Kapak
İnsanın Değeri Aradığı Şeye Göredir
06.01.2016        

İNSANIN DEĞERİ ARADIĞI ŞEYE GÖREDİR

 

Taceddin ÖZEREN

 

Her insan değerli olmak, karşısındakilerden değer görmek ister. Büyük adam olmak, saygınlık görmek, önemsenmek, itibar ve iltifat görmek arzusu insanların fıtratında var. İnsanın toplum ve diğer insanlar katında değer görmesi kadar, diğer kişilere neye göre ve ne kadar değer vereceği konusu da önemlidir.

Aydınlanma felsefesinin doğurduğu batı medeniyeti, insanlığa mutluluk reçetesi olarak “daha fazla çıkar ve menfaat sağlama” odaklı bir hayat anlayışı sunmuştu. Kapitalizm, insanlara hayatın gayesi olarak; dünya pastasından daha fazla pay almayı,  dünya zevklerinden daha fazla faydalanmayı, daha meşhur, şan-şöhret, makam-mevki sahibi olmayı, daha rahat ve konforlu bir hayat yaşamayı, daha fazla tüketmeyi ve daha fazla biriktirmeyi göstermiştir. Bunun sonucu olarak günümüz insanı, para, mal, mülk, makam, mevki, şan, şöhret vb. maddi ve dünyevi değerleri ölçü olarak kabul etmeye başlamıştır.

İnsan hayatının, daha iyi yemek, içmek, daha iyi giyinmek, daha rahat ve konforlu mekânlarda barınmak, dünya zevklerini daha fazla yaşamak ve ekonomi pastasından daha fazla pay kapmaktan çok daha önemli gayeleri olmalıdır! İnsanı değerli kılandaha yüce değerler ve ebedi kıstaslar bulunmalıdır.

Bizim medeniyet tasavvurumuza göre ise, insanlar arasındaki değer ölçüsü “takva” dır. Yaratılış amacına uygun yaşayan ve yaratıcının istediği şekilde davranan insanlar değerli ve büyük insanlardır.

Tarih büyüklük davasında bulunanların acizlik/küçüklük öyküleriyle doludur. Küçük bir sivrisinek, ilahlık dava eden Nemrut'u kafasını taş duvarlara vurdurarak öldürdü… Karınca, Firavunun sarayını başına yıktı… Gözle göremediğimiz mikroplar, nice pehlivanları bir daha kalkmamak üzere yerlere serdi…

Bizim inanç ve kültürümüze göre insan; sonsuz derecede aciz, sonsuz derecede fakir, sonsuz derecede noksan ve kusurlara müpteladır. Bu özelliklerinden dolayı hiç hükmündedir, gururlanmaya ve büyüklenmeye asla hakkı yoktur. İnsan, her zaman, Yüce Yaratıcının sınırsız kudretine, sınırsız zenginliğine ve her türlü kusur ve noksanlardan münezzeh olma sıfatlarına sığınmaya muhtaçtır. 

Mevlana Hazretleri: “ İnsanın değeri, aradığı şeye göredir” der. Yani insan, bu hayatı yaşamakla ulaşmak istediği hedefinin büyüklüğü oranında değerli veya değersizdir. Büyük davalar uğrunda, büyük hedeflere yönelen büyük ruhlu insanlar değerlidir ve büyük adamdır, saygı ve hürmete layıktır. Şahsi ve dünyevi amaçlar peşinde himmetini nefsine harcayan, dünyanın zevk ve sefasında boğulan küçük ruhlu insanlar ise değersizdir, basit ve aşağıdır.

Çağımızın büyük mütefekkiri Bediüzzaman: “Bir kimsenin kıymeti himmeti nispetindedir.” der. Yani insan, vaktini, enerjisini, gücünü ve imkânlarını nerede ve niçin kullandığına göre kıymet almaktadır. Himmetini milletine sarf eden İnsan, adeta küçük bir millet hükmünde kıymet almaktadır. Himmetini kendi nefsi için harcayan insan ise, nefs-i emarenin rezaleti nispetinde süfli ve aşağılık bir hal almaktadır. Kişi, hedefinin ve ideallerinin büyüklüğü oranında büyüktür. Davası ve hedefi ve gayreti büyük olanlar, büyük adamdırlar.

İnsan için en büyük dava; yaratılış gayesine uygun yaşamak, Allah’ın “yap” diye emrettiklerini yapmak; ”yapma” dediklerinden uzak durabilmek, Hz. Peygamberin sünneti ne tabi olarak kulluk sınavını geçmek ve Allah’ın rızasını kazanabilmektir. Büyük adamlar, sadece kendilerini düşünmezler, başka insanların da dünya ve ahiret saadeti için çalışırlar ve i’layı kelimetullahı dava edinirler.

Mevlana Hazretleri: “Öyle insanlar gördüm ki, üzerinde elbise yoktu; öyle elbiseler gördüm ki, içinde adam yoktu.” der. Büyük evlerde oturmak, lüks arabalara binmek, pahalı markalardan giyinmek, yüksek koltuklarda oturmak ve şöhret sahibi olmak insanoğlunu büyük ve değerli yapmıyor. Maddi anlamda zengin olmakla birlikte gönlü fakir nice insanlar olduğu gibi, maddi anlamda fakir olduğu halde mana âleminde sultan olan nice insanlar da vardır. Onun için insanların sadece dış görünüşüne ve sahip olduğu maddi kıymetlere değil;  gayesine, hedefine, gayretine, nerede durduğuna, ne yaptığına ve nasıl yaşadığına bakılmalıdır.


Bu Yazı 1316 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar