Kapak
Zarar Kadim Olmaz

Zarar Kadim Olmaz

 

Doç. Dr. Ramazan Balcı

 

Komşunun Rüzgarını Kesmek

( Zarar Kadim Olmaz)

Mecelle 7. Madde

Bir şey asıl olarak kanunsuz ise onun öteden beri var olduğuna bakılarak sürdürülmesine onay verilemez.  Zararı açık olan şey ortadan kaldırılır. Zararı açık olan şeyin eski veya yeni olması arasında fark yoktur. Bu madde daha önce kıdem hakkını düzenleyen maddeyi sınırlamak üzere düzenlenmiştir.  (Alevi, s. 25) Ancak bu düzenlemenin de bazı istisnaları vardır. Yol hakkı, su mecrası hakkı, kanal açma hakkı gibi öteden beri var olan haklar, arazi sahibinin zararına da olsa korunur. Bu hakların önceden bir bedel karşılığında satın alınması söz konusu olabilir. Ancak bu haklardan birisinin halkın geneline zarar vermesi durumunda kıdemine (eskiliğine) bakılmaz. Zarar ortadan kaldırılır. (Ali Haydar Efendi)

Hadis’te “La zarara ve la zırare” “İslam’da zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur”  buyrulmuştur. Buna göre kaldırımlarda halkın geçişine zarar verici düzenlemeler yapmak, eşya koymak, (araba park etmek) gibi davranışlar haksızlıktır.  Yoldan geçenlere eziyet verecek şeyleri yol üstüne bırakmak gerçekten zulümdür. (Süleyman Hasbi, s. 29)

Allah “Muhakkak Allah zalimleri sevmez” buyurmuştur. Zulmün ortadan kaldırılması ve “Muhakkak Allah adaleti ve ihsanı emretmiştir” ayeti ile emredilen adaletin yerine getirilmesi vacip olur. (Süleyman Hasbi, s. 30)

Modern hayat İslam hukukunu nazara almadığı için, günümüzde pek çok zulümler işlenmektedir.  Mekan ile insan arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Bu madde özelde insan ve mekan arasındaki ilişkileri  de düzenlemektedir. İşin özünde insan kendine ait mekanı veya kamu mekanlarını kullanırken komşusuna zarar vermemek yer alır.  Maddenin uygulanabilmesi için zarar-ı fahişin ortaya çıkması gerekir. Hukuk kitaplarında verilen ilginç örnekler zarar-ı fahişi anlamamızı kolaylaştıracaktır.

 Zarar-ı fahiş gerekçesi ile harman yerinde komşunun rüzgarını kesecek derecede yapılaşmaya izin verilmemiştir. Fetva şöyledir. “Birinin harman yeri kurbunda diğeri mürtefi bina ihdas ile harmanın rüzgarını seddeylese zararı fahiş olmakla ref ettirilir” (Demir, s. 279).  Aynı şekilde birinin evinin önüne güneş ışığını tamamen kesecek derecede bina yapılması aynı gerekçe ile engellenmiştir.

Zarar-ı fahiş gerekçesi ile komşunun evinin içini görecek şekilde yüksek binaların yapılmasına ev sahiplerinin itiraz hakkı vardır. Bu durum, zarar-ı fahiş kabul edilerek men edilmiştir. İslam tarihinde bu açıdan zaman zaman minarelere itiraz edilmiş, haklı görülen şikayetler üzerine yıkılan minareler olmuştur. Söz gelimi 956 yılında el-Karaviyyîn camisinin minaresi çok yüksek olduğu ve evlerin içini gördüğü gerekçesiyle şikayet konusu olmuş, yıkılıp yeniden yapılmıştır. (O’meara, s. 111)

Son zamanlarda hiçbir estetik ve hukukî nezaket taşımayan gökdelenlerin şehrin ortasında biti vermesi, aile mahremiyetini hiçe sayan ve çevresini küçümseyen bir kibir abidesi olarak halkın tepesine dikilmesi, insan ruhuna derin yaralar açmaktadır.

Bu madde kişinin sahip olduğu mülkiyet hakkını, komşusunun zararına olarak kullanamayacağı ilkesini getirdiği gibi, kamu mallarını, umumun zararına yol açacak şekilde kullanılmayı da yasaklamıştır.

Bu çerçevede örnekleri çoğaltmak mümkündür. Kişinin evinde kullandığı elektronik aletleri komşuyu rahatsız etmeyecek şekilde kullanması, mesken-evlerin hemen yakınına gürültü çıkaran atölyelerin, kirli atık, sis duman yapan fabrikaların inşası, çevre kaynaklarını kirletecek yapılaşmalar bu maddeye göre açıkça zarara yol açtıkları için zulümdür. Zulüm ise haramdır.

Halkın çevreci olmayan devlet yatırımlarına itiraz etmeleri bir haktır. Zira bu tür yatırımlar çevrelerinde kalıcı zararlara yol açabilmektedir. Söz gelimi yıllar önce Seydişehir’e kurulan Eti-Alüminyum tesislerini hatırlıyorum. Gerekli filtre sistemi yapılmadığı için (ne kadar insanın hastalandığını bilmiyorum) ama 30 – 40 km civarındaki köylerde meyve ağaçlarına çok ciddi zararlar verdiğini biliyorum!

Kişi özgürlüğü ile komşu hakkını gözetme arasında sıkı bir irtibat olmalıdır. Zaman zaman tartışma konusu olan kişinin çıplak gezinme hakkı ile  komşunun günahtan korunma hakkı arasındaki tezat bu madde ile çözüme bağlanmalıdır. Giyim kuşamın, muhatabını açıkça tahrik edecek şekilde olmaması, komşunun harama bakmama hakkına bir saygının gereğidir. Aynı şekilde insanları harama ve zararlı işlere teşvik eden reklamlar, umumum zararına yol açtığı için yasaklanmalıdır.

Çevreye, insana ve hukuka saygılı olmak Müslümanın en önde gelen özelliği olmalıdır. Müslümanın ayağına batan dikeni kalbinde hissetmeyen Müslümanın nasıl imanı kamil değilse herhangi bir Müslümana yapılan zulmü kendine yapılmış kabul etmeyen insanın da imanı kamil değildir. Müslümanların “Komşunun üzerinizdeki hakkını biliyor musunuz? Onun iznini almadan onun rüzgarını kesecek bir şey inşa edemezsiniz” (O’meara, s. 96) buyuran peygamberin nezaketine sahip olmadan yeni bir medeniyet inşa etmeleri hayaldir.