İsraf ve Sonuçları
..        

Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
Kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
Yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
O şehirden öç almanın vakti gelmiş demektir
(İsmet Özel; Esenlik Bildirisi ( Erbain Şiirleri)
Son dönem yazın dünyasının önemli isimlerinden düşünce adamı Syn. İsmet Özel modernitenin insan hayatında meydana getirdiği yozlaşmayı dört mısra ile veciz bir şekilde açıklamış. Karşılaştığım bazı mantık dışı olayları görünce, haddim olmayarak bu şiire beşinci bir mısra ekler, sık sık kendi iç dünyamda tekrar ederim; hele bu mantık dışı olaylar müslümanca yaşamayı hedef edinmiş bir ailede olursa içim burkularak bakarım olaya…
Ve derim ki; “ Bazı evlerde eşyalardan insanlara yer kalmamışsa; o evden de öç almanın vakti gelmiş demektir ”Bilinçli bireylerin oluşturduğu toplumlarda emeğin ve emekle meydana getirilmiş her şeyin değeri ve önemi vardır. Kültürel düzeyleri yüksek olan toplumlarda her şey gereği gibi kullanılır ve değerlendirilir.
Emeğin değerini bilen toplumlarda israf kolay kolay yer bulamaz. Millet olarak “israf” konusunda ne kadar iddialı olduğumuzu bilmeyen var mı? “Ben varım.” diyen varsa çevresine alıcı gözle baksın ve tekrar düşünsün.
Toplumun tüm kesimlerinin işin garip tarafı “Bir lokma bir hırka.” Veya “hesap günü” bilinci taşıyan insanlarında bu sonu olmayan zorlu! İsraf yarışında yer alması beni üzüyor.
Modern insanın, kendisini hapsettiği ve çıkış için kullanacağı şifresini de kaybettiği “ tüket(il)me” hırsı, toplumun tüm kesimlerini tedavisi olmayan bir hastalık gibi sarıyor ve her geçen gün hız alarak yoluna emin adımlarla devam ediyor.
Bir hastalık boyutuna ulaşan israf ve gösteriş has-talığımızı ve bu davranışın ne gibi yanlışları olduğunu ortaya koyarak kanayan yaramıza çare aramalıyız. Her gördüğünü almak ve tüketmek gerektiğini düşünen ve hepsine yetişemediği için buhranlar yaşayan sorunlu bir toplum olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.
Bu konuda daha kalıcı ve iyi bir örnek olur ümidi ile bilginize sunuyorum:
1- Bir tanıdık vasıtası ile tanıştığım av bayisi dostla sohbet ederken; işlerinin nasıl olduğunu, ekonomik anlamda nasıl bir döneme girildiğini sordum. Hatta 'Bu dönemde sizin işler biraz azalır'' anlamına gelecek sözler sarf ettim. Adam:''Ne diyorsun hocam? Bizim işler en çok bu dönemde açılır. Çünkü düğünler sıklaştı artık ‘'Bir düğünde yerine göre 2 bin mermi satıyoruz dedi... Bir de düğünlerde havayı aydınlatan havai fişeklerle harcadığımız paraları da siz hesap edin.
2-Her maçtan sonra düzenlediğimiz konvoylar-da harcadığımız akaryakıtı, yurt genelini düşünerek maddi değerini yeniden ele alalım. Maçtan sonra hoyratça benzin harcayanlar, bir komşusunu hasta haneye götürse; komşu da o kargaşada borcunu sormayı unutsa neler der acaba? Ne beleşçiliği kalır adamın, ne de terbiyesizliği...
3-Stoklamaktan büyük zevk aldığımız ev eşyalarımızın sadece büfelerde bekleyenlerini maddi olarak ölçelim. (kendi adıma konuşayım: Büfemizde elimizin değmediği; kolisi bozulmamış onlarca eşya var. Büyük ihtimalle birçoğuna elimiz değmeden dâr-ı bekaya irtihal edeceğiz! Hatta değerli eşim :” Eskisini getir yenisini götür kampanyası varmış, şu fritözü değiştirelim.” Deyince şaşırdım. Biz, kanserojen etki yapıyor diye zaten hiç fritözü kullanmadık. Yani yeni. Neyi niçin değiştirelim. ) Yepyeni mobilyamızı, tertemiz penceremizi neden değiştiririz, merak ederim. Yılda bir kere zekâtımızı verdiğimiz insanların ise yaşam tarzına kadar her şeyi denetleme yetkisini kendimizde görürüz. (Bosna'da yaşanan savaş yıllarında okuduğum bir yazıdan aklımda kalanlar: “Elektrikler kesilince çamaşır makinemin, buzdolabının, diğer elektrikli eşyalarımın işe yaramadı-ğını gördüm. Hatta “adidas” marka ayakkabılarımı yakıp ısınacağım aklıma gelmemişti.” diyor savaş mağduru kişi)
4- Elbise, ayakkabı, ev eşyası dendiği zaman milletçe şuur bulanıklığı, mayışma ve sersemlik geçiriyoruz. Bazıları daha ileri giderek eşyaya tapınma şeklinde hastalanıyor. Tanıdığım bir aile, çocuğunun sünnet merasiminden önce ev için harcadığı paranın sünnete harcadığının iki katı olduğunu söylemişti. Ne diyelim, hayırlı olsun... .Bir de eşyaya göre itibar ve arkadaşlık kurma var ki, işte buna canlar feda...
Boş yere harcadığımız onca değerin ekonominin içinde olduğunu; bir gence iş, evlenecek yetime düğün eşyası olduğunu düşünelim. Böylece belki toplumu huzursuz eden kapkaç ve birbirini kıskanan nazarlar ile bakma tehlikesinden kurtarabiliriz.
5-Millet olarak en uzman olduğumuz israf alanı ise; zaman israfıdır. Bu konuda oldukça iddialıyız. Belki de zirveyi zorluyoruz. Televizyon ve kamera görünce bütün devreleri kilitlenen tek millet biziz, elhamdülillah. Sabah ''………. Ne ister''; ikindi vakti ''………... sesi''; akşam da ''……… olur musun?''ile yaşayan bir mil-letin insanlarına bu benzetmeler yakışmaz mı? Benim aklıma geliveren israf yöntemleri bunlar.
Çağın ihtiyaç ve gereği olan eşyaları tabii ki edineceğiz; ancak birer tüketim kölesi olmadan; insan olma gurur ve onurunu incitmeden... (Ekrandan pişireceği-miz yemeği bile empoze etmeye kalkmaları şahsen benim sinirime dokunuyor.)
Başlarken ne dedik? Bilinçli insanlardan oluşan toplumda her şeyin değeri hak ettiği kadardır.
Siz siz olun; evinizi öç alınacak bir hale sokmayın.


Bu Yazı 3300 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar