İnsanlığın Hasretini Çektiği Nesiller Nasıl Yetiştirilir?
04.09.2013        

İNSANLIĞIN HASRETİNİ ÇEKTİĞİ NESİLLER NASIL YETİŞTİRİLİR?

Ahmet Maraşlı

 

İçi yanan Müslüman ruhları kaç yüz yıldan beri yakan hayâller var!..

İslâm’ın ihtişamına, Resûlullah’a (sav) ve tarih boyunca o yüce yoldaki mümtaz şahsiyetlere bakıp, kürenin her tarafında hâldeki nice hüzünleri iliklerinde hissederken; o incelik ve ihtişamı Arz’a tekrar getirecek, insanlığın gönlünü ve yüzünü güldürecek harikulade nesillerin (çocukların, gençlerin) hayâllerini kuruyor; zerrelerinden o sevdanın fışkırdığı garip Müslümanlar!..

Akif de o yanık sevdalılardan bir âlî ruh; “Asım’ın Nesli” demiş o müstesna gençlere. Asım ki; iffetli, günahlardan uzak.

Necip Fazıl, “Sakarya” demiş, “Güneş” demiş, “Şanlı Akıncı” demiş ve “Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an” diye dövünerek, hasretle “yurduna ne gün döneceğini” sormuş o gençlerin. ‘Kim var?’ diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert; ‘Ben varım!’ cevabını verici ve her ferdi; ‘Benim olmadığım yerde kimse yoktur!’ duygusuna sahip bir dava ahlakını pırıldatıcı bir genç…” demiş.

Yaşayan büyük mütefekkir şair Sezai Karakoç, “Diriliş Nesli” demiş ve “Masal” şiiri ile o genci anlatmış, özlemini zerrelerinde duyarak!

Bediüzzaman, “Nesl-i Atî” ve “Nesl-i Cedid” demiş o nesle ve bu kuvvetli Asya ve Anadolu tarlasının; Eflatunları, İbn-i Sinaları, Bismarkları, Dekartları ve Taftazânîleri inşallah geride bırakacak çok vatan gençleri yetiştireceğinden kuvvetle ümit var olduğunu haykırmış, “Nesl-i Cedid geliyor!” demiş.

Dikkat edilirse, büyüklerin aslında temelde hep aynı yüksek hakikatleri dile getirdiği görülür. İşte Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, öyle bir ufuk-hedef gösteriyor ki, yakalayabilenlere binlerce selâm olsun: “Eğer himmetinizi yüksek tutmaz, oyununuzu büyük oynamazsanız, size hakkımı helâl etmem. Üstün himmette öyle olmalısınız ki, ayaklarınızla başıma basmalısınız. Böylece benden daha yukarılara ulaşmalısınız.” diyor.

Cemil Meriç, “Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir geleceğe bağlayan köprü olmak isterim.” demiş.

Yusuf Aleyhisselâm misal, Hz. Meryem (ra) misal, iffetini, hayâsını Allah’ın âlemlere örnek olarak göstererek övdüğü gençler!

Hz. Hasan (ra) gibi fedakâr, Hz. Hüseyin (ra) gibi zulmün karşısında aslanlaşan gençler!

Hasretimiz, Kostantıniyye surları önünde Fatihleşen Mehmet gibi gençler!

Hazretleşen gençler! Âdeta Hızırlaşan gençler!

Musikide Itrî’yi, mimaride Koca Sinan’ı, matematik ve astronomide Uluğ Bey’i, tıpta İbn-i Sina’yı, şiirde Yunus’u ve Fuzuli’yi… Allah için geçecek, fersah fersah geride bırakacak gençler!.. Allah için dünya sahnesine çıktığında Allah düşmanlarının ayaklarını titretecek gençler!.. Zulmü yok edecek, tarihin akışını hızla çevirecek gençler!.. Dünyanın her yerindeki masumların ve mazlumların ümidi gençler!..

Kısa dünya hayatını ve ebedî hayatı birlikte kucaklayan yüce “İslâm Medeniyet”inin, tarihten bugüne her sahadaki müktesebâtını ve abide eserlerini en iyi şekil ve özde özümsemiş, her alandaki gücünü ve inceliklerini diğer medeniyetlerle mukayeseli olarak çok iyi bilen, yaşayan ve bütün güçleriyle zenginleştirmenin peşinde olan gençler!

