Kapak
İbrahim Hakkı Hz.'nin İlmi Yönü

İBRAHİM HAKKI HZ.’NİN İLMİ YÖNÜ 

 

 Yusuf İrfan SAĞLAM

 

 İbrahim hakkı Hz. 1703 yılında Erzurum’a bağlı Hasankale ilçesinde doğmuş ve 1780 yılında 77 yaşında Tillo’da vefat etmiştir.

Babası mürşit aramak maksadıyla Siirt’e buradan Tillo’ya gelerek İsmail Fakirullah Hz.nin hizmetlerine girmiştir. İbrahim hakkı Hz.de çocuk yaşta amcası ile beraber babasını ziyaret maksadıyla geldiği Tillo’da babasının şeyhine intisap ederek o günün şarlarına göre çok ileri sayılabilecek din ve fen ilimlerini hocasından öğrenmiş ve daha sonra hocasının torunu ile evlenmiştir.

Mürşidi ve hocası İsmail Fakirullah Hz.nin vefatından sonra devraldığı irşat ve öğretim görevini hayatı boyunca sürdürmüştür. Büyük Mütefekkir ve bilim adamı İbrahim hakkı Hz. bir ansiklopedi özelliği taşıyan ve 1756 yılında tamamladığı Marifetname isimli eserinde matematik, astronomi, anatomi, fizik, kimya velhasıl ona göre nihai hedef olarak Yaradan‘ın bilinmesine hizmet edecek her ilim dalından tasavvufi bir üslup ile bahsetmiştir.

Türkçe yazılan ve daha sonra Arapça ve Farsça’yada çevrilen Marifetname isimli eseri üç başlık altında toplanmıştır.

1-Fenn-i Evvel: Basit ve birleşik maddeler madenler, bitkiler ve nihayet insanı anlatarak basitten karmaşığa doğru bir sıra takip eder, daha sonra aritmetik, geometri, astronomi ve takvim bölümleri yer alır.

 

2-Fenn-i sani: Bu bölümde anatomi, fizyoloji gibi bilimler yer alır. Vücut yapısı ile huy ve mizaç ilişkisi üzerinde durulmuştur.

3-Fenn-i Salis: İlahi, dini ve felsefi bilgileri içermektedir. Bunlara ilaveten içtimai hayat ve usulünü anlatan son bölümdeki eğitim metotlarını inceleyen Alman Eğitim bilimcisi Prof. Dr. Hausmann Türk eğitim tarihini kapsamayan bir dünya eğitim tarihinden söz edilemez “ tespitini yapmıştır.

İbrahim Hakkı Hz.’nin sahip olduğu ilimlerden ne kendi yaşadığı dönemlerde ne de bugün için şöhreti derecesinde istifade edilmemiştir. Aradan iki buçuk asır gibi bir süre geçtiği halde bazı konularda vermiş olduğu bilgilere bugün ve hatta gelecek için dahi geçerliliğini koruyacak niteliktedir mesela yer çekimi, kıtaların, haraketliliği, volkanizma, atomun yapısı depremler, atmosfer ve hidrosferin meydana gelişi hakkında vermiş olduğu bilgiler günümüzdeki bilgilerle aynıdır. Güneş sistemi yıldızlar uzay ve kainat yapısı hakkında ileri sürmüş olduğu bilgilere kendisinden 100-150, sene maddenin temel taşı olan atomla ilgili açıklamalarından ise 52 sene sonra ilk defa Dalton’nun 1808’de yayınlamış olduğu kitabında rastlamaktayız.

Ayrıca yer kabuğunun hareketleri konusundaki açıklamaları günümüzde “wegener teorisi veya plaka tektoniği “ olarak bilinen yeni ve 1967 yılında Moskova’ da düzenlenen uluslararası jeofizik kongresinde kabul edilmiş bir konudur.

Bütün bunlara ilaveten İbrahim Hakkı’ Hz. nin Geernwich yerine Tillo’yu (Aydınlar) merkez kabul edip üzerinde meridyen ve paralelleri gösterdiği ve daha sonra Antartika kıtası keşfedilmemişken gerek kutuplardan gerekse ekvator açısından çizdiği dünya haritaları günümüz haritalarına –antartika dahil son derece yakınlık arz etmektedir.

