Kapak
Kitaplar Hayatımıza Anlam Kazandırır

KİTAPLAR HAYATIMIZA ANLAM KAZANDIRIR

 

 Ali Erkan KAVAKLI

 

Kutsal kitap Kur’an şöyle der:

“Seni yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Rabbin, iyilik ve ihsan sahibidir. İnsana kalemle yazmayı ve bilmediğini öğretti.” (Kur’an, 96/1-5)

Kur’an, esas itibarıyla “okuma kitabı”dır. Rabbimiz, kendini tanıtmak ve bizden istediklerini bize bildirmek için, okuma kitabı göndermiştir. İnsan, Rabbini tanımaz ve Onun kitabını okumazsa hayatın anlamını bilemez, dünyaya geliş sebebini anlayamaz, buradaki vazifelerini bilmediği için yerine getiremez.

İslâm inancına göre Allah, ilk insan Hz. Âdem’e 10 sayfalık bir kitapçık göndermiş. Okumasını istemiş. Şit Peygamber’e 50, İdris Peygamber’e 30, İbrahim Peygamber’e 10 sayfalık kitapçık gönderilmiş. Sonra da büyük kitaplar göndermiş Rabbimiz. Tevrat, Hz. Musa’ya; Zebur, Hz. Davut’a; İncil, Hz. İsa’ya; Kur’an, Hz. Muhammed’e gönderilmiştir.

Okumak, “düşünmek” demektir. Okuyarak ve düşünerek hayatın manası anlaşılabilir. İnsanın diğer varlıklardan en önemli farkı, okuması ve düşünmesidir. İnsan aklı, okumaya ve anlamaya müsaittir. Başka varlıklar, okumaz ve yeni şeyler öğrenemezler. İnsana mükemmel bir akıl veren Allah, okuması ve yaratılış gayesini anlaması için kitap göndermiş. Aklımızı kim verdiyse kutsal kitapları da o göndermiştir.

Nasıl güneş ve göz arasında bir bağ varsa, akıl ve Kur’an arasında da benzeri bir ilgi vardır. İnsan, kedi beynine sahip olsaydı, kitapların hiçbir anlamı kalmazdı. Allah bize köpek beyni verseydi kemik peşinde koşardık; inek beynine sahip olsaydık çimenliklerde otlamak için can atardık. Kur’an’ı gönderen Allah, bize onu anlayacak mükemmel bir beyin vermiştir.

Öğrenmek, insan için bir tutkudur. Bu maksatla kitaplar yazılır, okullar açılır, gazete ve dergiler çıkarılır. Okumamak ve düşünmemek, “insanlığı unutmak” demektir.

İslâm düşünürü Bediüzzaman Said Nursî, şefkatli ve merhametli Rabbimizin okumamız için bize iki kitap gönderdiğini söyler. Müslümanlar için birinci kitap Kur’an’dır; ki Kur’an, Tevrat, İncil ve Zebur’u da okumayı tavsiye eder.

İkinci kitap ise “kâinat” kitabıdır.

Allah, kutsal kitapları “söz” olarak göndermiştir. Harf, kelime ve cümleler, kutsal kitapların yapı taşlarıdır.

İkinci kitap olan kâinat da Yaratıcımızı anlatır ve Onu tanıtır.

Bir şiir, şairsiz; bir kitap, yazarsız; bir resim, ressamsız; bir heykel, heykeltıraşsız olmaz. Kâinat da bir kitap gibidir. Her varlık bir cümle, hatta bir kitaptır.

Açmış bir gül çiçeğine bakıp hayran olmamak mümkün değildir. Güldeki güzelim renkler, bir ressamın fırçasından çıkan renklerden daha muhteşem ve daha büyüleyici. Yeşil yapraklar arasında kırmızı, sarı, pembe gül çiçekleri ne kadar harika! Yaprakları yeşil renge, çiçeği de kırmızı, sarı ve pembe renklere boyayan sanatçıya, insan nasıl hayran olmaz?

Kelebeklerin kanatları üzerindeki renk ve desenler ne kadar harika!

Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan, ilkbaharda gelincik çiçeklerinin açtığı bir vadiye gider. Bakar ki yemyeşil vadide kıpkırmızı gelincik çiçekleri açmış, çimenler yeşile ve çiçekler ala boyanmış. Vadi, Tarlan’a bir ressam fırçasından çıkan mükemmel bir tabloyu hatırlatır. Tarlan, şöyle haykırır:

– Boyacı, boyacı neredesin?

Küçücük bir incir çekirdeğinde kocaman incir ağacının programı yazılıdır. Toprağın altına atılan incir çekirdeğinden kocaman bir ağaç meydana gelir. Kader programı, çekirdeğin içini tanzim ediyor.

İncir ağacını bir kitaba benzetirsek, çekirdeğin içinde koca ağacın harika bir özeti var. Hiçbir kitap, bu kadar öz ve güzel özetlenemez.

Aslında her tohum ve her çekirdek, bir kitaptır.

Her kitap, yazarını gösterir.

Kâinattaki her varlık, mükemmel bir eserdir. Ağaçlar, kuşlar, insanlar... Hatta cansız varlıklar olan taşlar, mermerler, madenler, dağlar, denizler, ovalar...

Sonra gezegenler, yıldızlar, güneşler, galâksiler... harika bir düzen içindeler. Otoyollarda gördüğümüz binlerce araba, nasıl trafik kurallarına uyarak kazasız yol alıyorlarsa fezada da trafik kurallarını düzenleyen ve milyonlarca, hatta milyarlarca yıldızı feza denizinde süren bir şoför olmalı. Gökyüzünde trafiği düzenleyen bir sanatçı bulunmalı.

İnanmamak, akla aykırı olur.

Kâinat, onu yaratan muhteşem sanatçıyı anlatıyor.

Okumasını bilmek ve tutkuyla okumak gerekir. Doğru düşünmek, sanatların en zorudur. Kitaplar kadar, kâinat kitabı da bize düşünmeyi öğretmeli, bol bol zihin egzersizleri yapmalıyız.

Kâinat kitabını okumak, inancımızı artırır. İman, hayatımıza anlam katar, iç dizaynımızı mükemmelleştirmemizi sağlar. İç dünyası huzurlu olan insan, dış dünyadaki problemlerle daha kolay mücadele eder. Neye inandığını, niçin yaşadığını, niçin çalışması gerektiğini bilmeyen insan, iyi ve doğru hedef seçemez, seçtiği hedefe kilitlenemez, kendini iyi motive edemez ve başarılı olamaz.