İyiliklerde Zayıf Fakat Kötülüklerde Kuvvetli Olan İrademize Ne Yapmalıyız?
..        
İnsanın iradesi ve bir şey yapa- bilme gücü, iyilik ve kötülüklerin meydana gelmesinde farklı etkile- re sahiptir. İnsan iyilik yapmak istediği zaman, elinin ulaştığı ve gücünün yettiği kadarıyla muvaf- fak olabilir. Bu vadide yapabileceği faaliyetler ve müspet işler arıdan, tavuktan ve sair varlıklardan geri olabilir. Fakat kötülüklerde selden, tufandan ve taundan ileri seviyede tahribat yapabilir. Evet insan tahri- bat yapmak istese, bütün hılkat ve varlıklar onun şerri karşısında titrer. Tahribatını akıl ile ölçmek çoğu kez mümkün olmaz. Şiddetli bir deprem binlerce adamın hayatı na son verebilir, ama cani bir insan o depremden daha şiddetli olarak, milyonlarca insanın canına kaste- debilir. Allah'a düşman olan, O'na başkaldıran ve inançsız diğer birisi ise, milyonlarca insanı Allah'tan uzaklaştırır, onları ebedi azaba müstehak yapar ve manevi bir ölüme terk edebilir.
İyiliklerde eli son derece kısa ve kötülüklerde gücü inanılmaz fazla olan irademizin itidalli bir vaziyete gelebilmesi için, elbette sonsuz şefkat sahibi Rabbimizin bize sunduğu çok olumlu kurtuluş reçeteleri vardır. Bu reçeteleri iki temel başlıkta değerlendirebiliriz. Bunlar:
a-İyiliklerimizin artması ve iyiliklerde kısa olan elimizin cenne te ulaşabilmesi için gerekli olan dua ve tevekkül silahı. Evet dua bir ubudiyettir ve halis bir imanın esasıdır. Dua, insanı doğru dan doğruya kainatın sultanına bağlar. Kalbini O'na yönlendirir. Her halini O'na arzetmesini sağlar. Her konuda O'nunla meşvereti temin eder. Çünkü dua eden adam, duası ile hissediyor ve anlıyor ki: Bütün kâinata hükmeden birisi var ki; en küçük işlerinden haberi var ve bilir, en derin maksatlarını yapabi- lir, onunda her halini görür, sesini işitir. Öyle ise; bütün mevcudatın bütün seslerini işitiyor ki, onun sesini de işitiyor. Bütün o şeyleri o yapıyor ki, en küçük işlerini de on- dan bekliyor ve ondan istiyor. İşte böyle bir atmosferde insanın hayır lı ve güzel işleri yapmaya meyli ve isteği artar. Böylece hayırlı ve gü- zel işlerde kabiliyet ve gücü gayet az olan insan, dua vasıtasıyla ebedi ve sonsuz bir cenneti kazana bile- cek ve saadet-i ebediye çiçeğini ko- parabilecek bir seviyeye gelebilir.
Evet dua ve tevekkül hayırlı şeyleri işlemeye karşı insana ciddi bir meyil ve şevk vermektedir.
b-Kötülük ve tahribatlarda cehenneme uzanabilecek kadar çok uzun olan elimizin kısalması ve tesirsiz kalması için, tevbe ve istiğfar zırhını kullanmamız gere- kir. Çünkü tevbe, işlenen günahı kalben benimsememek ve tekrar yapmamaya niyet etmektir.Tevbe zırhını kullananların günahlara karşı hassasiyeti ve uzak durma gayretleri artar. Yapılan tevbe Allah katında makbul olduğun- dan ondan ayrıca mükafat kazanır lar. Kur'an-ı Kerim'de “Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı ana- rak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları gü- nahta bile bile ısrar etmemiş olan- lar. İşte onların mükâfatı, Rablerin- den bir mağfiret, ağaçları altından ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükâfatı ne güzel dir.” (Âl-i İmrân Sûresi, 135-136)
Şayet günah işleyenler tevbe ile buna karşı siper oluşturmazlar- sa o zaman, bu günah diğer hatala- rı ve günahları da tetikler. Hz. Peygamber (a.s.m) “Mü'min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o gü- nahtan el çeker, Allah'tan günahı- nın affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur'ân'da geçen “günahın kalbi kaplaması” bu anlama gelmek- tedir.” (İbni Mace, Zühd: 29)
Evet insanın şerlere ve kötülük lere olan şevkini kıran ve onu günahlardan uzaklaştıran temel unsur, tevbe ve istiğfardır.

Bu Yazı 2248 Defa Okunmuştur.

Yazıya Yorum Yap
Adınız : 
Yorumunuz : 

Yazıya Yapılan Yorumlar