bunlardan nasıl etkileneceğine cevap verilememiştir. 

Ülkemizde 2010 yılında yayımlanan Biyogüvenlik Kanunu ile GDO’lu bazı ürün ve hammaddelerin ülkemize girişinde ve kullanımında kontrol mekanizması geliştirilmiş ve uygulanmaya başlanmıştır.

 Artık sanayi ürünü besin maddelerinin yapısına giren ve birçok üründe karşımıza çıkan GDO veya GDO ile ilgili ürünler görmekte ve bunları tüketmekteyiz.

Gerçek doğal lezzetleri, bozulmadan, ağzımızın tadı kaçmadan yemek en güzeli, fakat gelişen ve genişleyen dünya gerçeğinde tükettiğimiz şeylerin üzerinde bazı biyoteknolojik geliştirmelerin yapılması kaçınılmaz. Bu geliştirmeler bizim vücut sistemlerini ve yapımızı bozmadığı sürece sorun olmayacaktır.

 

 

 

 

 

 

 


Bu Yazı 1026 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar