İnsan Sevgiye Muhtaç
..        
Sevgi insanları birbirine yaklaştıran bir duygudur. Çünkü insan doğası gereği, yaratılışı itibariyle sevgiye ihtiyaç duymaktadır.
Bediüzzaman Hazretleri, Sözler isimli eserinde sevgi kavramı ile ilgili olan çok önemli bir açıklamada bulunmuştur. Sözler kitabının 24. sözünde sevgi ile ilgili şu açıklama büyük önem taşımaktadır. “Muhabbet (sevgi) şu kainatın sebeb-i vücududur(varlık sebebi). Hem şu kainatın rabıtasıdır(bağ), hem şu kainatın nurudur, hem hayatıdır. İnsan kainatın en cami (kapsamlı) bir meyvesi olduğu için, kainatı istila edecek (kuşatacak) bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir (yerleştiril- miştir ). “
Peki, insan sevgiye ihtiyacı olduğunun farkında mı? Varlık sebebimiz olan sevgimizi gösterebiliyor muyuz? Sevgimizi en güzel biçimde nasıl gösterebiliriz? Sevgimizi nasıl ifade edeceğiz? Sevgimizi nasıl yaşayacağız? Sevdiklerimize sevgimizi nasıl sunmalıyız?
Sevgimizi öncelikle en yakın çevremizden, ailemizden başlayarak, aile bireylerimize gösterebiliyor muyuz? Anne baba olarak çocuklarımızın temel ihtiyaçlarını karşılayarak vazifemizi yaptığımızı mı düşünüyoruz? Çocuklarımızın fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaktan daha da önemlisi onlara sevildiklerini hissettirmemiz, sevgimizi gösterebilmemizdir.
Çocuklarımıza yeterince zaman ayırarak onların bizim için değerli ve önemli olduklarını hissettirelim. Bunu onlarla sohbet ederek, sevdikleri şeyleri birlikte yaparak, onlar için önemli anları paylaşarak, güler yüzümüzle yanaklarından öperek, onları kucaklayarak sevgimizi gösterelim. Sevgimizi onlardan esirgemeyelim. Yoksa bu ihmaller ve önemsememeler ileride çocukları- mızda derin manevi yaralar oluşturarak psikolojik bozukluklara dahi yol açabilir.
Aile içinde aynı zamanda eşler de birbirine sevgilerini gösterebilmelidir. Çünkü toplumun temeli olan ailedeki sevgi dolu, mutlu ve huzurlu bir ortam, sağlıklı bir toplumun oluşumuna sebep olur.
Hayatta çok farklı sıkıntılarla karşılaşabiliriz. Bu sıkıntıları ancak en yakınımızdaki insanlarla paylaştığımız takdirde aşabiliriz. Burada eşler arasındaki sevgi bağının gücünün önemi ortaya çıkmaktadır. Bu sevgi bağı ne kadar güçlü olursa sıkıntıları aşmamızda o kadar kolay olur.
Sözler kitabının 23. sözünde; “İnsan ise, dünyaya gelişinde, her şeyi öğrenmeye muhtaç ve hayat kanunlarına cahil; hattâ yirmi senede tamamen şerâit-i hayatı öğrenemiyor. Belki âhir ömrüne kadar öğrenmeye muhtaç…” denilmektedir.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hâdis-i şerîfinde; ”Güler yüz bir sadakadır.” diyerek insanlığa sevgiyi aralarında yaşatmaya ve yaymaya dair çok önemli bir ders vermiştir.
Demek ki sevginin öğretilebilen, öğrenilebilen ve gelişmeye, mükemmelleşmeye doğru yol alabilen bir özelliği var.
Güler yüz, tatlı dil sevginin birer sunuş biçimidir. Eşler birbirlerine her zaman sevgilerini gösterebilme- lidirler. Eşler arasında samimiyet olmalıdır. Bunu; güler bir yüzle, güzel ortamlarda yapılan muhabbetlerle, hediyeleşme yoluyla, eşler birbirlerinin ilgi alanlarını önemseyerek gösterebilirler.
Sevgi her şeyden önce bir paylaşımdır. Sevginin paylaşıldığı ortamlar oluşturulmalıdır. Sevgi anlardan ve anılardan oluşur. Bu anlar ve anıların hatırlanması sevgi- mizi güçlendirir.
Eşler yada diğer aile bireylerinin birbirleri ile geçirdikleri güzel anlar sayesinde aile bireylerinin birbirlerine olan sevgileri çoğalır. Bu yüzden sevdiklerimizle güzel anlar yaşamaya özen gösterelim.
Sevdiğimiz bir insanı hatırladığımızda hayalimizde güzel anılar kalmalı. Ortak yaşanılan, paylaşılan her şey bize o güzel sevgi dolu anları yaşatmalı. Sevdiklerimize daha sonraki yıllarda hatırlayacakları anılar bırakalım ki, sevdiklerimiz de bizleri yıllar sonra bu güzel anılarla hatırlamalı. Çocuklarımıza bizi güzel bir şekilde hatırlayacakları, sevgi ile anacakları birer hatıra bırakalım. Sevgimizi sevdiklerimize, sevenlerimize cömert bir şekilde sunalım ve dünyanın en şanslı, en sevgili bireyleri yapalım.

Bu Yazı 2610 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar