İslam'da Kötü Olan ve Yerilen Davranışlar
       

İSLAM’DA KÖTÜ OLAN VE YERİLEN DAVRANIŞLAR

 

İslâm ahlâkının benimsediği model insan, iyi ve övülen tutum ve davranışları yaparken, kötü ve yerilen davranışlardan sakınır. Model insan, iyilik ve doğruluk üzere, başkalarına maddi yardımda bulunan, namuslu, emanete riâyet eden, hoşgörü ve bağışlama sahibi, sabırlı, tevazu sahibi, daima sözünde duran, görgülü, insanlarla iyi geçinen, onlara güzel söz söyleyen, yardımsever biridir. İnsanların kaçınmaları gereken kötü davranışlardan bazıları ise aşağıda açıklanmıştır:

1. YALAN

İnsanda huy ve karakter olarak kendini gösteren kötü ahlâkların en çirkinlerinden birisi ve belki en birincisi yalandır. Genel anlamıyla yalan, doğruluğun aksine söz söylemek, olmuş bir olayı olmamış, olmamış bir olayı da olmuş gibi göstermektir.

2. HİLE VE SAHTEKÂRLIK

Başkalarını aldatmak niyetiyle yapılan her fiil ve söylenen söze hile denir. Hilede başkalarına zarar verme kastı vardır. Hileli davranışlar, Müslümanlara uygun davranış değildir.

3. SÖZÜNDE DURMAMAK

İnsanın; verdiği sözde durması, yaptığı anlaşmalara sadık kalması, dostluğa ihanet etmemesi ve iyiliğe karşı nankörlükten sakınmasına vefa denir. Sözünde durma, sözünü yerine getirmeye de ahde vefa denilir. Sözünde durmak, ya da ahde vefa ahlâki değerlerden biridir. Zira bu hal, o kişinin doğru ve dürüst birisi olduğunu gösterir. Hz. Muhammed (s.a.v) şartlar ne olursa olsun verdiği sözde durur, yaptığı antlaşmalara sadık kalırdı. Verdiği söze riâyet etmemek, Hz. Peygamberin ifadesiyle münafıklık alameti sayılmıştır.

4. EMANETE HIYANET

Emanet; birisine, koruması için bırakılan maddi ve manevi haktır. İster maddi, ister manevi olsun, emanet bırakılan şeyleri korumak, İslâm’ın kesin emirlerindendir. İslâm dini bu ahlâki faziletlere sahip olmaya teşvik ve rağbet ettiği kadar, buna aykırı halden de o derece kaçındırıp, onları yapmaktan korkutmuştur.

5- RİYAKÂRLIK

İnsanlarda bulunması istenmeyen, düşük ve bayağı davranışlardan biri de riyakârlıktır. Riya, dünyevi ve uhrevi işlerde insanlara hoş görünmek ve onların takdirlerini kazanmaya çalışmaktır. Riyakâr olan insan, doğru olduğuna inanmadığı halde, sırf birilerini memnun etmek ve onların takdirini kazanmak için, münafıkça tavır ve eylemler içerisine girer. Kalbiyle inanmadığı halde, bir meseleye, inanıyormuş gibi sahip çıkar. Böyle insanlara asla güvenilmez.

6. Kİbİr ve kendİnİ beğenmek

Kibir insanın kendisini başkalarından büyük görmesi ve büyüklenmesidir. Kibirli insan şükürsüzdür. Çünkü şükürde nimet vereni tanımak ve nimeti takdir etmek vardır. Oysaki, bu nimetlerin verilmesinde pek çok hikmetler bulunur ve bunlardan birisi de imtihandır.

7- menfaatçİlİk

Menfaatçilik, kendi çıkarını ve faydasını her şeyden üstün görmek ve her iş ve her durumda kendi menfaatini gözetmektir. Bu ahlâk ve davranış, bir müslümanda olması gereken ihlas sırrına aykırıdır. İnsan yaptığı her şeyi, Allah’ı düşünerek yapmalı ve işlerinde Allah’ın rızasını esas maksat kılmalıdır. Allah için yapılmayıp da, nefis ve menfaat için yapılan her iş ihlassız olup, Allah katında reddedilir.

8. HASET

Haset, başkalarının sahip olduğu nimet ve saadeti çekememek, onların yok olmasını dilemektir. Kendisinde haset bulunan insan, başka birinde gördüğü her türlü nimeti kıskanır, çekemez. O nimetlerin kendisine ait olmasını ister ve bu ihtirasla ve kıskançlıkla, ölçülü davranmayı kaybeder.

9.  HIRS

Hırs; aç gözlülük, bir şeyi şiddetli istemektir. Hırslı olan bir insan, maddî-manevî zarar içindedir.

10.  CİMRİLİK

Cimri; hasis, varyemez, pinti gibi anlamlara gelmektedir. Elindeki mal veya parayı harcayamayan, para ve malı çok sevdiğinden dolayı, başkasına bir şey vermeyen ve sıkıntılara katlanma pahasına, daha çok biriktirmeye çalışan kimse için kullanılan bir sıfattır.

11.  İSRAF

İsraf, insanın sahip olduğu nimetleri gereksiz ve aşırı tüketmesidir ve bu İslâm dininde uygun görülmemiştir. Bir âyette şöyler buyrulur: "Yiyin için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" (A'raf, 31).

12.  İNAT

İnat, ister doğru ister yanlış olsun kendi istek ve düşüncelerinde ısrarcı olmak demektir. Bu hal, galip gelmeyi sevmek ve bununla gururlanmaktan kaynaklanır. Peygamberimiz (s.a.v.); İnat, riyâdan, kin tutmaktan, haset etmekten veya hırstan doğar” buyurarak bu duygulara işaret etmiştir. 

13. KORKAKLIK

Korkaklık; yani korkulmayacak şeylerden bile korkmak demektir. Korku her insanda fıtri olan bir duygudur ve insana hayatını koruması ve menfaatine olanı muhafaza etmesi gibi, hikmetler için verilmiştir. Hz. Peygamber'in: "Allah!ım! Korkaklıktan sana sığınırım." buyurması, korkaklığın kötü ahlâktan olduğunu göstermektedir.

14. TEMBELLİK

İnsanı zarar ve ziyana sürükleyen kötü ahlâklardan birisi de tembelliktir. Tembellik, yapılması gereken işleri yapma gayret ve çabasında bulunmamak ve hatta böyle bir niyeti dahi taşımamaktır.

 15. ÖFKE

Öfke, insanı istikametten çıkartan bir davranıştır. Öfkeli insanın adeta, gözü kör, kulakları sağır olur ve aklı da sağlıklı düşünemez. Şeytan öfkeli insanları kendine oyuncak edinir ve onları kolayca yönlendirir. Öfkesine yenilmiş bir insana şeytan en çirkin şeyi bile güzel gösterir.

16.  ZİNA

Zina, evlilik bağı ve nikah akdi olmaksızın erkekle kadın arasında cinsel ilişkinin vukua gelmesidir. Büyük günahlar arasında sayılan zina hakkında Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır: "Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir  hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur" (İsra, 32).

17. İÇKİ VE KUMAR

İslâm; aklı, canı, nesli, malı ve dini korumayı esas almış, bunları yerli yerince değerlendirmeyi emretmiş, bu değerlere herhangi bir şekilde zarar verilmesini de şiddetle yasaklamıştır. Dünya ve âhiret mutluluğunu engelleyen kişisel, ailevî ve toplumsal huzursuzluklara yol açan sarhoşluk veren maddeler ile kumar oynamayı yasaklamıştır. İçki ve kumar, insanın ızdırabına, ailelerin dağılmasına, hastalıkların yayılmasına yol açan; sosyal, psikolojik ve ekonomik uzantıları olan ahlâki kötülüklerdir.

18. GIYBET

Gıybet, bir kimsenin arkasından, onun aleyhinde konuşmaktır. Birisinin gıyabında hoşuna gitmeyen bir şeyi söylemek, arkadan çekiştirmektir. Kur’an ve sünnet gıybeti yasaklamıştır.

19. İFTİRA

Olmayan bir şeyi, olmuş gibi anlatmak veya nakletmektir. Bir kimseye yapmadığı bir şeyi, “yaptı” diye söylemektir. İftira, insanların onur ve kişiliklerine saldırıdır. İftira, toplumdaki güzellikleri yakıp bitiren bir ateş gibidir.

20. DEDİKODU

Dedikodu; başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşmadır. Bir kimseye, o kimse hakkında bir başkasının söylediği bir sözü, ya da o kimseye yönelik yapmış bulunduğu bir işi-gördüğünü veya duyduğunu öne sürerek- ulaştırma, aktarma, götürme, söz taşıyıcılıktır.

21. SIR SAKLAMAMAK

Sır; herkese söylenmemesi gereken şey. Sır olarak ifade edilen her hangi bir bilgi veya malumatın,  gizli kalması ve uluorta söylenmemesi önemlidir. Sır saklamak nasıl güzel ve faydalı bir davranışsa, bunun aksini yapmak da, o ölçüde kötü ve zararlı bir iştir.

22. İNSANLARIN AYIPLARINI ARAŞTIRMAK

İnsanların ayıplarını, kusurlarını araştırmak, ya da tecessüs, kötü ahlâktandır. Bir Müslüman için asıl olan, Müslüman kardeşinin ayıplarını örtmek, görmemektir.

23.  HAYÂSIZLIK

Haya, Allah’tan ve insanlardan utanma duygusudur. İyi ahlâk ve fazilet sahibi olmak, rezil ve kötü hasletlerden korunmak demektir. Bunun zıddı ise, hayâsızlıktır. Hayâsızlık insanın utanma duygusunu yitirmesi, ne Allah’tan ne de kuldan ar etmiyor olmasıdır. Bu itibarla hayâsızlık, diğer pek çok kötü ahlâkın ve davranışın asıl sebebidir.

24.  ANA ve BABAYA İSYAN

Ana ve babaya iyilik ve ihsan evlât üzerine farzdır, onlara isyan etmek haramdır. Hadîs-i şerifte: “Cennet kokusu, beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Ana-babasını üzenler ve sılâ-i rahmi terk edenler bunu duyamaz.” buyrulmuştur.

25. AİLEVΠ Sadakatsizlik

Sadakat; doğruluk, güven ve emniyettir. Evlilikte sadakat, eşlerin birbirine ihanet etmemesi, birbirlerini başkalarıyla aldatmaması anlamlarına gelir. Eşler arasında bir güven ve emniyet ancak sadakat ile tesis edilebilir. Bu ahlâk iffet, namus, haya, gayret gibi insani faziletlerle alakalı bir haslettir. İffetli, namuslu, haya sahibi eşini kıskanan ve koruyan insanlar, eşlerine sadık olurlar.

26. KADINLARA KÖTÜ DAVRANMAK

Kadınlar, erkeklere göre, bir takım özellikler bakımından farklı yaratılışlara sahiptirler. Bu kadınlık özellikleri onları, haksızlık ve zulümlerin hedefi yapabilmektedir.  Bazı zamanlarda ve toplumlarda, yaşama haklarından mahrum edildikleri olmuştur. Kız çocukları evlat bile sayılmamışlar, miras alamamışlardır.

Bu ve benzeri insanlık onuruna yakışmayan yanlış ve kötü davranışların hepsi İslâm dininde yasaklanmış ve yerilmiştir.

27. Çocuklara kötü davranmak

Cenab-ı Hak çocukları, aciz ve bakıma muhtaç bir durumda dünyaya göndermiştir. O masum yavrucaklar, sevgiye, şefkate ve eğitime muhtaçtırlar.

İslâm dininde gerek anne ve babaya olsun, gerekse toplumun diğer yetişkin bireylerine olsun, çocuklara şefkatle muamele etmeleri emredilmiştir. Ayrıca, çocukların kötü niyetlerle, kötü maksatlar için, yanlış işlerde kullanılmaları da yasaklanmıştır.

28. HIRSIZLIK

Hırsızlık, bir kimsenin kendine ait olmayan mal, değer ve imkânı gizlice alması, kendine mal etmesidir. İslâm, emeği ve mülkiyeti kutsal saymış, mülkiyete haksız olarak el uzatmayı cezalandırmıştır. Bu itibarla bütün ilahi dinlerde olduğu gibi, İslâm’da da hırsızlık dinen ve ahlâken büyük günah ve ayıp sayılmıştır.

29. YETİM MALI YEMEK

Yetim; babası olmayan, ergenlik çağına ermemiş çocuktur. İslâm dini, yetimlere iyi davranılmasını emreder ve onların mallarının korunmasına önem verir.

30. KOMŞU HAKKINA RİÂYET ETMEMEK

Aileden sonra en yakın sosyal çevreyi komşular meydana getirir. İyi veya kötü günlerde, şartlar en yakın çevre ile temas halinde bulunmayı gerektirir.

31. HAKSIZ YERE ADAM ÖLDÜRMEK

Haksız yere adam öldürmek, İslâm’a göre Allah’a eş (şirk) koşmaktan sonra en büyük suç, en büyük kötülüktür. İslâm dini, insan hayatının korunmasını da, dinin temel amaçlarından biri saymıştır. Masum insanların canına kıymak, fert ve topluma zarar veren; maddi ve manevi huzuru yok eden korkunç bir davranıştır.

32. İNTİHAR

Her insan, Allah’ın çok kıymetli antika bir sanatıdır ve Allah katında mükerremdir. Hz. Peygamber de, intiharla ilgili olarak;  uçurumdan atlayarak, zehir içerek veya öldürücü bir aletle kendini öldüren kimsenin Cehennem’e gireceğini ve sürekli olarak orada kalacağını buyurmuştur.[1]

33. FİTNE-FESAT

Fitne; insanın akıl ve kalbini, doğrudan doğruya hak ve hakikatten saptıracak şey. Fitne;  dengelerin alt-üst olması, toplumun içten içe kaynamasıdır.  Fitne, kargaşa-kaos hali-anarşi manalarında da kullanılır.

34- ZULÜM

Zulüm; hak yemek, eziyet etmek, işkence ve baskı kullanmak, adaletsizlik yapmak, haddi aşmak, söz ve fiilde aşırı gitmek demektir. Zulüm ayrıca, başkasının mülkünde, onun izni olmaksızın tasarruf etmek manasına gelmektedir. Zıddı ise, nur, aydınlık ve adalettir.

35. BÜYÜCÜLÜK

Büyü, gizli güçlerle ilişki kurularak veya kendilerinde gizli güçler bulunduğuna inanılan bazı nesneler kullanarak zararlı sonuçlar elde etmek için yapılan işlerdir. Büyü-sihir, İslâm’a göre büyük günahlar arasında sayılmış, açık ve kesin bir şekilde yasaklanmıştır.

 



[1] Buhârî, Tıb, 56

 

Bu Yazı 14013 Defa Okunmuştur.