İlimden sanata, kültürden edebiyata, hattan mimariye, spordan musikiye, irfandan mânâ ehli olmaya, zülcenaheyn-çift kanatlı olan, girdiği her sahanın en büyük fatihleri olan gençler!

Bu muazzam ruh ve kuvvet, günümüz dünyasında ete-kemiğe nasıl bürünecek, sahaya nasıl inecek de görünecek, arz-ı endam edecek?

Bu sorunun cevabı, bu medeniyetin her ferdinin en önemli meselesi, olmasa da... Farkında değilse, o da ayrı bir dert ki, daha alınacak çok mesafe var demek...

Çözüm uzakta değil, ağacın özünde saklı, tarihte çok arz-ı endam etmiş…

Fatihleri, Mimar Sinanları, Mevlânâları, Akşemseddinleri yetiştiren bu asil medeniyet, onların benzerlerini ve daha büyüklerini de yetiştirecek güce; tarih şahit ki, sahiptir...

Dert, asla çocuklarımızı çağa ayak uyduracak şekilde yetiştirmek değil, çağların önüne geçecek, çağları peşinde götürecek şekilde yetiştirmek olmalı. Bu büyük medeniyet bir fetret devri yaşıyor ve bu geçiş devri, ancak onun gücüne yakışır çapta yetiştirilecek çok büyük şahsiyetlerle, hârika nesillerle aşılabilir.

Bu durumda iş öncelikle bahçıvanlarda...

Bugünü, dünün çocuklarının nasıl yetiştirildiği belirledi; yarınları da bugünkü çocukların nasıl yetiştirileceği belirleyecek...

Öyleyse, bilinçli her anne baba, her eğitimci, artık çocuklarını kendisini aşacak şekilde yetiştirmenin tatlı kaygısına yükselecek. Bunun için elinden gelen her şeyi yapacak. “Çocuklarınızı, kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.” (Hz. Ali) anlayışı içinde ufukları tarayacak, arayacak. “Oğul atayı geçmezse işler yürümez.” diyor Yusuf Has Hacib; “Her insanın, kendisinden yüz sene sonrasının planını yapması lâzım...” diyor Mevlânâ; gelecek nesillerin, gelecek yüzyılların hesabını yapacak her Müslüman; çocuğuna o göz ve gönülle bakacak, işine, eşine, dostuna, her şeye ve aynada kendisine o göz ve gönülle bakacak Allah için!.. Dünyaya gönderildiğini ve niçin gönderildiğini unutmayacak!..

Mevlânâ Celaleddîn-i Rumî Hazretleri’nin büyüklüğünün sırrını ararken, “Sultanü’l-Evliyâ” (Veliler Sultanı) unvanlı babası Bahâüddin Veled yanında annesi Mü’mine Hatun’a da çok dikkat etmek gerek. İşte Mevlânâ’yı büyük yapan ince bir sır, annesinin ağzından yavrusunun ruh dünyasına şöyle giriyor:

- Babandan daha çok oku evladım!.. Evladı annesini ve babasını geçmeyen hiçbir millet yükselemez!..

Dünyadaki problemlerin yarınlara uzanan çözümündeki sonuç alıcı en önemli hareket noktalarından, olmazsa olmazlarından biri bu…

Bu çağda çocuk yetiştirmenin en kritik ve hassas noktalarından biri; içinde yaşanılan zaman dilimini iyi okumak ve geleceği görebilmektir.

Bunun yolu ise öncelikle seçici ve bilinçli bir okuma, araştırma ve gözlemden geçiyor. Çünkü çocuğun okul ve arkadaş ortamında yaşadığı dünyayı, yükselen-yükseltilen değerleri-değersizlikleri, çekildiği alanları, düşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu yeni tuzakları, sorunları, büyük fırsatları ve ihtiyaçlarını bilmeden ona ne kadar yardımcı olabilirsiniz?..