Dünyanın yuvarlaklığını geometrik kavram ve şekillerle ispatlaması, yönleri “8” den “32” ye çıkarması, dağların yüksekliğini bir kuyunun içine girmeden derinliğini ve bir akarsuyun geçilmeden genişliğini ölçmesi 100 şehir için zaman fark cetvelini ve Tillo için devamlı takvim denilen Rüzname’yi hazırlaması bütün bunların hesaplanmasında kullandığı Rub’ul Müceyyip, Rub’ul Mukantarat, Usturlab, dünyanın 23,5 derece eğik olduğunu gösteren, üzerine kutuplar meridyen,  paralel, ekvator ve burçların işaretlendiği tahta küreler ve tek yıldızları incelemede kullandığı Menteke adını verdiği delikli asa ve bunlara ait kendi el yazması kullanma kılavuzları gibi Tillo’da özel bir müzede sergilenen, dikkat, hassasiyet,  kültür ve tecrübe isteyen bir kısım aletleri o günün şartları içinde yapmayı başarması onun bu konuda ne kadar ileri görüşlü başarılı ve ilmi bir deha olduğunu göstermektedir

İbrahim Hakkı Hz. leri pozitif ilimleri sadece cesurane bir şekilde anlaşılır bir dil ve açıklıkta anlatmakla kalmadı onları uygulama ve kullanmasını da bildi. Hocası İsmail Fakirullah Hz. leri için yaptırdığı ve kendisinin de içinde, hocasının ayak uçuna defnedilmesini vasiyet ettiği astronomi ve mimari bilim harikası olan Türbe bunun en güzel ispatıdır.

İbrahim Hakkı Hz.leri ” yeni yılda doğan güneş ilk olarak hocamın başucunu aydınlatmasa onu istemem” diyerek söz konusu türbeyle türbenin yanına 8 köşeli ve10 myüksekliğinde bir kule yapar. Bunların3 kmkadar doğusunda 21 Mart ‘ta gece ve gündüzün eşit olduğu nevruz gününde güneşin doğduğu dağın tam tepesine halen mevcut olan kal’atül Üstat denilen bir duvar örer.  Bu duvarın ortasında 40x50 cm ebatında bir boşluk bırakır. Güneş yeni yılın bu ilk gününde doğarken bütün Tillo duvar ve tepelerden dolayı gölgede kalır. Bırakılan boşluktan giren ışık kulede bulunan bir yansıtıcı ile kırılmakta ve türbenin penceresinden girerek Hocası İsmail Fakirullah Hz. lerinin sandukasının başucunu birkaç saniye aydınlatmaktadır. Maalesef Türbe 1963 yılında restore edilirken bu sistem bozulmuş yerli ve yabancı birçok bilim adamının uğraşmasına rağmen düzeltilememiştir.

Düzeltilmeyişi konusunda torunlardan bilgisayar ve matematik profesörü Dr. Aziz BENER” Bizim elimizdeki ilmi veriler Greenwich’e göre belirlenmiş oysa sistem Tillo, nun  “0”kabul edilmesi sistemine göre yapılmış 21 Martta Güneş, Dünya, Kale ve Kule bir koordinattan geçirilmiş. Ayrıca Güneşte 33 yılda 1 derecelik bir değişim var. Bizler bunu tespit edemiyoruz.” İfadelerini kullanmaktadırlar.

Marifetname’de hemen her ilim dalında açıklamalarda bulunan İbrahim Hakkı Hz’ leri matematik alanında da dikkat çekici izahlarda bulunur Aritmetik sahasında birçok konular işler. Dört işlem bilinmeyen sayılar, bulma, kesirler, bir sayının kökünü bulma bunların arasındadır

Geometri alanında, da cisimlerinin boyutlarını yüz ölçümlerini, nokta çizgi ve yüzey tarifleri, üçgenler, dörtgenler, çokgenler,  açılar merkez ve çevresi kiriş, yay, sinüs, cosinüs, küp, silindir, koni ve küre hakkında yaptığı enteresan izahlar çözümler

Aşkı tabibim kılmışam

Derdim de derman bulmuşam

Ben lübbü hikmet bilmişem

Yunaniyanı neylerem “

İddiasının ne kadar haklı ve ilimde eşsiz bir deha olduğunu göstermektedir.