Herkes çocuğunu en iyi yetiştirmeye çalışmalı:

1. Zekâ ve yetenekleri yönüyle;

2. Özellikleri (çalışkanlık, azim, sabır, sebat, metanet vb.) bakımından;

3. Hâli itibariyle, yani ellerini açtığında duâsı adeta reddolunmaz ve girdiği her yerde güzel ahlâk örneği bir çocuk, bir genç olarak yetiştirmek suretiyle…

Görüldüğü gibi, en iyi yetiştirme yolu herkese açık; illâ zekâ ve yetenek şartı yok.

Hz. Ali, asırlar öncesinden yolu gösteriyor: “Çocuklarınıza hedef gösterin...”

Çocuğun kendisine ve insanlığa gerçekten faydalı olması, ortaya çok değerli bir insan çıkması için, o hedefin büyük olması yanında faydalı da olması, “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Hadis-i Şerif) anlayışı içinde, insana yakışan o duygu ve düşüncenin çocuğa mutlaka ama mutlaka verilmesi gerek!..

Bu büyük vazife yalnız annelerin, babaların, eğitimcilerin, hocaların vb. vazifesi değil; gücü yettiği oranda herkesin vazifesidir. Kur’ân’a, Resûlullah’a (sav) ve tarihimize baktığımızda bu konuda çok örnekler görürüz. Hz. Meryem’i kim yetiştirdi? Teyzesinin kocası Zekeriyya Aleyhisselâm. Musa Aleyhisselâm’ı kim korudu? Firavun’un zahirde eşi Hz Asiyye. O gözle bakarsak, bütün çocuklar, aslında bir bakıma bizim çocuklarımız gibidir. Kurulmasını istediğimiz iyilikler, güzellikler dünyasını kurmaya aday tertemiz fıtratlarla gönderilmiş cevherler ki, mücevhere çevirmek, Allah’ın bize lûtfettiği en güzel vazifelerden, ah ki kıymetini bilsek!.. Onları yetiştirme merkezli yaşayabilsek!..

Zaman bulmaya gelince; tarihin en yoğun ve zamanı en değerli şahsiyeti olan Peygamberimiz Aleyhissalatü Vesselam çocuklarına ve torunlarına ayıracak zaman bulmuşsa, herkes bulabilir… Kimsenin zamanı onun kadar yoğun ve değerli olamaz… “Arayan ve aramasında ısrar eden bulur.”

Günümüz dünyasında nasıl bir çocuk, nasıl bir genç yetiştirmek gerek?

1. Zekâsı ve yetenekleri işlenerek, her alanda âdeta rekabet edilemez şekilde fark oluşturan üstün beceriler kazanmış;

2. Severek düşünce üreten ve çok yönlü düşünen;

3. Ürkeklik, çekingenlik ve içine kapanıklıktan uzak, kendini rahatlıkla ifade edebilen, sorumluluk bilinci yüksek, medenî cesareti üst düzeyde, kendisine verilen potansiyelin farkında bir özgüven sahibi, gayet cesur ve hayata mütebessim gözlerle bakan;

4. İhtiyaç olan her türlü özel bilgiyi özümsemiş;

5. Günlük hayatta ihtiyaç olan basit pratik bilgi ve becerilere sahip;

6. Sporla yeterince iç içe;

7. İnsanî, ahlakî ve manevî değerlerle dinamik anlamda mücehhez; insanlığa faydalı olma arzusuyla yanan, insanlığa insanlığı hâkim kılma sevdasını yaşayan;

8. İçe dönük muazzam bir düşünce derinliğiyle beraber dışa karşı muhteşem bir açıklık içinde;

9. Dünya ile yarışıp rahatça öne geçecek âdeta rekabet edilemez harika çocuklar ve gençler yetiştirmek!

“Arayan ve aramasında ısrar eden bulur.” ve “Kolaylaştırın, güçleştirmeyin; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” (Hadis-i Şerif) anlayışıyla hareket eden dert sahipleri, gerçekten isteyenler, yeterince isteyenler bu güzel özelliklerin nasıl kazandırılacağını da bulur.  

O ümidin, o hayâlin gerçekleşmesi için ruhumuzu da fedaya hazırız!.. Dert o, ümit o, sevda o!..

 


Bu Yazı 3970 Defa Okunmuştur.

Yazıya Ait Fotoğraflar

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar